RADYOLOJİK ÇALIŞMALAR

ABDOMİNAL USG:

Acil ve elektif şartlarda abdominal usg hala en sık başvurulan yöntemdir. Tekniğin başarısız kaldığı durumlar obesite ve yoğun intestinal gaz durumlarıdır.

Yüksek frekanslı vibrasyon uygulanarak;alternatif kompresyon ve re-refleksiyon dalgaları ,dokuda ilerleyerek geri döner ve bu dalgalar dokulardaki akustik empedans değişikliklerine göre geri dönerek yorum yapmamızı sağlarlar. Ses demetinin dokudan geri yansıyan kısmı bir transducere geri dönerek bir imaj oluşturur. Safra taşı eğer var ise % 95 sıklıkta görülecektir. Duktal dilatasyon ise %90 sıklıkta görülür.

Safra taşları varlığının ispatlanmasında usg en güvenilir ve cost efektif yöntemdir. Safra kesesi boynunda ve sistik kanalda taş varlığında bu taşın görülmesi zorlaşabilir çünkü burada duvarların kendileri de kuvvetli ekolar gönderirler

Usg akut ve kronik kolesistitte diagnostik olup ödem ,kese duvar kalınlaşmaları,duvarda özellikle gaz varlığı ile kese yokluğunun gösterilmesini sağlar. Taş yokluğunda duvar kalınlaşması ve ödem beraber görüldüğünde ,organ üzerinde hassasiyet de mevcut ise akalküloz kolesistit düşünülür.

Usg ayrıca porselen kese,adenom,karsinom ve hidrops teşhisini de koydurur. Usg sarılık araştırmasında ilk başvurulacak yöntemdir çünkü İH-EH SY dilatasyonlarını başarılı bir şekilde görüntüler,ayrıca intraduktal kalkül veya kitle için obstruksiyonun nedeni hakkında yardımcı olur. Postoperatif olarak da bilomaların ve subhepatik abselerin tanısında yardımcıdır.

ABDOMİNAL RADYOGRAFİ:

X-ray filmler ,sarılıklı ve safra taşı mevcut hastalarda kısıtlı bilgi verirler. Perforasyon ve barsak tıkanmalarında düz karın filmlerinden yararlanılır;bazen de sağ üst kadranda yeterli miktarda Ca++ içeren taşlar opak objeler şeklinde -20 sıklıkta görüntülenebilirler.

Kolesistoenterik füstüller gibi duodenumla ilişkili durumlarda kese içinde anatomiyi gösteren şekilde gaz birikmesi tanıda yardımcıdır,ki bu durum kronik kolesistitlerde karşılaşılma ihtimali olan bi durumdur. Amfizematöz kolesistit denen ve kesenin gaz üreten anaerobik bakterilerce sekonder enfeksiyonu durumunda da kese duvarında gaz kabarcıkları görülebilir.

ORAL KOLESİSTOGRAFİ:

Safra taşları tanısında oral kolesistografi basit ve efektif bir testtir,ancak tekniğin riski kese duvarının sıvıyı absorbe edebilme yeteneğidir.Hasta halojenli boya içeren radyoiyodin opağı içer ;gis bu boyayı emer ve KC e geçer ve oradan da intra ve extrahepatik safra yollarına geçerek SK de dahil olmak üzere tüm safra sistemi görüntülenir.

Eğer kesenin mukozal fonksiyonu normal ise ,boya emilecektir,eğer boya kesede yeterince konsantre olmaz ise taşlar görüntülenemez,bu nedenle sıklıkla bir doz boya daha alınır. Şimdilerde oral kolesistografinin yerini abdominal USG almış durumdadır.

CT & MR:

CT safra yolları dilatasyonları ve taş görüntülenmesini sağlar bunlar usg ile de mümkün olduğu için rutinde pek tercih edilmemektedir.CT taşların görüntülenmesinde usg den sonraki etaptır.

CT’nin major kullanımı: safra yolları ve extrabilier yolların durumunun incelenmesidir,obstruktif sarılık ayırıcı tanısının bir parçasıdır. MR safra yolları görüntülenmesinde oldukça ufak bir öneme sahiptir,yeni yeni tanınmaya başlanan contrastlar sayesinde kullanımı genişlemiştir.

BİLİER SİNTİGRAFİ

Tc 99m ile işaretlenmiş HIDA ıv olarak enjekte edilir,KC de kupffer hücrelerince temizlenerek safraya salınır,normalde alım sonrası KC de peak aktivitesine 10.dk da ulaşır,hemen sonra safra yolları görüntülenir.60 dk içersindede aç olma durumunda SK görüntülenir.

Bu test akut kolesistit durumlarında tercih edilebilir,sistik kanal obstruksiyonu SK in görüntülenememesi durumunda diagnostiktir. Akut kolesistit teşhisinde güvenilirliği % 97 dir.

PERKÜTAN TRANSHEPATİK KOLANJİOGRAFİ:

Floroskopinin yardımı ile lokal anesteziyle,küçük bir iğne karın duvarından KC e doğru itilir.Bir safra yolu içine girildiğinden emin olunduğunda ,guide tel çıkarılarak kateter yerleştirilir.

PTC nın yararı hem kolesistogram yapılabilmesi,hem de gerektiğinde terapötik girişimlere musaade etmesidir. Tekniğin unkomplike safra taşlarına pek yararı olmamakla beraber,striktür ve tümöral durumlarda oldukça yararlıdır. PTK mesela sağ ve sol hepatik safra yollarının birleşme yerinde gelişen Klatskin tümörü gibi usg nin intrahepatikleri extrahepatik yollardan bağımsız olarak genişlemiş olarak gördüğü durumlarda oldukça fayda sağlar.

İnvazive bir girişim olduğu için birtakım problemler yaratır: Kanama,kolanjit,safra sızması ve diğer kateter problemleri gibi...Hematobilia de sıklıkla oluşmakla beraber kendi kendini sınırlayıcı ve önemsizdir.

ENDOSKOPİK RETROGRAT KOLANJİOPANKREATOGRAFİ(ERCP):

Endoskopun yardımından faydalanılarak safra yolları ve pankreatik kanal entube edilerek görüntülenebilir. Bu girişim,hastaya hafif ıv sedasyon verilerek yapılır.

Avantajları:tanı ve tedavide oldukça önemli olan ampullanın ve distal safra yolunun direkt görüntülenmesidir.Hernekadar malign veya benign ana safra kanalı hastaları için oldukça faydalı olsa da ,benign kese hastalarında tercih nedeni değildir.

SK veya ana kanalda dilatasyonu olan obstruktif sarılıklı hastalarda tanı ve tedavi için oldukça faydalıdır.

KOLEDOKOSKOPİ:

Rijit veya flexable koledokoskoplar supraduodenal safra yoluna girdirilerek lümende taş varlığı araştırılır,başarı %90 dır. Bu teknik operasyon sırasında uygulanan bir yöntemdir;ayrıca taş veya tm çıkarılması ve de striktürlerden biopsi almak için de kullanılabilir. KAYNAK: Schwartz