Diabetik morbid obez hastalar için cerrahi, son seçenek değil, ideal bir tedavi seçeneğidir. Bu özellikle tedaviye dirençli diyabeti olan veya obeziteyle ilişkili yandaş hastalıkları tam kontrol edilemeyen hastalarda geçerlidir. Bu bulgular, İtalya’daki Roma Universita Cattolica del Sacro araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmanın sonuçları..

Diabetes, Metabolic Syndrome and Obesity dergisinde yayınlanan “Obez diyabetik hastaların bariatrik cerrahi için değerlendirilmesi, hangi adaylar seçilmeli?” başlıklı makalede, bariatrik ve metabolik ameliyatların son çare değil, geçerli bir tedavi seçeneği olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bariatrik ameliyatların sadece hastaların çoğunda diyabeti kontrol altına almakla kalmadığı, özellikle de diyabet süresi kısa olan hastalarda tam iyileşme sunabildiği belirtildi.

Çalışmanın amacı, obez diyabetik hastalarda bariatrik metabolik cerrahiyi değerlendirmek, farklı prosedürleri ve cerrahi dışı programların sonuçlarını karşılaştırmaktı. Uygun yöntem seçiminde hastaya bağlı risk faktörleri (yüksek perioperatif mortalite ve morbidite, hastanın tercihleri, postoperatif önerilere uyum) ve cerrahi faktörler (cerrahın uzmanlık ve deneyimi, prosedürün basit ve geri döndürülebilirliği) üzerinde duruldu. Sonuç olarak, bariatrik metabolik prosedürlerden sonra diyabet kontrolünde gözlenen iyileşmenin bir çok faktörün birlikte etkileşmesine bağlı olduğu gözlendi.

Geleneksel cerrahi dışı tıbbi tedavilerle karşılaştırıldığında bariatrik metabolik cerrahinin etkili bir tedavi olduğu açıktır. Bu bulguları gösteren bir meta analiz çalışmasında, ortalama 17 aylık izlemde, cerrahi grubunda Tip 2 diyabette düzelme % 63.5 iken, bbi tedavi grubunda % 15.6 idi. Bu çalışma, 6131 hastayı içeren 16 çalışmanın sonuçlarını toparlıyordu. Çalışmanın süresi kısa olmakla birlikte, bariatrik cerrahinin Tip 2 diyabet ve mikro-makrovasküler komplikasyonlarının düzelmesinde etkinliğini kanıtlayan Swedish Obese Subjects adlı uzun süreli çalışma sonuçları ile uyumluydu. Buna göre, kısa süre önce başlayan diyabette uygulandığında bariatrik metabolik cerrahi ile ameliyattan 10-15 yıl gibi uzun bir süre sonra bile diyabette tam düzelme sağlamak mümkün..

Bu bulgular ışığında, ameliyat öncesi metabolik değerlendirme hangi hastaların diyabet kontrolünde bariatrik metabolik cerrahiden büyük fayda göreceğini değerlendirmede temel öneme sahiptir. Araştırmacılar sadece tıbbi tedavilerle kilo kontrolünde başarısız olmuş morbid obez diyabetiklerin değil, vücut kitle indeksi 35’in altında olan ve obeziteyle ilişkili ciddi yandaş hastalıkları olan kişilerde de bariatrik metabolik cerrahinin son seçenek olarak değil, etkili bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinde hemfikir.

Gelecekte yandaş hastalıklara bağlı mortalite ve morbiditenin tahminlenmesiyle, hasta çok detaylı değerlendirilerek klinik bulgulara göre ameliyat kararı verilmelidir. Böylece, kalp damar hastalıklarının veya prediyabetin erken evrede saptanmasıyla daha buna bağlı sistemik komplikasyonlar çıkmadan hastalıkların yokedilmesi mümkün olabilecektir.

Hangi hastaların bariatrik metabolik cerrahiden fayda görebileceğini belirlemede ameliyat öncesi metabolik değerlendirmeler, kan şekeri düzeyininin değerlendirilmesi (Açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, tokluk insülini, tokluk Cpeptid) zorunludur. Bariatrik metabolik cerrahi, yeterli bir risk-fayda analizi yapıldıktan sonra ve mutlaka obezite ve diyabet yönetiminde deneyimli multidisipliner ekipleri içeren, bu ameliyatların çok sayıda gerçekleştirildiği merkezlerde yapılmalıdır. Bu ameliyatlar sıradan genel cerrahi ameliyatlarından çok daha farklı riskler ve takip süreçleri içermektedir ve diğer ameliyatların yanısıra bir çeşni gibi yapılmamalıdırlar. Ameliyat sonrası dönemde düzenli nutrisyonel takip, uygun diyet programlarıyla hastanın yönlendirilmesi, mikrobesinler açısından izlem ve bireyselleştirilmiş nutrisyonel destek de çok önemlidir.