-Morbid obezite nedir?

Obezite en basit şekliyle vücutta olması gerekenden fazla yağ depolanmasıdır. Morbid obezite ise, boy ve kilodan hesaplanan vücut kitle indeksinin 40 ve üzerinde olduğu durumdur. Vücut kitle indeksinin 35 olduğu, ancak ciddi yandaş hastalığı olan hastalar da morbid obezite grubuna girerler. Morbid obezite olarak adlandırılan hastalık, solunum, dolaşım sistemi ve iskelet sistemi başta olmak üzere temel fizyolojik fonksiyonları bozan ağır bir metabolik sorundur. Morbid obezitenin uzun vadeli sonuçları ciddi sağlık sorunlarına yol açar ve beklenen yaşam süresini kısaltır.

-Vücut kitle indeksi (BMI) nedir?

Basitçe boy ve kilodan hesaplanan, ancak çok detaylı biometrik değerlendirmelerle oldukça paralel sonuçlar sağlayan bir ölçüm aracıdır. Otomatik olarak hesaplamak için buraya tıklayınız.

-Morbid obeziteye yol açan faktörler nelerdir?

Morbid obeziteye yol açan faktörler çok sayıda ve karmaşıktır. Genetik, çevresel ve sosyal faktörler rol oynayabilir. Çalışmalar, problem ortaya çıktıktan sonra, önlemede etkili olan diyet ve egzersiz gibi yaklaşımların etkili uzun vadeli sonuçlar sağlayamayacağını kanıtlamıştır.

-Yandaş hastalık ne demektir?

Ana hastalığa eşlik eden ve ondan köken alan bir veya daha fazla sağlık problemine verilen addır. Morbid obezite primer hastalık iken, diyabet, kalp hastalıkları, uyku apnesi ve eklem hasarları ona eşlik eden yandaş hastalıklar olabilir.

- Bariatrik cerrahi ne demektir?

Yunanca Baros-ağırlık ve Iatrikos-Tedavi kelimelerinin birleşiminden oluşur. Obeziteyi tedavi etmek amacıyla sindirim sistemi organlarında gerçekleştirilen her türlü müdahaleye verilen addır. Mide hacmini küçülterek, daha az gıdayla doyma hissi sağlamayı amaçlayan ameliyatlardan, mideyle barsak arasında yeni bir geçiş oluşturarak gıdaların emilimini azaltanlara kadar pek çok yöntemi kapsar. Daha detaylı bilgi için bu makaleyi okuyabilirsiniz.

-Bariatrik cerrahi nasıl işe yarar?

Bariatrik cerrahi, kalıcı kilo kaybı sağlayabileceği ve diyabet başta olmak üzere yandaş hastalıklarda da uzun vadeli düzelmeler sağladığı kanıtlanan tek metoddur. Temel etki mekanizması restriktif (kısıtlayıcı) ve malabsorbtif (emilimi azaltıcı) olmak üzere iki türdür. Bazı cerrahi işlemler her iki etkiyi de içerir. Örneğin Roux-en-Y gastrik bypass ameliyatında mide hacmi küçültülerek kısıtlayıcı etki sağlandığı gibi, ince barsakların bir kısmı transit geçilerek gıda emilimi de azaltılmaktadır.

-Obezite cerrahisinin benim için uygun olup olmadığını nasıl anlarım?

Öncelikle vücut kitle indeksinizin uygun olması gerekir. Ardından bariatrik cerrahınızla görüşmelisiniz. Herşeyden önce bilmeniz gereken önemli şeyler şunlardır:

.Bariatrik cerrahi kozmetik bir cerrahi türü değildir. Estetik amaçlarla yapılmaz.

.Bariatrik cerrahi hiçbir şekilde vücuttan yağ çıkarılmasını içermez.

.Bariatrik cerrahiye karar veren hastanın bu cerrahinin risk ve faydaları konusunda bilgi edinmesi çok önemlidir. Laparoskopik olarak gerçekleştirildiğinden çok hızlı derlenme sağlansa da, bu ameliyatlar cerrahinin en büyük ve özellikli ameliyatlarındandır.

.Hastanın ömür boyu sürecek yaşam tarzı ve yeme alışkanlığı değişikliklerini kabul etmiş olması gerekir. Bunlara özel beslenme kuralları ve egzersiz dahildir. Bu değişiklikler obezite cerrahisinin başarısının ön koşuludur. Hasta bunlara uymama konusunda direnç gösterirse yetersiz kilo kaybı, hatta kilo geri alımı kaçınılmazdır.

-Açık ameliyatla laparoskopik (kapalı) ameliyat arasında ne fark vardır?

Geleneksel veya açık cerrahide cerrah karın orta hattında göğüs kafesinden göbeğe kadar uzanan büyük bir kesi yaparak karın içi organlara erişir. Laparoskopik veya minimal invaziv cerrahide ise, cerrah 0.5-1 cmlik 3-4 adet küçük keşiden, bir kamera ve özel aletler aracılığı ile karın boşluğuna ulaşır. Laparoskopik cerrahi sadece daha az invaziv değildir. Aynı zamanda daha hızlı iyileşme ve toparlanma, sonuçta da daha iyi yara iyileşmesi sağlar. Obezite cerrahisinde laparoskopi kesinlikle altın standart tekniktir. Açık ameliyat her türlü riski arttırmaktadır.

-Hangi obezite ameliyatı bana daha uygundur, nasıl bileceğim?

Sleeve gastrektomi, yani tüp mide ameliyatı nispeten daha basit bir operasyon olup, sindirim sisteminin doğal akışını değiştirmeden, mide hacmini küçülterek mükemmel kilo kaybı sunar. Sindirim sisteminin doğal akışı değişmediğinden, ciddi vitamin ve mineral eksiklikleri de görülmez. Buna karşın, gastrik bypass türü ameliyatlar daha güçlü bir kilo kontrolünü biraz daha yüksek risklerle sunarlar. Bypass ameliyatlarının metabolik etkileri biraz daha üstün olduğundan, özellikle metabolik hastalıkları olan kişilerde tercih edilmektedirler.

Günümüzde, uzun vadede başarısızlık oranlarının daha yüksek olduğu ve komplikasyonlar nedeniyle yüksek oranda reoperasyon gerektirdiği yönündeki yayınlar nedeniyle, mide bandı uygulamasını neredeyse terketmiş durumdayız.

Pek çok hasta için, ameliyat sonrası etkin kilo kaybı temel hedeftir. Bu konuda, erken dönemde gastrik bypassın daha yüksek kilo kaybı sunduğunu, ancak 5 yıllık sonuçların neredeyse eşitlendiğini söyleyebiliriz. Ancak özellikle ağır diyabetik hastalarda, bypass tercih edilecek ameliyat olmalıdır.

Son söz olarak, her hastaya uygun ve “en iyi” denilebilecek bir ameliyat türü olmadığını, her hastaya onun kişisel özelliklerini, yaşam ve yeme alışkanlıklarını da dikkate alan özel bir seçim yapılması gerektiğini söyleyebiliriz.

-Sigortalar obezite cerrahisini karşılar mı?

Ülkemizde sosyal güvenlik kurumu vücut kitle indeksi 40 ve üzerinde olmak kaydı ile, endokrinoloji uzmanı da dahil olan bir heyet raporu çıkarılarak obezite cerrahisine kısmen de olsa katkıda bulunmaktadır. 35 + yandaş hastalık kriteri SGK tarafından hiçbir şekilde kabul edilmemektedir. Günümüzde, dünyadaki örneklerinin aksine,  özel sağlık sigortalarının hiçbiri obezite cerrahisini kapsamamaktadır.

-Obezite cerrahisine en iyi şekilde nasıl hazırlanabilirim?

Öncelikle, bu ameliyatların sizin yeme alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı geri dönüşsüz şekilde değiştirmenizi gerektirdiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Bu yüzden, ameliyat öncesinde benzetmek uygun olursa “jübile yapmak” gibi bir yeme davranışına kalkışmamalısınız. Aksine, ameliyattan 2 hafta önce başlanan düşük kalorili ve olabildiğince sıvı diyetin ameliyat sonrası komplikasyon oranlarını düşürdüğü kanıtlanmıştır. Bu preop diyet, ameliyat sonrası geçilecek özel beslenme dönemi için bir hazırlık olması anlamında da önemlidir.

Ameliyat öncesi olabildiğince hareketli olmanız da önemlidir. Eğer doktorunuz ve fiziksel durumunuz izin veriyorsa, hergün yürümeye başlayabilirsiniz. Sigara tüketiyorsanız kesinlikle bırakınız. Bu komplikasyonlar açısından en önemli konudur. Özellikle gastrik bypass türü ameliyatlarda, sigara tüketimi doğrudan ülser oluşumu ve ülser perforasyonları ile ilişkili bulunmuştur. Hatta yurtdışında bir çok merkez sigara kullanan hastalara obezite cerrahisi uygulamayı kabul etmemektedir. Ameliyattan ne kadar önce bırakırsanız, ameliyattan sonra tekrar başlama riskiniz de o kadar düşük olmaktadır. Komplikasyonlar ve riskleri azaltma konusunda bu makale de ilginizi çekebilir.

-Obezite cerrahisi için hastanede ne kadar kalmak gerekir?

Bu hastayla ve ameliyatla ilgili bir çok faktöre göre değişebilse de, genellikle ortalama 4 günlük yatış yeterli olmaktadır.

-Ailem ve arkadaşlarımın bana süreçlerde katkısı nedir?

Aile ve arkadaşlarınızın obezite cerrahisi süreçlerinizi desteklemesi başarıyı etkilemektedir. Karar aşamasından, ameliyat sonrası adaptasyon süreçlerine kadar bu destek önemlidir. Ameliyat sonrası beslenme değişiklikleri konusunda yakınlarınızın da bilgi sahibi olması, ihlalleri ve yanlış yönlendirmeleri önleyecektir.

-Obezite cerrahisinden önce yapılması gereken tahliller nelerdir?

Her hasta için rutin olan bir tetkik listesi mevcuttur. Bunlar tam kan sayımı, biokimyasal tetkikler, elektrokardiyogram, anestezi muayenesi, endokrinolojik muayene, tüm batın ultrasonu, gastroskopi gibi temel tetkiklerdir. Hastanın yandaş hastalıklarına göre farklı uzman konsültasyonları ve ileri tetkikler de gerekli olabilir.

-Tip 2 Diyabet üzerinde bariatrik cerrahinin etkisi var mıdır?

Tip 2 diyabet, vücudun insülin üretebildiği, fakat hedef organların insüline direnç geliştirdiği ve kan şekeri düzeylerinin giderek arttığı, uzun süreli metabolik bir bozukluktur. İnsülin, şekerin vücut tarafından kullanılabilmesi için gereklidir. Bilimsel çalışmalar, gastrik bypass hastalarının bir çoğunun diyabetinde tam düzelme sağlandığını göstermiştir. Mide bandı ve tüp mide ameliyatında da, daha düşük olmak üzere aynı fayda söz konusudur. Ayrıca, bariatrik cerrahi geçiren hastalarda insülin direncinde de belirgin azalma gözlenmektedir. Böylece metabolik sendrom riski azalmaktadır. Yanısıra tansiyon ve yüksek kolesterol değerlerinde de düşüş gözlenmektedir. Daha detaylı bilgi için bu linkteki makaleyi okuyabilirsiniz.

-Hipertansiyon nedir ve obezite cerrahisiyle nasıl etkilenir?

Vücut ağırlığının artması yüksek kalp hastalığı riski, yüksek kolesterol değerleri ve yüksek kan basıncıyla ilişkilidir. Bu bozukluklar kalp krizlerine, inmeye, kalp ve böbrek hasarına yol açabilirler. Bariatrik cerrahi zamanla aşırı vücut ağırlığını azaltır. Böylece kalp üzerindeki yüklenme azalır. Çalışmalar gastrik bypass cerrahisi hastalarının büyük bölümünde hipertansiyon probleminin tam olarak çözüldüğünü göstermiştir. Diğer obezite cerrahisi türlerinde de aynı faydalar söz konusudur.

-Yüksek kolesterol nedir ve obezite cerrahisiyle nasıl etkilenir?

Hiperkolesterolemi, kandaki lipid, yani yağ benzeri maddelerin metabolizmasının bozulduğu bir durumdur. Kan damarlarının duvarında bu lipidler biriktikçe, yüksek tansiyonun da etkisiyle duvarda oluşan harabiyet alanlarında giderek kalınlaşan bir iyileşme dokusu gelişir. Uzun vadede bu, kalbi besleyen damarlarda tıkanıklığa, kalp hastalıklarına ve yüksek tansiyona yol açar. Obezite cerrahisi geçiren birçok hastada kolesterol düzeyleri de normale dönmektedir.

-Uyku apnesi nedir ve obezite cerrahisiyle nasıl etkilenir?

Uyku apnesi, derin uyku safhasına geçildiğinde solunumun aniden durması demektir. Obezite bu duruma neden olan en önemli faktördür. Çünkü boyundaki ve ensedeki yağ dokusu, solunum yollarında basıya yol açar. Morbid obezite uyku apnesi ve diğer solunumsal problemlere zemin yaratır. Uyku apnesi, gün içinde uykusuzluk, sürekli uyuklama hali, dikkat dağınıklığı ve kazalara sebep olur. Hastaların çok büyük bölümü, obezite cerrahisi geçirdikten sonraki ilk aylarda uyku apnesi probleminden kurtulurlar.

-Asid reflü ve gastroözofageal reflü hastalığı nedir ve obezite cerrahisiyle nasıl etkilenir?

Reflü hastalığı, yemek borusunun mideden yukarı kaçan asidik içerikten kronik olarak etkilendiği bir durumdur. Uzun vadede özofajite, Barret özofagusa ve yemek borusu kanserlerine yol açtığından ciddi bir hastalıktır. Çalışmalar, hgastrik bypass hastalarının neredeyse tümünün reflü hastalığından tamamen kurtulduğunu göstermiştir.

-Obeziteyle kanser arasındaki ilişki nasıldır?

Morbid obezitenin çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini arttırdığı saptanmıştır. 2003’te New England Journal of Medicine’de yayınlanan bir makaleye göre, obezite erkeklerdeki kanser ölümlerinin % 14, kadınlarda ise % 20’sinden sorumludur.

-Depresyon nedir ve obezite cerrahisi bunu nasıl etkiler?

Depresyon kişiyi bedenen, duygusal olarak ve düşünsel anlamda etkileyen bir hastalıktır. Kişinin yeme, uyku, düşünme ve hissetme şeklini etkiler. Morbid obezite düzeyindeki hastaların çoğunda depresyon da eşlik etmektedir. Duygusal sağlık, bedensel sağlıkla elele gider. Yaşam tarzı değişiklikleri ve sağlığın tazelenmesi depresyonu çözebilir. Etkili bir cerrahi ve danışmanlıkla birlikte sağlanan kilo kaybı, mental sağlık için de belirgin düzelme potansiyeli taşımaktadır.

-Osteoartrit nedir ve obezite cerrahisi ile nasıl etkilenir?

Osteoartrit eklem iltihabının, yani artritin en sık görülen formudur. Eklem kıkırdağının bozulduğu kronik bir tablodur. Morbid obeziteyle yaşayan hastalar, özellikle ağır yükün bindiği diz, bel ve kalça eklemlerinde ağrıya ve enflamasyona yol açan bu tablo sık görülür. Bariatrik cerrahi zaman içinde bu yükü ortadan kaldırdığından, osteoartritin etkili şekilde tedavisine yardım eder. Protez ihtiyacı olan birçok hastada proteze gerek kalmadan yakınmalar düzelebilir.

-Stress inkontinans ya da idrar kaçırma nedir ve obezite cerrahisiyle nasıl etkilenir?

Özellikle kadınlar arasında, morbid obezite istemsiz idrar kaçırma için ciddi bir risk faktörüdür. İdrar kesesinin ve valvin zayıflaması gülerken ve öksürürken idrar kaçırmaya yol açar. Bariatrik cerrahinin stress üriner inkontinansı azalttığı gösterilmiştir. İdrar kesesi üzerindeki baskının kalkması ve diğer fiziksel değişiklikler bu düzelmeyi açıklamaktadır.

-Üreme sağlığı obezite cerrahisi ile nasıl etkilenir?

Morbid obez kadınlar arasında yumurtlama problemleri ve gebe kalma güçlüğü sık rastlanan bir durumdur. Morbid obeziteye bağlı kısırlık ve adet düzensizlikleri görülebilir. Üreme sorunları potansiyel düşükten, fertilite tedavilerinde düşük başarı, polikistik over sendromu ve doğumsal defekt riskine kadar değişebilir. Güncel bir çalışmada, obezite cerrahisini takiben, kadınların kısırlık ve polikistik over sendromu gibi sorunlarında düzelme olduğu gözlenmiştir. Gastrik bypass geçiren kadınların % 100’ünde, polikistik over sendromundan köken alan adet düzensizlikleri düzelmektedir.

-Obezite cerrahisinin başarısı nelere bağlıdır?

Obezite cerrahisi sonrası kilo kaybı başarısını etkileyen faktörler hastanın yaşı, ameliyat öncesi kilosu, genel sağlık durumu, hareket kısıtlılığı yaratan faktörlerin varlığı, geçirilen cerrahi türü, ameliyat sonrası değişimlere uyum düzeyi, hastanın motivasyonu ve aile, arkadaşlar ve destek grupları ile uyumudur.

Obezite cerrahisi günümüzde morbid obezitenin tedavisinde en etkili ve kalıcı tedavi türüdür. Hastaların yaklaşık % 65’i tüm aşırı kilolarını kaybedebilir ve 5 yıl ve daha fazla süreyle bunu koruyabilirler. 30’dan fazla yandaş hastalık morbid obeziteyle ilişkilidir. Obezite cerrahisi tüm bu yandaş hastalıklarda düzelme sağladığı gibi, toplamda obeziteyle ilişkili ölüm oranlarını da düşürmektedir.

-Obezite ameliyatından sonra ne kadar hızlı kilo verebilirim?

Ameliyat sonrası kilo kaybı, verilmesi gereken fazla kilo miktarı, cinsiyet, obezitenin süresi, genetik faktörler, yeme alışkanlıkları ve egzersize uyum gibi hasta ile ilgili birçok faktöre bağlıdır. Genellikle erkek hastalar, daha genç hastalar ve yüksek kilolardaki hastalar daha hızlı ve fazla kilo vermektedir. Ameliyattan hemen sonra başlayan bu kilo kaybı, hem düşük kaloriye, hem de cerrahinin etkilerine bağlıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bizim önceliğimiz kilo verme hızı ve miktarından önce, iyileşme sürecinin sağlıklı bir şekilde geçirilmesidir. Erken dönemde verilen kilo miktarı, uzun vadedeki kilo kaybının bir göstergesi değildir. Elbette, ne kadar hızlı ve çok kilo verilirse, motivasyon da o kadar yükselmektedir. Hastalarımız genel olarak ilk 6-8 ay içerisinde fazla kilolarının tamama yakınını vermektedir. Dünya Obezite Cerrahisi Derneği kriterlerine göre, fazla kilonun yarısının ilk 12-18 ayda verilmesi başarı sayılmaktadır.

-Obezite cerrahisi hayatımı nasıl etkileyecek?

Herşeyden önce obezite cerrahisinin kolay ve zahmetsiz bir çözüm olmadığını bilmelisiniz. “Diyet yapmaktan bıkmak” ya da “kısa yoldan kolayca kilo vermek” gibi gerekçeler obezite cerrahisini seçmek için yeterli ve geçerli olamaz. Obezite cerrahisi, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirmenin temel faktör olduğu uzun bir yolculuğun bir parçasıdır. Cerrahinin size sağlayacağı en büyük destek, daha az gıdayla doyma hissidir. Elbette buna bir takım hormonal düzelmeler de eşlik etmektedir. Sonuçta, bariatrik programınızda önerilen diyet ve egzersiz rutinlerine uyarsanız kilo verme ve sağlıkla ilgili düzelmeler kendiliğinden gelecektir.

-Ameliyat sonrası diyete uyum sağlamakta zorlanacak mıyım?

Hastalarımızın çoğu ameliyat sonrası diyet değişikliklerine gayet rahat uyum sağlamaktadır. Uygulanan cerrahinin kendisi de daha az şeker tüketimi, daha az yağlı gıda tüketimi ve daha küçük porsiyonlar konusunda size maksimum destek sağlamaktadır.

-Ameliyat olduktan sonraki değişikliklere nasıl destek oluyorsunuz?

Bariatrik cerrahi ekipleri multidisipliner ekiplerdir. Program koordinatörü ve diyetisyenimiz başta olmak üzere, psikyatrist, endokrinolog gibi diğer branş uzmanlarımızca da takibiniz en az 1 yıl süreyle devam ettirilmektedir. Bu ekip, ameliyattan önceki ilk haftalardan başlamak üzere, 1-3-6-12. Aylarda rutin kontrollerinizi gerçekleştirecektir.

-Obezite cerrahisinden sonra hamile kalabilir miyim?

Obezite cerrahisinden sonra en az 1 yıl süreyle gebe kalınmamalıdır. Sonrasında da, mutlaka yüksek riskli gebelik takibinde deneyimli bir kadın doğum uzmanı ile devam edilmelidir. Bu konuda şu makaleyi de okuyabilirsiniz.

-Ameliyattan sonra çok ağrım veya rahatsızlığım olacak mı?

Hastalarımızın çoğu ameliyat günü hissedilen mide ağrısı ve trokar yeri ağrısı dışında, rahatsız edici şiddette ağrıdan yakınmamaktadır. İlk gün narkotik etkili ağrı kesicilerle ve hasta kontrollü sürekli ağrı pompası ile ameliyat sonrası konforunuz en üst düzeyde tutulmaktadır. Dördüncü gün taburcu olurken sadece şurup formunda ağrı kesiciler yeterli olmaktadır.

-Ameliyat sonrası toparlanma ne kadar sürer, işime ne zaman dönebilirim?

Geçirilen ameliyata ve hastanın ağrı eşiğine göre değişebilmekle birlikte, genelde 7-10 gün içerisinde normal hayata dönülebilmektedir. Yine masa başı işi olan hastalarımız ilk haftadan itibaren işlerine dönebilmektedir.

-Obezite cerrahisinden sonra ne sıklıkta yemem gerekecek?

Ameliyatın ilk iki haftasında sıvı kıvamda olmak üzere beslenmeye başlayabilirsiniz. Genellikle her öğünde ortalama bir çay fincanının dörtte biri veya yarısı kadar tüketmek normaldir. Ameliyattan 1 yıl veya daha sonra bu öğünler ortalama 1 fincan boyutuna ulaşabilir. Ortalama 3 ana öğün, 2 veya 3 ara öğün yeterli olacaktır.

-Obezite cerrahisinden ne kadar sonra spor yapabilirim ve hangi sporlar serbesttir?

Egzersiz bariatrik cerrahiden sonra başarının en önemli parçasıdır. Ameliyattan 2 hafta sonra, rahatsızlık duymayacağınız düzeyde egzersizlere başlayabilirsiniz. Genel durumunuza bağlı olarak dozunu ayarlayabilirsiniz, ancak genel olarak haftanın üç veya daha fazla günü, 30 dakika egzersiz yeterli olacaktır. Fazla kilo miktarı çok yüksek olan veya eklem problemleri olan hastalar için en ideal spor yüzme olacaktır. Kilo kaybı ile birlikte diğer sporlara geçilebilir. Ameliyat sonrası kısıtlama sadece karın duvarını aşırı zorlayacak, ağırlık kaldırmayı içeren sporlar içindir. Amaç, trokar yerlerinde yara yeri fıtığı oluşmasını önlemektir.

-Dumping Sendromu nedir?

Gastrik bypass cerrahisi geçiren hastalarda basit şekerler (şekerli sıvı içecekler, tatlılar, bal, reçel) veya yağlı gıdalar tüketmek Dumping sendromuna yol açabilir. Bu durum, küçük molekül ağırlıklı şekerlerin mideden ince barsağın ileri bölgesine hızlı geçişi ile ilgilidir. Şeker yükünü hafifletmek için barsak içine su çekilir. Bu da kalp hızında artış, sıcak basması, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve ishal gibi nahoş belirtilere neden olur. Geçici bir durumdur ve kalıcı bir zarara yol açmaz.

-Uzun vadede nelere dikkat etmeliyim?

Mide bandı hastaları, ameliyat sonrası 12-18. Aya kadar birçok defa band ayarlamasına ihtiyaç duyabilirler. Diğer ameliyat türlerinde de genelde ilk yıl ortalama 4-5 kez kontrol faydalı olacaktır. Bu kontrollerde rutin biokimya tetkikleri yapılarak herhangi bir vitamin mineral eksikliği olup olmadığı kontrol edilecektir. Obezite cerrahisi sonrası takip için bu makaleyi de öneririz.

-Obezite cerrahisinde destek grupları önemli midir?

Gerek gerçek, gerekse online destek grupları hastalara endişelerini dile getirmeleri ve ameliyatları hakkında bilgi paylaşmaları için mükemmel bir ortam sunar. Ayrıca bu grupların motivasyonu arttırıcı etkisi kanıtlanmıştır. Küçük ya da büyük zaferlerin paylaşımı ve kutlanması güçlüklere dayanmayı kolaylaştıracaktır. Facebook sosyal paylaşım platformunda Obezitedestek adıyla oluşturduğumuz destek grubu, alanının en ilklerinden ve en büyüklerindendir. Onbinin üzerindeki üyesiyle, hemen her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir platformdur.

-Obezite cerrahisinden sonra tekrar kilo alma riski var mıdır?

Eğer ameliyat sonrası önerilen diyet kurallarına uymazsanız, fazla şekerli, sıvı gida tüketimine kayarsanız, sık sık yemeye veya atıştırmaya başlarsanız, yeme miktarını sürekli ve azar azar arttırırsanız, egzersiz yapmamakta diretirseniz tekrar kilo alımı söz konusu olabilir. Bu hataların hiçbiri yapılmadan kilo alımı mümkün olmadığı gibi, bu hataların düzeltilmesi ile tekrar başarıyı yakalamak mümkündür.