İlk Tip 1 Diyabetik, Pankreas Adacık Nakli Hastası İnsülini Bıraktı!

Miami Üniversitesi Diabet Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen yeni bir çalışmanın (BioHub Trial) sonuçları Tip 1 diyabetik hastalar için umut vadediyor. 

Bu hastalardan biri olan Wendy Peacock, 17 yaşından beri diyabetini kontrol altında tutmak için insülin kullanan 43 yaşında bir Tip 1 diyabet hastası. (www.medicorium.com) 18 Ağustos’ta uygulanan minimal invaziv prosedürden sonra, vücudu doğal biçimde insülin üretmeye başladığı için insülin kullanımını ve Tip 1 diyabetle alakalı diyet kısıtlamalarını bıraktı.

Tip 1 diyabet, pankreasın insülin üreten adacık hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla tahrip edilmesinden kaynaklanan bir hastalıktır. Daha önceki deneysel çalışmalarda bu hücrelerin replasmanının, hastalara 10 yıla kadar insülinsiz bir yaşam sağladığı saptanmıştı. Yeni çalışmanın amacı ise bu hücrelerin cerrahi tedaviyi kalıcı hale getirecek ve diyabeti etkili şekilde ortadan kaldıracak daha iyi bir yerleştirme yolunun bulunması.

Teknik, normalde karaciğere veya diğer lokasyonlara yerleştirilen adacık hücrelerine karşı, kan teması ile aktiflenen akut inflamatuar reaksiyonu en aza indirmek üzere tasarlandı. Bu sonuçlar başka çalışmalarla da doğrulanabilirse adacık transplantasyonunda yeni bir çağ başlıyor demektir. Nihai amaç, ek teknolojileri de kullanarak hayat boyu anti-rejeksiyon (vücudun yabancı dıkuyu atma istemi) ilaçların kullanımını önlemektir.

Hastalara adacık hücrelerinin verilmesi yeni bir fikir değildir. Ancak bu hücrelerin canlı tutulması ve kan şekerini düzenleyecek şekilde fonksiyon göstermelerinin sağlanması çok güçtür.  Şimdiye kadar bu hücreler karaciğere enjekte ediliyordu. Fakat yeni hücrelerin yaşam süresinin kısalığı yüzünden tedavinin geçici olmasına ve ancak ağır Tip 1 diyabetiklerle sınırlanmasına yol açıyordu.

Yeni çalışmada araştırmacılar yeni bir enjeksiyon metodu kullandılar ve hücreleri omentum, yani karın içi organları çevreleyen yağ dokusu içine, bioçözünebilir bir kılıf içinde yerleştirdiler.  (www.medicorium.com) Bu kılıf hastanın kanından elde edilen trombin ve cerrahide kanamayı durdurmakta kullanılan bir kimyasal

içermekteydi. Bu iki madde jel benzeri bir materyal oluşturarak hücrelerin omentuma tutunarak yerinde kalmasını sağlar.

Jel zamanla vücut tarafından emilir, adacık hücreleri yerlerinde kalırken, yeni kan damarları gelişerek hücrelere oksijen ve besin taşımaya başlarlar. Bu esnada hastalara vücudun uzun vadede hücreleri kabul etmesini sağlayacak anti-rejeksiyon tedavisi uygulanır.

Bu tedaviyi alan hastalar diyabetten kurtulmakta, ancak bu kez de doku reddini engelleyecek ilaçlar almaktadır. Ne zaman bu ilaçlara da ihtiyaç kalmazsa, o zaman bunun diyabet tedavisinde bir devrim olduğunu söyleyebiliriz.