Sürrenal (Böbrek Üstü) Bezi Nedir?

 

Böbrek üstü bezleri her iki böbreğin üst kısmına yerleşmiş sarımtırak renkli iki yapıdan oluşur.  Erişkinde yaklaşık 4-5 gr ağırlık ve 3-5 cm uzunluktadır. Bezlerin yerleşim dışında böbreklerle herhangi bir doğrudan ilişkisi yoktur. Sürrenal bezleri bulundukları anatomik yer itibarıyla zor bulunan ve hastalıkları oluştuğunda kitle veya ağrı gibi belirtileri çok ileri evrelerde veren organlardır.

Bu nedenle genellikle bunlarla değil, salgıladıkları hormonlara bağlı sistemik belirtilerle tanısı konan organlardır. Sürrenal bezlerinin salgıladığı hormonların etkileri anlaşıldıktan sonra cerrahinin ilgi alanına girmişlerdir. Gelişen görüntüleme yöntemleri ve biyokimyasal tetkiklerle sürrenal hastalıkları tedavisinde giderek daha fazla cerrahi girişim endikasyonu konmaktadır.

 

Sürrenal (Böbrek Üstü) Bezinin Yapısı Nasıldır ve Görevleri Nelerdir?

 

Böbrek üstü bezi medulla (öz) ve kortex (kabuk) adı verilen iki bölümden oluşur. Bu iki tabaka hem dokusal olarak, hem de salgıladıkları hormonlar açısından çok farklıdır.

 

Medulla, adrenalin ve noradrenalin adı verilen hormon salgılar. Bu hormonların üretimi beyin ve hipofiz bezi tarafından kontrol edilir. Adrenalin ve noradrenalin kalp atış hızını ve kan basıncını artırıcı etkiye sahip hormonlardır. Genellikle fiziksel ve duygusal stresler bu hormonların salgılanmasını başlatır.

 

Korteks kısmı ise, kortikosteroidler denen ve üç ayrı çeşidi olan bir grup hormon üretir. Bunlardan biri, cinsiyet hormonları olup erkek hormonları (androjen) ve dişi hormonlarını (östrojen ve progesteron ) içerir. Bu hormonlar hem kadın, hem de erkeklerde salgılanır.  Hormonların yoğunluğuna göre, dişi veya erkek özellikler gelişir. İkinci hormon çeşidi glukokortikoidlerdir.

Kortizol bu gruba giren hormonlardan en çok bilinenidir. Kortizolün en önemli özelliği, kişinin stresin yıkıcı etkisine karşı direnç göstermesinde etkili olmasıdır. Hemen her tip travma, enfeksiyon, aşırı sıcak - soğuk, uyuşturucu maddelerin enjeksiyonu, cerrahi operasyonlar, deri altına alerjik maddelerin enjeksiyonu ve bazı hastalıklar kandaki kortizol seviyesini artıran faktörlerdir.

Böbrek üstü bezinin korteks kısmının salgıladığı üçüncü çeşit olan mineralokortikosteroidler, mineral tuzları ve potasyumun vücut tarafından kullanımını kontrol eder.

 

Sürrenal cerrahisi ilk kez 1889 yılında Thornton’un hirsutizmi (aşırı kıllanma) olan genç bir kızda bulunan büyük bir sürrenal kitlesini çıkarması ile başlamıştır. Harvey Cushing, Cesar Roux ve Mayo gibi cerrahinin öncü isimleri de bu organın anatomisi, fizyolojisi, hastalıkları ve cerrahisi ile ilgili çalışmalar yapmışlar ve kendi adları ile bilinen bazı hastalıkları tanımlamışlardır.

 

Sürrenal Bezlerinde Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?

Düz karın grafisi ile, sürrenal bezlerin tetkiki zor ve sınırlıdır. Sadece yeni doğanda neonatal kanama veya neoblastomaya bağlı kalsifikasyonlar ile sürrenal bezini tutan granülomatöz hastalık (tüberküloz, sarkoidoz) varlığında oluşmuş kalsifik odaklar görülebilir.

Ultrasonografi yardımıyla sürrenal kitleleri kolaylıkla saptanabilir ve lezyonun solid veya kistik olduğu anlaşılır. Ancak etkinliği sınırlıdır. Sürrenal bezlerin görüntülenmesi bilgisayarlı tomografi (BT) ve magnetik rezonans (MR) gibi ileri tetkiklerin kullanılmaya başlanması ile kolaylaşmıştır. BT sürrenal hastalıkların tanısında en sık kullanılan yöntemdir.

Başka bir nedenle çekilen batın tomografisinde sürrenal bezlerinde kitle saptanırsa, buna adrenaloma veya “insidentaloma” (tesadüfi kitle anlamına) denir. BT ile 1 cm kadar küçük kitleler saptanabilir. Kitlenin büyüklüğü ve komşu organlarla ilişkisi tomografi ile anlaşılır. Ancak böbrek üstü bezi tümörlerinden feokromositomada, erken evre kanser ve adenom (iyi huylu kitle) ayırımı BT ile yapılamaz.

 

MR sürrenal kitlelerinin değerlendirilmesinde BT’den daha fazla bilgi verir. Kitlenin yapısı ve damarlarla olan ilişkisi MR ile saptanır. Sürrenal kitlelerinde iyi huylu-kötü huylu ayrımı ile feokromositoma tanısı konulabilir. Yine sintigrafi de sürrenal kitlelerin tetkikinde kullanılan bir diğer yöntemdir.

Ayrıca ultrasonografi veya BT eşliğinde sürrenal kitlelerine ince iğne aspirasyon biopsisi (IIAB) yapılabilir. Bu yöntem daha çok metastatik (başka yerden sıçramış) tümör şüphesi olan hastalarda ve kistik sürrenal kitlelerinde kullanılır. Feokromositoma şüphesi olan hastalarda ani hipertansiyon krizi olasılığı nedeniyle yapılması risklidir.