Her sene yaz aylarına girerken zayıflama tutkusu çılgınlık düzeyine ulaşmakta ve bu zayıflama girişimleri bazen hayatı tehdit etmektedir. Şişmanlıkla en yakın ilişki içinde bulunan tiroid hastalıkları gözardı edilirken bilimsel olarak, tiroid, bu alanda en önce dikkat çekilmesi gereken organımızdır. Şişmanlık; basit (beslenme alışkanlıklarındaki bozukluklara bağlı) veya patolojik obezite (hastalıklara bağlı) şeklinde olabilir.
ŞİŞMANLIK (OBEZİTE):Şişmanlığın bir çok ölçütü vardır. Boy / kilo oranı en basiti olmakla beraber, bazı kişilerde (örneğin kas kitlesi gelişmiş kişilerde) yanıltıcı olabilir. Son yıllarda vücudun yağ, su ve kas kitle indekslerini saptayan basit cihazlar sayesinde daha ayrıntılı şişmanlık tanımlamaları yapılmaktadır. Ama, unutmamak gerekir ki kadın ve erkekte şişmanlık tanımında kullanılan değerler farklıdır. Şişmanlık basit bir kilo alma sorunu değildir. Şişmanlık, bazı şeyleri yanlış yaptığınıza veya vücudunuzda bazı şeylerin “yanlış” ve “hatalı” yürüdüğüne işaret eder.

BASİT ŞİŞMANLIK:Gereğinden fazla (ihtiyaç duyduğunuzdan fazla) kalori aldığınız durumda ortaya çıkan şişmanlık türüdür. Genelde 2 ana nedeni vardır:
1) Beslenme alışkanlığı bozuklukları: Çok yemek, yanlış şeyler yemek, yanlış zamanda yemek, özetle fazla kalori almak,
2) Hareket azlığı: Spor veya egzersiz yapmamak, günlük yaşamda daha ziyade oturarak zaman geçirmek, özetle az kalori harcamak.

Kısaca, aldığınız kalori değerini yaktığınız kalori değerine böldüğünüzde 1 rakamından daha büyük bir değer elde ediyorsanız basit şişmanlık oluşur, bu neredeyse kaçınılmazdır. Bu değeri 1'in üstünde tutmaya devam ederseniz garantili olarak" kilo alırsınız, ancak bu değeri 1'in altına indirirseniz kilo vermeniz mümkündür. Yapılan araştırmalarda günlük beslenmede fazladan yenen çok basit görünen gıdaların bile (yarım elma gibi), uzun vadede ciddi birikimlere yol açtığı kanıtlanmıştır.

Basit şişmanlığın nedeni çoğunlukla beslenme alışkanlıkları bozukluklarıdır. Örneğin, az sayıda öğünle (günde bir veya iki defa) yemek yediğiniz halde kilo alabilirsiniz. Akşam saat 19:00’dan sonra yemek, kuruyemiş, dondurma, tatlı, meyve ve hatta şekerli çay kilo almanız için yeterlidir. Sebze ve meyve yemeyen veya az yiyenlerin kilo alması doğaldır. Uzun süre aç dolaşıp ondan sonra doyurucu yemek yemek kilo aldırır. Bunun en tipik örneği, Ramazan ayında oruç tutan kişinin kilo almasıdır.

Ayrıca, sizi üzen, strese sokan durumlarda salgılanan hormonlar nedeniyle çabuk acıkabilir ve ihtiyacınız olan kaloriden daha fazlasını alırsınız. Bunun farkına bile varmayabilirsiniz.

Ruhsal açıdan çökmüş (depresyonda) olan bazı kişiler, yemek yiyerek, abur cubur atıştırarak bir çeşit “tatmin yolu” bulurlar. Zaten depresyonlu hastaların çoğunda metabolizmanın yavaşladığını da dikkate alırsak bu atıştırmalar ve fazladan yenen miktardaki yemekler kilo alma ile sonuçlanır. Bu son örneklerde görüldüğü üzere kilo almanız vücudunuza ilaveten ruhsal açıdan “yanlış” yürüyen bazı durumlara bağlı olabilir.

Yukarıdaki örneklerdeki şişmanlıkları “basit şişmanlık” olarak adlandırabiliriz. Ancak, bu kişilerde şişmanlık kalıcı bir hal alırsa basit şişmanlık ciddi sağlık sorunlarına neden olan diğer hastalıklara da neden olur. Şişmanlığın başka hastalıklara neden olacak ciddiyette olmasına morbid obezite adı verilir.

Şişmanlık, yanlış beslenme alışkanlıkları veya aşırı beslenmeye bağlı ise bilinçli bir diyet ile sıkı bir egzersiz programı ve düzenli spor yapmak sizi zayıflatabilir.

HASTALIKLARA BAĞLI ŞİŞMANLIKBazı tıbbi durumlarda hasta gerçekten doğru beslense de şişmanlar. Bu hastalarda şişmanlığa neden olan tıbbi durum yeterli tedavi ile düzeltilmedikçe hiç bir diyet kalıcı zayıflama sağlayamaz. İşte bu tıbbi durumların başında tiroid hastalıkları gelir.

Tiroid hormonu “metabolizma hızımızı” belirleyen ana hormondur. Tiroid bezesinin yetersiz hormon salgıladığı durumlarda (tiroid hormon yetmezliği; hipotiroidizm) metabolizma yavaşlar ve şişmanlık ortaya çıkar. Bu şişmanlık, göz çevresinde, göbek etrafında ve daha ziyade vücut alt bölümünde kendini gösterir.

Tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidizm); ya net ve aşikar tiroid yetmezliği (yüksek TSH, düşük T3 T4) şeklinde veya gizli (hafif TSH yüksekliği, normal T3 T4) şeklinde olabilir. Aşikar tiroid yetmezliği (hipotiroidizm)in şişmanlığa yol açtığı tıp camiasında bilinmektedir. Gizli tiroid yetmezliği (subklinik hipotiroidizm) ise daha az bilinmekte, tanısı çok güçlükler arz etmekte, şişmanlığa neden olduğu da pek tıp camiasında pek az bilinmektedir. Halbuki, şişman hastalarda saptanan tiroid yetmezliğinin çoğu "gizli" tiroid yetmezliği (subklinik hipotiroidizm) şeklindedir. O nedenle burada gizli (subklinik) tiroid yetmezliği ile şişmanlık arasındaki ilişki üzerinde duracağız.

GİZLİ TİROİD YETMEZLİĞİ (SUBKLİNİK HİPOTİROİDİZM-HAFİF TSH YÜKSEKLİĞİ)
Tiroid hastalıklarının şişmanlık yapması için çok belirgin hormon bozuklukları yapmasına gerek yoktur. Tıp literatürüne giren geniş çaplı yeni bir araştırmada, Moulin de Moraes ve arkadaşları, 30-50 yaş arasındaki şişmanların %25’inde yani her 4 şişman kişiden 1’inde hafif düzeyde TSH yüksekliği (subklinik hipotiroidizm) mevcut olduğu, diğer hormonların tamamen normal olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar aslında bugüne kadar bilinen ve beklenenden yüksektir. Üstelik, önceden tiroid hastalığı olduğu bilinen kişiler bu çalışmaya dahil edilmemiştir. Yani tamamen normal olarak bilinen şişman kişiler bu çalışmaya dahil edildiğinde bunların %25’inde (dörtte birinde) tiroid hormon yetmezliği saptanmıştır.

Zayıflama rejimine girecek hastalarda öncelikle tiroid hormonu ölçümleri yapılmalıdır. Bu amaçla tarama testi olarak TSH isimli hormon ölçülmelidir. Bu hormon tiroid bezesinin çalışma ve fonksiyon düzeyi hakkında önemli bilgiler verir. Bu testte anormallik varsa diğer tetkikler istenir. Fakat dikkat edilmesi gereken husus, bu hormonun düzeyinin her yaşta aynı olmayacağıdır. Subklinik hipotiroidizm (gizli tiroid hormon yetmezliği) dediğimiz hastalıkta TSH değeri hastanın yaşına göre hafif düzeyde yükselmiştir, diğer tiroid hormonları ve antikorları ise tamamen normaldir. TSH’taki bu hafif yükseklik her zaman “laboratuar normal değeri”nin üstünde olmayabilir. Bu TSH değerlendirmesini yaparken hastanın yaşına, cinsiyetine, çalışma koşullarına, fizyolojik durumuna (örneğin hamile, lohusa olup olmadığına) göre “düzeltilmesi” ve ona göre değerlendirilmesi gerekir. Örneğin, aktif, genç bir hanımın TSH düzeyi, yaşlı ve pasif bir yaşam süren diğer bir kadından daha düşük olması beklenir. Bu tetkikler yorumlanırken hastadaki muayene bulguları da dikkate alınmalıdır. Bu tür ince ayrımlar yapmadan yapılan değerlendirme “border-line” olarak adlandırılan “sınırda” tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidizm) vakalarının gözden kaçırılmasına neden olur.

Haşimato Hastalığı olarak bilinen diğer bir durumda da şişman hastada tiroid antikorları yüksekken TSH değeri eskiye göre kısmen yükselmiş de olsa hala laboratuvar normal değeri içinde bulunabilir. Bunların T3 ve T4 tiroid hormon değerleri çoğunlukla normaldir (Subklinik hipotiroidizm, gizli tiroid hormon yetmezliği). Ayrıca, bu grup hastaların bir kısmında tiroid hormonları da normaldir (normale dönmüştür). Bu nedenle sadece TSH ölçerek “sizin şişmanlığınız tiroide bağlı değil” şeklinde hastaya bilgi vermek ve hastayı diyete tabi tutmak yanlış ve yanıltıcıdır.

Ayrıca, tiroid hormon yetersizliği sonucunda, şişmanlığa ilaveten, vücutta başka sorunlar da vardır. Örneğin bu hastalarda kolesterol düzeyi de çok yüksektir. Bu da, bu kişilerde şişmanlığa ilaveten beraberinde kalp-damar sistemi hastalıklarının da olabileceğine işaret eder. Dolayısıyla, kilo verdirici rejimlerin bir parçası olan fiziksel egzersiz bu kişilerde dikkatle planlanmalıdır.

Bu bilimsel gerçekleri dikkate almadan dikkate almadan yapılan zayıflama rejimleri hem kalıcı sonuç vermez hem de hastalar için ciddi tehlikeler yaratabilir. Şişmanların diyetle veya sporla zayıflama programlarına dahil edilmesinden önce deneyimli bir uzman tarafından tiorid odaklı değerlendirmesinin yapılması gerekir.

Bu muayene ve değerlendirmede, hafif düzeyde de olsa tiroid hastalığı saptanan şişmanların öncelikle tiroid hastalığı yönünden tedavi edilmesi, tiroid hormon düzeyi normale geldikten sonra uzman hekim kontrolünde ve deneyimli diyetisyenlerin işbirliği ile kilo verdirici rejime alınması gerekir. Aksi halde, kilo verdirilse bile, bu hastaların tekrar ve hızla eski kilolarına gelmesi kaçınılmazdır.

Bazı diyetisyenlerin hekim kontrolü olmadan direk obez hasta kabul edip bir çok kan tahlili, hormon ölçümleri ve hatta filmler istediği maalesef ülkemizde bir gerçektir. Bu yapılan ölçümlerin değerlendirilmesi “otomatik” değildir, ciddi bir klinik hekimlik deneyimi gerektirir. Elde edilen sonuçlar “laboratuvar normal değerleri” içinde olsa dahi bu sonucun bazı tiroid hastalıklara işaret ettiğine tanık olabiliyoruz.

Bir süre önce basında da yer aldığı üzere, bazı hastalara hiçbir tiroid hastalığı olmadan, kapsamlı bir tiroid değerlendirmesi ve muayenesi yapılmadan diyet listelerinin sonuna guatr ilaçları (Tefor, Levotiron, L-Thyroxin vs) eklenmektedir. Bu durum da çok sakıncalıdır. Çünkü tıbben her ilaç bir hekim tarafından yazılmalı ve sorumluluğu üstlenilmelidir. Kaldı ki tiroid hormon yetmezliği olmadığı halde tiroid ilaçları vermek bazı yan tesirleri de beraberinde getirir. Bu ilaçlar tiroid hormonu olup gerekmedikçe kullanılmaz ve ancak hekim tarafından verilebilir. Bu ilaçlar reçeteye tabi olup hekim olmayan yardımcı sağlık personeli, diyetisyen, beslenme uzmanı, komşu, arkadaş ve eş dost tavsiyesi ile kullanılmaz. Yan tesirleri ciddi ama sinsidir. Çarpıntı, kalp krizi, beyin kanaması, ritm bozukluğu, kaşıntı, saç dökülmesi, kemik erimesi, yüksek tansiyon ve kalp büyümesi bu yan tesirlerin bir kısmıdır. Tiroid uzmanları dahi bu ilaçları kullanırken mikrogram düzeyinde ve çok hassas dengeler içinde kullanır.


KAYNAK: Guatr ve Tiroid Kanseri Derneği Resmi Sitesi: www.guatr.org.tr