Mide ameliyatı olacak hastalarda risk tahmini için yeni bir yöntem geliştirildi

Araştırmacılar laparoskopik tüp mide ameliyatı olacak hastalarda,  erken ameliyat sonrası dönemde morbidite ve mortalite riskini hesaplayacak  yeni bir yöntem geliştirdiler.

 

Obezite tedavisinde laparoskopik mide ameliyatlarının popülaritesi giderek artmaktadır. Güncel bir sistematik çalışmada laparoskopik  sleeve gastrektominin uzun vadede(beş yıl veya daha fazla) 100’de 50’nin üzerinde fazla kilo  kaybı sağladığı,  yandaş hastalıklarda ciddi anlamda düzelme  ve hatta tamamen iyileşmenin  gerçekleştiği gösterilmiştir. (Surg Obes Relat Dis 2014;10:177-183)

Günümüzde laparoskopik tüp mide ameliyatına gidecek hastalarda eski tahminlemesinde kullanılan modeller yetersizdir. Örneğin en iyi bilinen obezite cerrahisi mortalite riski skoru eski verilere dayandığı,  sadece oniki temel değişkeni ele aldığı,  açık ve laparoskopik  prosedürlerin birleştirdiği ve sadece gastrik  bypassa uygulanabilir olduğu için kısıtlıdır.

Cleveland  Klinik’ten Dr Aminian  ve arkadaşları, American College of Surgeons ulusal cerrahi kalite i̇yileştirme programı veritabanından ulaştıkları ve 2012 yılında tüp mide ameliyatı geçiren morbid obez hastaların verilerini değerlendirdiler. Bu veritabanı demografik veriler, yandaş hastalıklar, laboratuvar bulguları ve Amerika’da büyük cerrahi girişim geçiren hastaların 30 günlük post aperitif mortalite ve morbidite sonuçları gibi 150’den fazla değişken hakkında bilgi içerir. Araştırmacılar eşzamanlı olarak endoskopi, karaciğer biyopsisi, karın duvarı onarımı, hiatal herni  tamiri ve  safra kesesi ameliyatı  geçiren hastaları ve intraoperatif komplikasyon yönetimi için uygulanan prosedürleri de dahil ettiler. Revizyonel bariatrik prosedürler ve appendektomi, histerektomi  gibi ilişkisiz ek prosedürler hariç bırakıldı.

Hastaların 30 günlük ameliyat sonrası komplikasyonları ve mortalitelerini etkileyen risk faktörlerini araştırmak için 52 temel değişken univariate ve multivariate analizlerle incelendi.  Derin ven trombozu,pulmoner emboli  ve myokard infarktüsü gibi14 ciddi komplikasyondan herhangi birinin varlığında kompozit komplikasyon tanımlandı.

2012’de laparoskopik tüp mide ameliyatı geçiren 5871 hastada kompozit komplikasyon oranı 100’de 2.4, mortalite yani ölüm oranı ise % 0.05 idi. Genel toplamda laparoskopik sleeve gastrektominin ağır obezitenin tedavisinde güvenilir bir yöntem olduğunu gösterecek şekilde, post aperitif kanama dışında tüm bireysel komplikasyonların oranı hiçbir vakada  % 05’in üzerinde değildi.

Araştırmacılar laparoskopik tüp mide ameliyatlarından sonra ciddi komplikasyonları etkileyen yedi risk faktörü saptadılar. Bunlar konjestif kalp yetmezliği, kronik hastalıklar için steroid kullanımı, erkek cinsi, diyabet, ameliyat öncesi Serum Total bilirubin seviyeleri,  vücut kitle indeksi (BMI) ve ameliyat öncesi düşük hematokrit seviyeleriydi.

Bu risk faktörleri toplam riski tahminlemek üzere bir model geliştirmek için kullanıldı. Çeşitli istatistiksel yöntemlerle bu modelin geçerliliği kanıtlandı. Bu modele göre kabaca vücut kitle indeksi 38’in altında, hematokrit oranı 100’de 42 olan sağlıklı bir kadın hastanın tahminlerden riski yüzde 100’de BİR olmalıdır. Vücut kitle indeksi 60,  diyabetik, astım veya romatoid artrit için kronik steroid kullanımı öyküsü olan ve hematokriti 100’de 44 olan kadın hastanın riski ise 100’de 12.6’dır. Araştırmacılara göre posta opereti komplikasyon riskinin tahminlenmesi cerrahi karar verme süreçlerini iyileştirebilir aydınlatılmış hasta onamını güçlendirebilir.

 

İlk olarak, saptanabilir ve değiştirilebilir potansiyel ameliyat öncesi faktörlerin belirlenmesi ameliyat risklerini düşürebilir. Örneğin semptomatik kalp yetmezliği olan hastaların ameliyat öncesi optimizasyonu elektif cerrahi risklerini azaltabilir. İyileşme süreçlerini bozan ve enfeksiyöz komplikasyonları arttıran kortikosteroid kullanımı düzenlenebilir. Bu risk belirleme ölçeği temel alınarak geliştirilen bir risk hesaplayıcı yakında hizmetinize sunulacaktır.

 

Çalışmanın tek eksik yanı daha önce geçirilmiş venöz  tromboemboli, akciğer hastalığı,  obstrüktif uyku apnesi ve ameliyat süresi gibi iyi bilinen bir risk faktörlerini içermemesidir. Ayrıca cerrahın yeterlilik derecesi de gözönünde bulundurulmalıdır. Bununla birlikte risk tahminlerine modellerinin kullanılması obezite cerrahisi sonuçlarının iyileştirilmesi açısından çok önemlidir.

 

 
Ad * :    
Soyad * :    
Email :    
Yorum :