İddia: Ortalama bir insanın kronik dehidratasyondan, yani susuz kalmaktan korunmak için günde sekiz bardak su içmesi gerekir.

Yanlış. Amerikalıların % 75’i kronik olarak dehidratedir. Yine % 37’sinde susuzluk mekanizması çok zayıftır ve yanlışlıkla açlıkla karıştırılmaktadır. Hafif düzeyde dehidratasyon bile metabolizmayı % 30’a kadar yavaşlatır. Washington Üniversitesi’nden bir araştırmaya göre, bir bardak su bile, geceyarısı yeme ataklarını ortadan kaldırabilir. Su kaybı, gün içinde halsizliğin en önemli tetikleyicisidir. Bir çalışmada, günde 8-10 bardak su içmenin sırt ve eklem ağrılarını % 80’e yakın azalttığı bildirilmiştir. Vücut su miktarında sadece % 2 azalma bile kısa süreli hafızada bozulmaya, temel matematik zekasında azalmaya, bilgisayar ekranı veya basılı bir metne odaklanma güçlüğüne yol açar. 

Günde 5 bardak su içmenin kolon kanseri riskini % 45 azalttığı bildirilmiştir. Meme kanserinde bu oran % 79, mesane kanserinde % 50 civarındadır.

Günde 8 bardak su içmenin gerekliliği en yaygın bilinen temel sağlık önerilerinden biridir. Peki gerçekte bu kadar su içmeye gerçekten ihtiyacımız var mı?

Genelde, sağlıklı kalmak için günlük olarak defekasyon, terleme, solunum ve diğer vücut fonksiyonlarında kaybettiğimiz kadar su almaya ihtiyaç duyarız. Fakat bu miktar yaş, fiziksel kondisyon, aktivite düzeyi ve iklim gibi bir takım faktörlere göre, kişiden kişiye değişir. 

Günde 8 bardak su içme kuralının nereden çıktığını, diyet üzerine temel kitapların yazarı olan birçok diyetisyen dahi bilmemektedir. Bazıları bunun onyıllar önce hastanede yatan hastalarda gerekli serum miktarlarından kaynaklandığına inanırken, bazıları özellikle dehidratasyona meyilli yaşlı hastalarda daha güvenilir referans değerlerinin gerekliliğini savunmaktadır. 

National Research Council Gıda ve Beslenme Kurulu 1945’de yetişkinlerin 2.5 lt, yani yaklaşık 8 bardak su içmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak bunun çoğunun gıdalar ve içeceklerle alındığını ve sadece su olarak alınması gereken miktar olmadığını da eklemiştir. Çay, kahve, süt, soğuk içeceklerle alınan miktarlar da buna dahildir ve özellikle su formunda alınması gerekmemektedir.

Suyu sevmenin yanlış bir tarafı yok, fakat günde 8 bardak içilmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir bilimsel kanıt ta yok. Bu konuya odaklanan araştırmayı yürüten Dr Heinz Valtin, bir çok veri tabanını tarayarak, beslenme uzmanları ve vücutta su dengesi ile ilgilenen meslekdaşları ile görüşerek bu sonuca vardığını bildiriyor. Gerçekte, bilimsel çalışmalar günlük beslenme ve sıvı alımı ile gerekli suyu aldığımızı düşündürüyor. Nefroloji uzmanları da 8 bardak şartlamasının, gerekli minimum tutarın aşırı tahminlenmesinden ibaret olduğunu belirtiyor. National Institute of Health’den nefrolog Jurgen Schermann’a göre ortalama bir sıcaklıkta, ortalama kiloda bir erişkinin günlük su kaybını karşılamak için alması gereken su miktarı 1 litreden fazla değil. 1 litre ise yaklaşık 4 bardak suya eşit. Bu miktara yakın bir kısım ise zaten gıdalarla ve diğer içeceklerle alınıyor. 

ABD’de diyetisyenlerin bir kısmı, toplumun yarısının dehidrate dolaştığına inanıyor. Çok fazla kahve, çay ve soda tüketiminin gerekli su miktarının alınmasını önlediği düşünülüyor. Kafein içeren bu içeceklerin yolaçtığı diüretik etki de idrarla su atılımını arttırıyor. 

Sonuçta, varılabilecek en iyi genel tavsiye, hislerinize göre hareket etmek olacaktır. Susuz hissediyorsanız için! Aksi halde belli bir kotayı tutturmak ya da dehidrate olmamak için zorlamanıza gerek yok. İnsan bedeni zaten kendi su dengesini düzenlemek için gerekli düzeneklere sahip. 

Bu konuda danışılan Cleveland Klinik uzmanlarına göre de, günlük su ihtiyacı metabolizmaya, ortam sıcaklığına ve yaşa göre oldukça değişken. Roxanne Sukol’a göre, en iyisi idrar çıkışına odaklanmak. Miktarı yeterli ve rengi açıksa sorun yok. Koyu sarı ve kötü kokulu ise birkaç bardak su açığınız olabilir.

Diyetisyen Mira Ilic, diyetinizin de önemli olduğunu söylüyor. Çok meyve sebze yemek, çorbalar ve meyve suları tüketmekle su ihtiyacınızın neredeyse % 20’sini karşılayabilirsiniz. Melissa Klein ise, sağlık durumunun önemine vurgu yapıyor. Örneğin ateşli hastalıklarda deri yoluyla su kaybı artabiliyor. Bu durumlarda günlük su alımını arttırmak gerekiyor.