Obezitenin gelişmesinde ve devam etmesinde yeme davranışının büyük rolü olduğu bilinmektedir. Kontrolsüz kilo alımının yanında özellikle diyet girişimlerinden olumlu sonuç alamama kişinin yeme davranışını kontrol edememesiyle yakından ilişkilidir. Obezite tedavisinde yaşam tarzı değişikliği önemli bir yer tuttuğundan bu değişikliği gerçekleştirmede davranış terapisine duyulan ihtiyaç gittikçe artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkelerinde birçok merkezde obezite tedavisi psikiyatrist ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Ülkemizde de bu konu ile ilgili farkındalık ve girişimlerin arttığı görülmektedir.

Davranış terapisi ile kişinin düşünme biçimi, yeme tutumu ve aktivite örüntüsünün değiştirilmesi esastır ve bireye özgü uygulama yapılır. Klinisyenin yargılayıcı olmayan, kabullenici ve destekleyici tutumu eşliğinde kişinin beden ağırlığı öyküsü, tedavi girişimleri, kişilerarası ilişkileri, çevresel stresörler ve beden imajı ile benlik saygısı değerlendirilir.

Eşlik eden psikiyatrik bir rahatsızlığın olup olmadığına bakılmalıdır. Depresyon ve anksiyete bozuklukları obez bireylerde obez olmayanlara göre oldukça sıktır. Duygudurm bozuklukları, özellikle de depresyon obez kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Kontrolsüz yeme ataklarının yani dürtüsel yemenin yoğun olduğu 'Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu' ve 'Gece Yeme Sendromu' olup olmadığı  ayrıca ele alınıp değerlendirilimelidir. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu obezite yol açan ve tedavisini engelleyen, ayrıca obezite cerrahisi (bariatrik mide cerrahi) sonrasında komplikasyonların gelişimine neden olan psikiyatrik rahatsızlıklardan biridir.

Davranış tedavisindeki yeme ile ilişkili koşullandırıcı etkenler belirlenir . Bir davranıştan önce ya da sonra sunulan uyaranlar, beyinde o davranışla ilişkili şekilde kodlanmaktadır. Örneğin yemek yeme, sıklıkla televizyon izleme ile birlikte kodlanır. Bu iki durum ne kadar fazla birlikte yapılır ise, aralarında o kadar güçlü bir ilişki kurulur.

Tüm davranışlar, gerçekleştirildikten sonra uyandırdığı hoşnutluk düzeyine göre bir pekiştirme değerine sahiptir. Örnek olarak çok sevilen bir yemek, uyandırdığı hoşnutluk fazla olduğu için olumlu olarak pekiştirilir ve tekrarlanma olasılığı artar. Bunun yanında diğer haz verici yaşam etkinlikleri tekrar edilmiyorsa onlar kısıtlanır. Yemek bazen adeta yegane haz ve doyum sağlayan etkinlik haline gelebilmektedir. Sedanter ve obez bir kişi günde birkaç kilometre koşmaya kalkarsa yaşayacağı rahatsızlık ise olumsuz olarak pekiştirilir ve bu davranışın tekrarlanma olasılığı azalmış olur. Bilişsel terapide düşünce ve imgeler de, davranışı etkileyen içsel uyaranlar olarak kabul edilir. Örneğin yeme davranışını tetikleyen zaman, yer, kişi gibi uyaranlar, uygunsuz yeme davranışı ve sonrasındaki hissedilen duyumlar (suçluluk vb.) birbiriyle ilişkili kabul edilir.

Davranış terapisinde ayrıca kendini gözleme ve farkındalık becerisinin geliştirilmesi de sağlanır. Kendini gözleme (kaydetme) sıklığının miktarı ile uzun dönemli kilo kaybı arasında olumlu ilişki vardır. Ruhsal ve bedensel farkındalık arttıkça kişinin davranışları üzerindeki kontrolü artar.  Kaygı, öfke, değersizlik gibi duyguların yol açtığı tüm olumsuz davranışlar gibi kontrolsüz yeme de azalma gösterir. Kendini gözleme (kaydetme) temelde kişinin tüm yedikleri (türü, miktarı ve kalori değeri), fiziksel aktivite düzeyi, kilosu gibi tüm ayrıntıların sürekli izlenmesini içerir. Bunun yanısıra bedensel ve duyumsal farkındalıkla ilgili yetenekler geliştirilir.

Yeme davranışına yol açan uyaranların kontrol edilebilmesi davranış kontrolden çıkmadan önce tedbir alınmasını sağlar. Fast-food restauranlar, açık büfeler, sınırsız yeme promosyonları, alışveriş merkezindeki bazı reyonlar, uygunsuz yeme ile ilişkili uyaranlar kabul edilebilir. Alışveriş merkezinde bu tür sorunu olan kişiler için “alışveriş listesi” dışında alışveriş yapmama kuralı üzerinde çalışılabilir. Evde yemekleri kolayca görebileceği yerlerden uzak tutmak, yemekte porsiyon büyüklüklerini daha küçük tutmak, yemek biter bitmez bulaşıkları yıkamak (kalan yemeklerin atıştırılmasını önlemek için) bu tür uyaranları kontrol etmek adına yararlı düzenlemeler olabilir..

Yeme ile ilişkili uyaranlardan uzak olmanın yanı sıra, egzersizi kolaylaştırıcı uyaranlar (spor ayakkabılarının sürekli kapının yanında durması, egzersiz çizelgesini buzdolabına yapıştırmak gibi) da etkili olabilmektedir.

Aşırı eleştirel ya da umutsuzluk düşünceleri kontrolsüz yeme davranışlarına sıklıkla eşlik eder  .Diyetin hiçbir zaman başarılı olamayacağı düşüncesi, gerçek dışı yeme ve kilo hedefleri, fazla yeme ya da kilo kaybedemediği durumlarda sık görülür. Bu tür düşüncelerin ele alınıp yeniden yapılandırılması tedavinin önemli bileşenlerindendir.

Dr. Hakan Karaş, Psikiyatrist