The Lancet Diabetes & Endocrinology dergisi yazarlarından bir grup araştırmacı,  obeziteyle mücadelede “az ye ve daha çok hareket et” kalıbının geçerliliğini  sorguladılar. “Obeziteyi gerçekten tedavi etmek : yaşam tarzı değişiklikleri biyolojik adaptasyona karşı” başlıklı makalede, araştırmacılar obezitenin biyolojik nedeni olan kronik bir hastalık olduğunu ve sadece diyet ve egzersizle  tedavi edilemeyeceğini i̇leri sürdüler.

Obezite ile mücadele eden pek çok kişi birkaç aylığına ciddi kilolar verebilir fakat bunların 100’de 80 ile 95’i zamanla kaybettikleri kiloları tekrar almaktadır.  Bu kısıtlı uzun vadeli başarının bir açıklaması,  kalori alımını düşürmenin bizi daha yüksek kalorili gıdalar yemeğe sevk eden ve tekrar kilo almamıza yol açan birtakım biyolojik sistemleri tetiklemesidir. Bu biyolojik sistemler gıda kısıtlıdır yaşanan zamanlarda hayatta kalmayı başarmak üzere evrimleşmiştir.

Bununla birlikte, obez bireylerde bu biyolojik adaptasyonlar bireyin iyileştiği enyüksek kilo sonra korumak üzere kalori alımını  ve yağ depolanmasını teşvik eder.  Özellikle yirmibirinci  yüzyılın yoğun kalorili, yüksek oranda yağ içeren gıda tüketimine  ve düşük enerji harcamasına teşvik eden ortamında, pekçok birey için sadece yaşam tarsi değişiklikleri ile bu yağ kaybına direnç mekanizmasını yenmek mümkün görünmemektedir.

Fazla kilolu bireyler yaşam tarzı modifikasyonlarıyla uzun süreli kilo kaybı sağlayabilseler de, kronik obezite aşamasında  vücut ağırlığı adeta biyolojik olarak bireye damgalanmıştır ve koruma altındadır. Bu nedenle az yeme ve daha çok egzersiz yapma şeklindeki güncel öneri bir çok kronik obez  bireyde etkisizdir. Aynen kanama bozukluğu olan birine keskin cisimlerden uzak durmasını önermek gibi..

Güncel  kanıtlar, daha önce obez olan bireyler diyet yoluyla sağlıklı bir vücut ağırlığına kavuşsalar bile,  bu biyolojik adaptasyonların süresiz olarak  direnebileceğini düşünülmektedir. Çok az sayıda birey gerçekten obeziteden kurtulurken,  çoğunluğunda  ancak remisyondan bahsedilebilir.

Araştırmacılar eğer uzun  süreli kilo kaybı amaçlanıyorsa bu biyolojik faktörlerden  en azından bir kısmının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedir. Bununla birlikte mevcut biyolojik temelli girişimler anti obezite ilaçları, obezite cerrahisi, ve intra  abdominal  vagal  sinir blokajı  i̇le sınırlıdır.

Günümüzde sadece Roux-en-Y  gastrik  bypassın iştah   hormonları ve beynin gıdalara tepkisinde obezitenin oluşturduğu değişiklikleri  geri döndürebildiği gösterilmiştir. Bu, neden obezite cerrahisinin uzun süreli etkinliği gösterilmiş tek tedavi olduğuna açıklamaktadır.

Pekçok hekim obez bireylerin kilo kaybı sağlamakta ve korumada  boğuştuğu biyolojik nedenlerin farkında bile değildir. Obezite biyolojik ve çevresel etkenlere dayanan, kronik ve sıklıkla tedaviye dirençli bir hastalık olarak Kabul edilmelidir. Bu hastalık biyolojik temelli  i̇laç tedavisi  ve cerrahiden, yaşam tarzı modifikasyonuna kadar bir çok yaklaşımı gerektirmektedir. Bu biyolojik faktörleri görmezden gelmek ve sadece davranışsal modifikasyonunun yeterli olacağına güvenmek,  kesinlikle obezitenin etkin şekilde tedavi edilememesinin sürmesine ve her yıl milyonlarca bireyin erken yaşam kaybına yol açacaktır.