- B -

Bakteri: Βακτήριο (Vaktirio). (Çubuk anlamιnda), Bir tür mikroorganizma.

Bakteriyofaj: Βακτήριοφαγος (Vaktiriofagos): Βακτήριο (Vaktirio). (Çubuk anlamιnda), Bir tür mikroorganizma- Φαω (Fao): Yemek. Bakteri yiyen.

Bakteriyolog: Bακτήριολογος (Vaktiriologos): Βακτήριο (Vaktirio). (Çubuk anlamιnda), Bir tür mikroorganizma- Λόγος (Lôgos): Bilim, bilgi, kelâm, mantιk. Bakteribilimci.

Bakteriyoloji: βακτήριολογια (Vaktîriologia). Βακτήριο (Vaktirio). (Çubuk anlamιnda), Bir tür mikroorganizma Bakteribilim. Bακτήριολογος (Vaktiriologos): Βακτήριο (Vaktirio). (Çubuk anlamιnda), Bir tür mikroorganizma- Λόγος (Lôgos): Bilim, bilgi, kelâm, mantιk. Bakteribilim.

Balgam: Φλεγμα (Flegma).

Batimetre: Bαθύμετρον (Vathîmetron). Βαθύ (Vathî): Derin- Μετρον (Metron): Ölçme. Derinlikölçer. Denizcilik ter.

Batisfer: Βαθύσφαιρα (Vathîsfera). Βαθύ (Vathî): Derin- Σφαιρα (Sfera): Küre. Derinlik düzeyini (tabakasını, katmanını) belirtir.

Bisinoz: Βυσσοςνοσις (Visinosis). Βυσσος (Keten)-Ωσις (Osis): Hâl, durum. Pamuk veya keten tozlarının inhalasyonuna (solunmasına) bağlı olarak gelişen bir pnömokonyoz türü. Meslek hastalığıdır.

Biyografi: Βιογραφία (Viografîa). Βίος (Vîos): Hayat, yaşam, canlılık, dirim- Γραφω (Grafo): Yazmak. Yaşam öyküsü, yaşamyazım.

Biyokimya: Βιοχημεία (Viohimîa). Βίος (Vîos): Hayat, dirim, Canlılık- Χημεια (Himia): Kimya. Canlı kimyası.

Biyolog: Βιολόγος (Violôgos). Βίος (Vîos): Hayat, yaşam, dirim- Λόγος (Lôgos): Bilim, bilgi, kelâm, mantık. Hayatbilimci, Dirimbilimci.

Biyoloji: Βιολογία (Viologîa). Βίος (Vîos): Hayat, dirim- Λόγος (Lôgos): Bilim, bilgi, kelâm, mantık. Hayatbilim, Dirimbilim.

Biyofizik: βιοφυσική (Viofisikî). Βίος (Vîos): Hayat, dirim- Φυσις (Fisis): Tabiat, doða, fizik. Canlı fiziği.

Biyopsi: Βίοψία (Viopsia). Βίος (Vîos): Hayat, yaşam, dirim- Οψίς (Opsis): görme, görùş. Canlı olana bakma. İnceleme amacıyla canlı bir dokudan parça alma.

Biyosfer: Βιoσφαιρα (Viosfera). Βίος (Vîos): Hayat- Σφαιρα (Sfera): Kùre. Canlıküre, yaşamküre, hayatküre, dirimküre.

Biyotekni: Βιοτεχνία (Viotehnîa). Βίος (Vîos): Hayat, yaşam- Τέχνη (Têhni): San’at, fen, bilgi, zanaat, ustalιk, beceri, mârifet, mahâret. Canlı teknolojisi.

Blastomiçes: Βλαστομυκετες (Vlastomiketes). Βλαστος (Vlastos): Tohum, kök hùcre, filiz. Mυκες (Mikes): Mantar. Bira mayasına benzer bir mikroorganizma.

Blastomikosis: Βλαστομυκωσις (Vlastomikosis). Βλαστομυκετες (Vlastomiketes): Βλαστος (Vlastos): Tohum, kök hùcre, filiz. Mυκες (Mikes): Mantar. Bira mayasına benzer bir mikroorganizma-Ωσις (Osis): Durum, hâl bildiren sonek. Vlastomikoslar’ın sebep olduğu granülomatöz oluşumlar. Deride, iç organlarda veya kemiklerde görülebilir.

Blefarit: βλέφαρειτις (Vlefaritis). Βλέφαρο (Vlêfaro): Gözkapağı- Eιτις (İtis): İltihâbî durum. Göz kapağı yangısı.

Blefaron: Βλέφαρο (Vlêfaro). Göz kapağı.

Blefaroplasti: Βλέφαροπλαστία (Vlêfaroplastîa). Βλέφαρο (Vlêfaro): Gözkapağı- Πλασσεω (Plaseo): Şekil vermek, Şekillendirmek. Gözkapağı onarımı.

Blefaroptosis: Βλέφαροπτωσις (Vlefaroptosis). Βλέφαρο (Vlêfaro): Gözkapağı- Πτώσις (Ptôsis): düşme, düşüklük, sùkut. Gözkapağının düşüklüğü.

Blefarospazm: Βλέφαροσπασμος (Vlêfarospasmos). Βλέφαρο (Vlêfaro): Gözkapağı- Σπασμός (Spasmôs): Konvülsiyon şeklindeki istemdışı kas hareketleri; büzülme-kasılma. Gözkapağı kaslarında görülen spazm. Aşırı miktarda göz kırpmaya yol açar.

Blenoftalmia: Βλεννοφταλμια (Vlenoftalmia). Βλεννα (Vlena): Mukus- Oφθαλμος (Ofthalmos): Eski Yun. Göz. Kataral konjonktivit.

Blenoraji: Βλεννορραγεια (Vlenoragia). Βλεννα (Vlena): Mukus- Ρηγνύω (Rignîo): Yırtılmak, parçalanmak suretiyle bir sıvının dökülmesi. Fazla miktarada müköz akıntı. Bel Soğukluğu (Gonorrhea) görülür.

Bolus: Βολος (Volos). Yumru. Yumuşak, çiğnenmemiş et parçası.

Borborizm: Βορβοργυνος (Vorvorginos). Barsak guruldaması. Barsak gazlarının sebep olduğu gurultu.

Botanoloji: Βοτανολογία (Votanologîa). Bitkibilim, Nebatiyye.

Bradikardi: Βραδυκαρδια (Vradikardia): Βραδέως (Vradêos): Yavaş, aðır, geç- Καρδιά (Kardiâ): Kalb. Kalb kasılmalarının normalden daha yavaş olmasına bağlı olarak nabız sayısının düşmesi. Tifo’da tipiktir.

Brakisefal: Βραχυκέφαλος (Vrahikêfalos). Βραχύς (Vrahîs): Kısa, kùçùk (Fransızca ‘Bref’. İng ‘Brief’ kelimeleri de buradan gelir)- Kέφαλος (Kêfalos) veya Κέφαλη (Kêfali): Kafa, baş. Kısakafalı, Küçükkafalı.

Brakisefali: Βραχυκέφαλία (Vrahikêfalîa). Βραχύς (Vrahîs): Kısa, kùçùk (Fransızca ‘Bref’. İng ‘Brief’ kelimeleri de buradan gelir)- Kέφαλος (Kêfalos) veya Κέφαλη (Kêfali): Kafa, baş. Kısakafalılık, küçükkafalılık.

Brakhium: Βραχίων (Vrahîon). Kol.

Bregma: Βρεγμα (Vregma). Başın ön kısmı.

Brom: Βρομίο (Vromîo). "kötü kokulu" anlamında. Bir kimyevî element. Br

Bromidroz: Βρομυδροσις (Vromidrosis). Βρομος (Vromos): Kötü koku- Yδρος (İdros) veya Yδορ (İdor): Sıvı, su. Özellikle ayaklarda meydana gelen aşırı miktarda ve kötü kokulu terleme.

Bronkoadenitis: Βρογχοαδενιτιδα (Vrokhoadenitida). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Aδην (Adin) veya Αδενος (Adenos): Bez, gudde- Eιτις (İtis): İltihâbî durum. Bronş bezlerinin iltihâbı.

Bronkofoni: Βρογχοφωνη (Vrokhofoni). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Φωνή (Fonî): Ses. Konsolide akciğer dokusu veya kalın bir plevral sıvı tabakası üzerinde duyulan patolojik ses.

Bronkografi: Βρογχογραφία (Vrokhografîa). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Γραφω (Grafo): Yazmak. Bronş sisteminin filminin çekilmesi.

Bronkojenik: Βρογχογενής (Vrokhoyenîs). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Γενής (Yenîs): Oluşlu, kevnî. Bronş menşeli, bronş kökenli.

Bronkomikosis: Βρογχομυκωσις (Vrokhomikosis). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Μυκιτας (Mikitas) veya Μυκες (Mikes): Mantar- Ωσις (Osis): Durum, hâl bildiren sonek. Akciğerlerde ve bronşlarda yerleşen bazı mantar hastalıklarının genel ismi.

Bronkopnömoni: Βρογχοπνευμονια (Vrokhopnevmonia). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Πνευμονία (Pnevmonîa): Akciðer iltihâbı, zatùrrie. Bu hastalık tablosunda küçük akciğer bölgeleri kapanmış ve konsolide (sertleşmiş, katılaşmış) durumdadır. Bu durum lober ya da lobüler bir yayılım-dağılım göstermez. Boğmaca veya kızamık gibi hastalıkların komplikasyonu olarak ortaya çıkar. Çocukluk ve yaşlılıkta daha sık rastlanır.

Bronkoskop: Βρογχοσκοπος (Vrokhoskopos). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Σκοπευω (Skopevo): Bakmak, muâyene etmek. Bronşları incelenmesi amacıyla kullanılan araç.

Bronkoskopi: Βρογχοσκοπια (Vroghoskopia). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Σκοπευω (Skopevo): Bakmak, muâyene etmek. Bronşların muâyenesinde, bu bölgede bulunan yabancı cisimlerin çıkarılmasında ya da biopsi alınmasında kullanılan özel bir endoskopi yöntemi.

Bronkore: Βρογχορρεια (Vrokhoria). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Ρέω (Rêo): Akmak, dökùlmek. Bronşların iltihâbî akıntısı.

Bronkospazm: Βρογχοσπασμος (Vrokhospasmos). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum- Σπασμός (Spasmôs): Konvülsiyon şeklindeki istemdışı kas hareketleri; büzülme-kasılma. Cidarlarında bulunan ve istem dışı çalışan kasların kasılması nedeniyle bronşların ânîden daralması.

Bronkostenoz: Βρογχοστενoς (Vrokhostenos). Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum. Bronş- Στενός (Stenôs): Dar, daralmış, ensiz, kısa, boðaz-geçit. Bronşların daralması.

Bronş: Βρόγχος (Vrôk-h-os). Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum. Bronş.

Bronşiyol: Βρογχιολια (Vrokhiolia). Akciğer alveollerinde sonlanan bronş sisteminin terminal kısımları.

Bronşiektazi: Βρογχεκτασια (Vrokhektasia). Βρόγχος (Vrôk-h-os): Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum, Bronş.- Έκτασις (Êktasis): Vùs’at, tevsi, temdit, uzatma, Genişleme. Bronkopnömoni veya Kronik Bronşit gibi enfeksiyonların bir sonucu olarak bronşlarda meydana gelen genişleme. Çok miktarda ve pis kokulu balgam karakteristiktir. Solunum kapasitesi düşer ve Akciğerler’in enfeksiyon riski artar.

Bronşit: Βρογχίτιδα (Vrok-h-îtida). Βρόγχος (Vrok-h-os): Trakea’nın (Soluk borusu) alt tarafta ikiye ayrılması ile meydana gelen iki adet tüp biçimli oluşum, Bronş- Eιτις (İtis): İltihâbî durum. Bronş yangısı, Bronş iltihâbı.

Brontozor: Βροντόσαυρος (Vrondôsavros). Βροντή (Vrondî): Eski Yunanca’da hayvan burnu anlamında- Σαύρα (Savra): Kertenkele. Büyük burunlu kertenkele anlamında. Bir tür dinozor.

Bubon: Βουβωνας (Vuvonas). Kasık. Kasık bölgesindeki lenf bezlerinin büyümesi. Yumuşak şankr, lymphogranuloma inguinale (Kasık lenflerinin granülomatöz neoplazisi) ve Veba’nın (Pestis) önde gelen belirtileri arasındadır.

Buftalmos: Βουφταλμος (Vuftalmos). Βοξ (Voks) veya Βλαξ (Vlaks): Eski Yun: Öküz. Oφταλμος (Oftalmos): Göz. Öküz gözü. Konjenital glokom’da görülür.

Bulbus: Βολβος (Volvos). Cücük. Lâtince’ye "Bulbus" olarak oradan da Fransızca’ya “Bulbe” (Bülb) olarak geçmiştir. Soğan, soğancık. Örn. Bulbus Encephali.

Bulimiya: Βουλιμία (Vulimîa). Βοξ (Voks) veya Βλαξ (Vlaks): Eski Yun. Öküz. Λίμος (Lîmos): Kıtlık, aşırı açlık, midenin boş olması. Aşırı yeme ve yediklerini sık sık çıkarma, hastalığı. Diabetes Mellitus, bazı serebral lezyonlar ve psikotik bozukluklarda görülür.

- C -

Cilium: Χύλον (Hilon). Kirpik. Eski Yunanca olup, önce Lâtince’ye (Cilium), oradan da tıp terimi olarak Türkçe’ye geçmiştir.

Cins: Γένος (Gênos).

Coccyx: Kόκκυξ (Kôkiks). Deniz minâresi. Kuyruksokumu kemiğinin son bölümü, uca kemiği, kuyruk kemiği, bezdüm kemiği. Deniz minâresine benzediği için bu isim verilmiştir. Kımıç. Tıp ter.

Coeliac (Çölyak): Κοιλιακός (Kiliakôs). Κοιλιά (Kiliâ): Karın. Karına, batına değgin.

Çölyak: Κοιλιακός (Kiliakôs). Κοιλιά (Kiliâ): Karın. Karın / Batın boşluğunu ilgilendiren.

Çölyoskopi: Κοιλιοσκοπία (Kilioskopîa). Κοιλιά (Kiliâ): Karın / Batın- Σκοπευω (Skopevo): Bakmak, gözlemek, muâyene etmek. Batın boşluğunun radyolojik gözlemi.

- D -

Dakrio: Δάκρυ (Dakri). Gözyaşı.

Dakrioadenit: Δακρυοαδενειτις (Dakrioadenitis). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Αδενος (Adenos): Bez, gudde-Ειτις (İtis): İltihâb. Gözyaşı bezinin iltihâbı.

Dakriosistektomi: Δακρυοκυστεκτομια (Dakriokistektomia). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Κύστις (Kîstis): Kese-Εκτομη (Ektomi): Kesip çıkarma. Gözyaşı kesesinin tamamının veya bir bölümünün çıkarılması.

Dakriosistit: Δακρυοκυστίς (dakriokistîs), δακρυοκυστίτιδα (dakriokistîtida). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Κύστις (Kistis): Kese. Gözyaşı kesesi (Saccus Lacrimalis) yangısı.

Dakriosistografi: Δακρυοκυστογραφια (Dakriosistografia). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Κύστις (Kîstis): Kese-Γραφώ (Grafô): Yazmak. Kontrast madde ile doldurulduktan sonra gözyaşı boşaltım aygıtının radyolojik olarak incelenmesi.

Dakriosistorinostomi: Δακρυοκυστορχινοστομια (Dakriokistorhinostomia). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Κύστις (Kîstis): Kese- Ρίς (Rîs): Burun- Στομα (Stoma): Ağız. Ductus Nasolacrimalis’in (Burun-gözyaşı kanalı) tıkalı olduğu durumlarda uygulanan ve Saccus Lacrimalis’in (Gözyaşı Kesesi) burun boşluğuna grenajını sağlayan ameliyat. Ameliyatı geliştiren İtalyan cerrah Toti’nin ismine ithâfen Toti operasyonu olarak da bilinir.

Dakriolit: Δακρυολιθος (Dakriolithos). Δακρυ (Dakri): Gözyaşı-Λιθος (Lithos): Taş. Gözyaşı kanallarında meydana gelen taş.

Daktilo: Δάκτυλο (dâktilo), δάχτυλο (dâhtilo). Parmak. Anlam genişlemesiyle, bir yazım aracı.

Daktilion: Δακτυλιον (Daktilion). Parmaklar arasında perde olması, sindaktili’nin sinonimi.

Daktilit: Δακτυλειτις (Daktilitis). Δακτυλο (Daktilo): Parmak- Ειτις (İtis): İltihâb. El ve ayak parmaklarında görülen iltihâb. Periostite bağlı olarak parmak şişer.

Daktiloloji: Δακτυλολογία (Daktilologîa). Δακτυλο (Daktilo): Parmak-Λόγος (Lôgos): Bilim, Kelâm, Söz, Bilgi, mantık. Sağır ve dilsizler tarafından kullanılan ve parmak işâretleriyle anlaşmayı sağlayan yöntem.

Daktiloskopi: Δακτυλοσκοπία (Daktiloskopia). Parmak izi tesbiti.

Dekagon: Δεκάγωνο (Dekâgono). Δεκά (Dekâ): On- Γωνια (Gonia): Köşe. Ongen.

Deltoid: Δελτοειδής (Deltoidîs). Δελτα (Delta): Delta- Ειδος (İdos): Biçim, şekil, suret, nevi, cins. Deltamsı. Bir kas ismi. Musculus Deltoideus (Kolun üst bölümünde bulunan büyük bir kas).

Demonoloji: Δαιμονολογία (Demonologîa). Δαιμονας (Demonas): Asıl anlamı itibârıyla “Demon” kavramı cennette ders veren üst düzey bir meleği ifâde etmektedir (Kara Melek). Ancak zamanla “şeytan”laşan, şeytana dönüşen bir kimlik ifâde eder, Azazil. Şeytan bilgisi, şeytan ilgisi. Cin-peri bilgisi mânâsında da kullanılır.

Deontoloji: Δεοντολογία (Deontologîa). Δέοντως (Dêondos): İktiza ettiði gibi, lùzum gösterdiði gibi, lâyıkı veçhile- Λόγος (Lôgos): Söz, bilgi, bilim, kelâm, mantık. Tıp ahlâkını konu edinen bilim dalı.

Dendrosit: Δεντροκυτος (Dendrokitos). Δεντρο (Dendro): Ağaç- Κύτος (Kîtos): Hücre, ambar. Ağaçsı hücre. Bir sinir gövdesinden ayrılan ağaç şeklindeki liflerden biri. İmpulsu sinir hücresine ileten neuron kısmı.

Deri: (Derma). Δέρμα (Dêrma).

Dermatit: Δερματειτις (Dermatitis). Δερμα (Derma): Deri-Ειτις (İtis): İltihâb. Deride görülen iltihâbî reaksiyon. Örn. Dermatitis Herpetiformis.

Dermatofit: Δερματοφυτος (Dermatofitos). Δερμα (Derma): Cild, deri-Φυτος (fitos): Deri yüzeyini tutan bir çeşit mantar grubu.

Dermatofitoz: Δερματοφυτωσις (Dermatofitosis). Δερμα (Derma): Cild, deri-Φυτος (Fitos): Bitki-Ωσις (Osis): Durum, hâl bildiren sonek. Athlete’s Foot (Atlet Ayağı) adı da verilen bir tablo, tinea pedis.

Dermatoz: Δερματωσις (Dermatosis). Δερμα (Derma): Cild, deri-Ωσις (Osis): Durum, hâl bildiren sonek. Deri hastalıklarının jenerik ismi, genel ismi. Genel olarak deri hastalıklarını ifâde etmek için kullanılan terim.

Dermatoglifis: Δερματογλυφις (Dermatoglifis). Δερμα (Derma): Deri, cild- Γλυφος (Glifos): Oyuk, yiv. Parmak uçlarındaki, avuç içlerindeki ve ayak tabanlarındaki cildin incelenerek herhangi bir gelişim anomalisi mevcut olup olmadığının araştırılması.

Dermatoloji: Δερματολογία (Dermatologîa). Δερμα (Derma): Deri, cild- Λόγος (Lôgos): Bilim, bilgi, kelâm, mantιk. Deribilim, Cildiyye.

Dermatom: Δερματομος (Dermatomos). Δερμα (Derma): Deri, cild-Τομη (Tomi): Kesi, kesme, biçme, kesim, insizyon. Gref olarak hazırlanmak üzere çaşitli kalınlıklarda deri plakları kesebilen aygıt, deriye tekâbül eden kesit.

Dermatomikoz: Δερματομυκωσις (Dermatomikosis). Δερμα (Derma): Cild, deri-Μυκες (Mikes): Mantar-Ωσις (Osis): Durum, hâl bildiren sonek. Deride görülen mantar enfeksiyonu.

Dermatomiyozit: Δερματομυοσειτις (Dermatomiositis). Δερμα (Derma): Cild, Deri-Μυς (Mis): Kas, Adale-Ειτις (İtis): Iltihâbî durum bildiren sonek. Ödem ve Kas zâfiyeti ile kendini gösteren akut bir deri ve kas iltihâbı.

Dermis: Δερμις (Dermis). Gerçek deri: Cutis Vera. Epidermis tabakasının altındaki tabaka.

Dermografismus: Δερμογραφισμός (Dermografismôs). Δερμα (Derma): Deri, cild-Γραφώ (Grafô): Yazmak. Ciltte bir tür aşırı hassasiyet. Deride herhangi bir cisimle oluşturulan bir çizgi ya da bir şeklin uzun süre kalması. Vasomotor İnstability (Damar etkinlik düzensizliği) durumunda görülebilir.

Dermoid: Δερμοηδη (Dermoidi). Δερμα (Derma): Deri, cild-Ειδος (İdos): Şekil, biçim, suret, nevi, cins. Deriye ait olan, derimsi, deriyi ilgilendiren, deri gibi, deriye benzeyen. Örn. Dermoid Kist.

Deuterium:

Diamorfin: Διαμορφινι (Diamorfini). Δια (Dia): Arasından, aracılığıyla, içinden-Μορφινι (Morfini): Bir tür uyuşturucu madde. Bir morfin türevi. Alışkanlık yapma özelliği vardır. Yunan mitolojisindeki uyku ilâhı Morfeus’un isminden mülhem.

Dianetik (Dianoitik): Διανοίτίκη (Dianoîtîki). Δια (Dia): Baştan sona, bir uçtan bir uca, dolayı- Νοίσεις (Noîsis): Tefekkür. Διανοούμαι (Dianoume): Düşünmek, fikir yürtmek, akıl yürütmek, hak etmek kökünden. Aklen, zihnen. Tepeden tırnağa düşünmek, derin düşünmek, tefekkür etmekle ilgili.

Diensefalon: Διεγκεφαλος (Diekefalos). Δια (Dia): den, ile, için-Eγκεφαλος (Ekefalos): Beyin, kafaiçi muhteviyatι. Arabeyin. Araimik, Arainük.

Diatribi (Diatripi): Διατρυπώ (Diatripo). Δια (Dia): Baştan sona, bir uçtan bir uca, tepeden tırnağa, dahili olarak-Τρυπώ (Tripô): Delmek. Baştan aşağı, bir uçtan bir uca delmek, delip geçmek. San’atta, sert ve ağır bir biçimde eleştirme, yerme, yergi.

Didim: Δίδυμος (Didimos). İkiz. Epididim teriminin içinde. Çift olan testisleri (hâyalar, husyeler) betimlemek amacıyla kullanılmıştır.

Dierez: Διαιρεσις (Dieresis). Çözümleme, bölümleme.

Difteri: Διφθερίτις (diftherîtis), διφθερίτιδα (diftherîtida). Corynobacterıum Diphteriae adı verilen bakteri tarafından oluşturulan enfeksiyöz bir hastalık.Kuşpalazı.

Difteroid: Διφθεροηδι (Difteroidi). Διφθεριτιδα (Difteritida)-Ειδος (İdos): Şekil, biçim, suret, nevi, cins. Şekil veya karakter bakımından Corynobacterıum diphteriae’ye benzeyen herhangi bir bakteri.

Dikefal: Δικεφαλός (Dikefalôs). Δι (Di): Çift- Kεφαλoς (Kefalos): Kafa, baş. Çift başlı.

Dikotomi: Διχοτόμια (Dihotômia). Διχοτομω (Dihotomo): Bölmek, ikiye ayιrmak (fiilinden mùlhem). İkiye ayırma, bölme.

Dikrotik: Δικροτικος (Dikrotikos). Δικροτός (Dikrotôs): Çift vurum. Çift vurum meydana getiren, çift vurumla ilgili olan. Diastol sırasında atardamarların ikinci kez genişlemesi. Dicrotıc Wave: Dikrotik bir nabız trasesindeki ikinci dalga.

Dimorf: Δίμορφος (Dîmorfos). Δί (Dî): İki anlamı veren önek-Mορφος (Morfos): Şekil, biçim. İki şekilli.

Dioptri: Διόπτρα (Diôptra). Dürbün. Refraksiyon (defleksiyon, kırma) derecesinin ölçülmesinde kullanılan bir birim. Bir dioptrilik merceğin odak uzaklığı 1 metredir.

Dipleji: Διπληγια (Dipligia). Δι (Di): Çift, iki-πληγή (pligî): darbe, vurgun, inme. Bacaklarda görülen simetrik felç durumu.

Diplokoküs: Διπλωκοκκος (Diplokokos). Διπλώνω (Diplôno): Katlamak, kıvırmak-Kόκκος (Kôkos): Dâne, çekirdek. Kok grubu bir bakteri. Örn. Diplococcus Pneumoniae.

Diplopi: Διπλοπία (Diplopîa). Διπλώνο (Diplôno): Katlamak-Οψις (Opsis): Görme. Çift görme.

Dipsomania: Διπσομανία (Dipsomanîa). Διψα (Dipsa): Susuzluk-μανία (Manîa): aşırılık, çılgınlık, azgınlık. Uzun aralıklı nöbetler hâlinde kendini gösteren alkolizm krizleri.

Disartri: Δυσαρθρια (Disarthiria). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-αρθρωση (arthrosi): Eklem, mafsal. Eklem bozunumu, kekeleyerek konuşma.

Disestezi: Δυσαισθηση (Disesthisi). Δυς (Dis): Güçlük, zorluk belirten bir önek-Αισθηση (Esthisi): His, duyum. Dokunma duyusunun bozulması.

Disfaji: Δυσφαγια (Disfagia): Δυς (Dis). Zorluk, güçlük belirten bir önek- Φαω (fao): Yemek. Yutma güçlüğü.

Disfazi: Δυσφασία (Disfasîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-φασια (fasia): Konuşma, ifâde etme. Tam olarak konuşamama, konuşmakta güçlük çekme.

Disgenesis: Δυσγενέσις (Disyenêsis). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- γενέσις (yenêsis): Oluş, olma, tekvin. Embryo’nun gelişimi sırasında meydana gelen malformasyon (şekil bozukluğu). Bozuk gelişim.

Dishidroz: Δυσυδρωσις (Dishidrosis). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-ύδρώνω (îdrôno): Terlemek. Veziküler bir cilt kabarcığı. Ter bezine ait boşaltım kanalının tıkanmasına bağlı ortaya çıkar.

Diskaryoz: Cervical Smear’deki anomalinin malignite (habâset, kötü huyluluk) açısından dikkat çeker olması hâli.

Disk: Δίσκος (Dîskos). Ağırşak, omurlar arasındaki yastıkçık.

Diskiliya: Δυσκοιλιότης (Diskiliôtis). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek –Κοιλιά (Kiliâ): Karın. Peklik, inkibaz, kabızlık, dışkılama güçlüğü.

Diskinezya: Δυσκίνηση (Diskînisi). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Kίνηση (Kînisi): Hareket. İstemli hareketlerin bozulması.

Diskizya: Δυσκισια (Diskisia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Χέσω (Hêso): Dışkılamak. Def-i hâcet zorluðu.

Diskografi: Δισκογραφία (Diskografîa). Δίσκος (Dîskos): Disk, ağırşak-γραφώ (grafô): Yazmak. İntervertebral disk filmi.

Diskondroplazi: Δυσχοντροπλασία (Dishondroplasîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Χοντρος (Ho-n-dros): Kıkırdak- Πλασσεω (Plaseo): Şekil vermek, şekillendirmek. Kolların ve bacakların, kıkırdak gelişimindeki gerilik nedeniyle kısa, güdük kalması.

Diskopati: Δισκοπάθεια (Diskopâthia). Δίσκος (Dîskos): Disk, ağırşak- Παθος (Pathos): Hastalık, dert, his, duygu. Omurgayı oluşturan disklerin (yastıkçıkların) hastalığı.

Diskori: Δυσκορία (Diskorîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Κορι (Kori): Gözbebeği. Gözbebeğini ilgilendiren anomali.

Diskrasi: Kanda toksik maddelerin bulunması nedeniyle ortaya çıkan karmaşa. Kan hücrelerinin anormal hâle gelmesi.

Dislalia: Δυσλαλία (Dislalîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-λαλια (lalia): Konuşma. Konuşma organlarındaki aksaklık nedeniyle ortaya çıkan konuşma bozukluğu. İmmatür (Olgunlaşmamış) kekemelik.

Disleksia: Δυσλεξία (Disleksia): Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-λεξις (Leksis): Kelime, sözcük. Okuma bozukluğu, bozuk okuma.

Dismelia: Δυσμελια (Dismelia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Μελος (Melos): Uzuv. Kol veya bacaklarda görülen kusurlar.

Dismenore: Δυσμıνορροια (Disminoria). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Μινα (Mina): Ay-Ρευση (Revsi): Akma. Ağrılı menstrüasyon (âdet görme).

Dismorfojenik: Δυσμορφογονικός (Dismorfogonikôs). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek– Μορφος (Morfos): Şekil, biçim- Γενέοθαι (Yenêothe): Olmak, oluşmak. Hâmilelik sırasında alındığında, foetus’ün (cenin) anormal gelişimine yol açan ilâçları nitelemek için kullanılan bir terim.

Disopia: Δυσοπία (Disopîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Oψις (Opsis): Görme. Görmenin ağrılı ve / veya bozuk olması.

Disoreksia: Δυσορεξια (Disoreksia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Oρεξις (Oreksis): İştah. Anormal iştah, iştah bozukluğu.

Disparoni: Δυσπαρευνος (Disparefnos). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-παρευνος (parefnos): Yanyana yatış. Ağrılı veya zor cinsî temas.

Dispepsi: Δυσπεψία (Dispepsîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Πέψι (Pepsi): Hazım, sindirim. Hazımsızlık, sindirim sıkıntısı, zorluğu.

Displazi: Δυσπλασία (Displasîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Πλασσεω (Plaseo): Şekil vermek. Anormal doku oluşumu.

Dispne: Δύσπνοια (Dîspnia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Aναπνοή (Anapnoî): Nefes. Nefes almada zorluk çekme, zorlu teneffüs, solunum güçlüğü.

Disprosyum: Δυσπροσίο (Disprosîo). "Elde edilmesi zor" anlamında. Bir kimyevî element. Dy.

Disritmi: Δυσρυθμος (Disrithmos). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Ρυθμος (Rithmos): Ritm. Ritm bozukluğu.

Distaksia: Δυσταξια (Distaksia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Tαξις (Taksis): Düzen, nizâm. İstemli hareketlerin kontrolünde zorluk çekilmesi.

Distikiyaz: Διστοιχος (Distihos). Δι (Di): İki, Çift-Στοιχος (Stihos): Saf, sıra, katar. Göz kapağının iç kenarında yer alan ikinci bir kirpik sırası.

Distosi: Δυστοκια (Distokia). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek- Τοκέτος (Tokêtos): Doğum. Yavaş veya zor doğum.

Distrofi: Δυστροφία (Distrofîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten önek- Τρωω (Troo): Yemek, beslenmek. Bozuk gelişim, çarpık gelişim, bozuk beslenme.

Ditirambik: Διτηραμβικός (Ditiramvikos). Duygusal Yunan koral ilâhîsi.

Diyabet: Διαβήτης (Diavîtis). Διαβαινώ (Diavenô): Arasından geçmek, geçmek. Şeker hastalığı.

Diyabetik: Δıαβητικός (Diavitikôs). Διαβαινώ (Diavenô): Arasından geçmek, geçmek. Diabetli, Şeker hastası.

Diyabetojenik: Διαβιτικογενικος (Diavatikogenikos). Διαβαινώ (Diavenô): Arasından geçmek-γένος (yênos): Oluş, soy, zürriyet, cins. Diyabet meydana getiren. Diyabetoluşsal.

Diyafiz: Διαφυσις (Diafisis). Διαφυσώ (Diafisô): Aracılığıyla büyüyüp gelişmek. Kemiğin gövdesi, gelişen bölümü. Ara cisim.

Diyafragma: Διάφραγμα (Diafragma). Δια (Dia): Arasından, aracılığıyla, içinden-Φράγμα (Frâgma): Set, baraj. Böleç. Göğüs ve karın boşlukları arasında bulunan kubbe şeklindeki adalemsi yapı, iki boşluğu ayıran zar veya septum, bölme.

Diyagnostik: Διαγνωστικός-ή-ό (Diagnostikos). Tanısal, teşhise değgin.

Diyagnoz: Διάγνωση (Diâgnosi). Δια (Dia): Arasından, aracılığıyla, içinden-Γνωση (Gnosi): Bilme, tanıma, teşhis etme. Tanı, teşhis.

Diyaliz: Διάλυσις (Diâlisis). Διά (Diâ): Baştan aşağı, den, ile, için, dolayı- Λυσις (Lisis): Çözüm,erime, çözùnùm. Ayırma, ayrıştırma. Böbrek yetmezliği olan hastalarda, kanın belli aralıklarla temizlenmesi. Delikli bir zardan geçebilme yeteneklerinden yararlanarak, bir sıvının içinde bulunan çeşitli maddelerin ayrılmasını sağlamak.

Diyapedez: Διαπεδεσις (Diapedesis). Dια (Dia): Arasından, içinden, aracılığıyla-πoδι (Podi): Ayak. Kan hücrelerinin, damar çeperlerinden ayaksı hareketlerle dokulara sızması.

Diyarez: Διαιρεση (Dieresi). Çözümleme, bölümleme.

Diarrhea: Διάρροια (Diârria). Akıp gitmek. İshal, Amel.

Diyapazon: Διαπασών (Diapasôn). İşitmeyi ölçmekte kullanılan bir cihaz.

Diyastaz: Διάστασι (Diâstasi). Ayırım. Bölüm, parça, boyut, proporsiyon. Hayvanî ve bitkisel (nebatî) hücreler ile bakteriler tarafından yapılabilen bir enzime de bu ad verilir. Pancreatıc Dıastase, idrarda ve tükürükte mevcuttur. Kemiklerin, kırık durumu olmaksızın birbirlerinden ayrılması, ayrık. Kasların ayrılması (Muscular Diastase).

Diyastema: Διαστημα (Diastima). Yarık.

Diyastol: Διαστολή (Diastolî). Διά (Diâ): Baştan aşağı, aracılığıyla, içinden, ile, dolayı- Στέλλω (Stêlo): Göndermek. Kalbin kanla dolması evresi. Sistol karşıtı. Sümet, gevşem.

Diyatermi: Διαθερμία (Diathermîa). Dια (Dia): aracılığıyla, arasından, içinden-Θερμια (Thermia): Isı, harâret. Dokulardan yüksek frekanslı elektrik akımı geçirilerek ısı meydana getirilmesi. Geniş sahaya yayılan ısıdan, derinlerde bulunan iltihâbî olayların tedavisinde yararlanılır. Cerrahî müdâhalede kanın pıhtılaştırılmasında da aynı teknikten yararlanılabilir.

Diyatez: Διάθεση (Diâthesi), Διάθεση (Diâthesi): Temâyül, meyil, belli bir konum oluşturma. Örn. Kanama diyatezi.

Diyet: Δίαιτα (Dieta). Uygulama, yönlendirme anlamında. Türkçe’ye, Farsça’dan geçen ve “karşılığını verme” anlamında kullanılan kelimeyle anlam benzerliği yoktur.

Diyetetik: Διευθέτώ (Diefthêtô). Nizama koymak, tertip etmek, düzenlemek. Sağlıklı ve hastalıklı durumlardaki insanların beslenmesi konusundaki bilimsel prensiplerin saptanması ve uygulanması.

Diyüretik: Διουρητικός (Diuritikôs). İdrar söktürücü, idrar miktarını arttıran madde.

Diyürez: Διούρησις (Diurisis). İdrar sökme, aşırı idrar itrahı.

Dizanteri: Δυσεντερία (Disenterîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-εντερο (E-n-dero): Barsak. Barsak iltihâbı. Gaitada kan ve mukus karakteristiktir. Örn. Basilli Dizanteri.

Dizüri: Δυσουρία (Disurîa). Δυς (Dis): Zorluk, güçlük belirten bir önek-Ουρια (Uria): İdrar yapma, işeme. İşeme bozukluğu, zorluðu.

Doz: Δόση (Dôsi). Verme, veriş kelimesinden. Örn. Yüksek doz (Overdose).