Daha genç olduğunuz ve istediğinizi yediğiniz halde kilo almadığınız zamanları hatırlıyor musunuz? Günümüzde ise, kimyasal katkılı gıdaların bizi sürekli yemeye sevk etmesi, çevresel toksinlerin yağ depolanmasını uyarması nedeniyle fazla kilo ve obezite oranları her yıl önlenemez şekilde artmaktadır.

Obezite şu anda tüm dünyanın karşılaştığı en önemli sağlık problemi haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yetişkinlerin üçte birinden fazlası, çocuk ve genç erişkinlerin 100’de 17’ si obezdir ve bu sayılar hızla artmaktadır. Yeni bir ankete göre insanların 100’de 55’i kilo kaybetmek için çeşitli yöntemleri denemektedir.

Vücutta biriken yağ ya deri altında, tıbbi adıyla subkutan, veya karın içerisinde, tıbbi adıyla visceral yağlanma olarak toplanır. Subkutan ya da deri altı yağ esas olarak vücudun alt kısmında toplanır ve sıklıkla kadınlarda görülen armut tipi obeziteye yol açar. Yağın karın içerisinde toplandığı obezite tipi ise elma tipi olarak adlandırılır ve erkeklerde daha sık görülür.

Visceral yağlanma, santral veya abdominal yağlanma olarak bilinen bu tip, en tehlikeli yağlanma tipidir. Çünkü kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve diğer kronik hastalıkların oluşumunda rol oynar. Metabolik sendrom olarak bilinen bu tablo ciddi sağlık riskleri içerir.

Visceral yağ tipik olarak toplam vücut yağının küçük bir oranını oluşturur ancak sağlık üzerinde ciddi etkileri sahiptir. Çünkü bu yağ karaciğer, böbrek ve pankreas gibi hayati organların etrafında yerleşir.

Obezite genetik, hormonal, çevresel ve bir çok farklı faktörün rol oynadığı kompleks ve dinamik bir süreçtir. Vücutta biriken bu yağ endokrin bir organ olarak kabul edilmektedir. Çünkü metabolik olarak aktiftir, hormonlar tarafından etkilenir. Aynı zamanda çok sayıda hormon benzeri proteinler ve güçlü kimyasallar salgılar. Karın içerisinde toplanan yağ ise özellikle tehlikelidir çünkü metabolik olarak çok aktiftir, vücutta inflamasyona yol açar, ve hücre düzeyinde hastalıklara giden süreçleri başlatır.

Visceral yağ aynı zamanda insülin direnci ile de ilişkilidir. Insülin direnci Tip 2 diyabet ve diğer obeziteyle ilişkili yandaş hastalıklarda en önemli faktördür. Karaciğerde biriken yağ siroz ve hatta karaciğer kanserinin öncülüdür.

Kan şekerindeki bozulmalar, artmış kan yağları, lipoprotein dengesinin bozulması ve yüksek kan basıncı topluca metabolik sendrom adı verilen bir tabloya yol açar. Metabolik sendrom kardiyovasküler hastalık, Tip iki diyabet gibi diğer sağlık risklerinin bir göstergesidir.

Gerek ameliyatsız bir takım müdahaleler, herekse obezite cerrahisi ile visceral yağ dokusu azaltılabilir. Visceral yağ dokusunun azaltılmasında egzersiz en önemli ve en etkili yaşam tarzı değişikliklerindendir. Bunun yanısıra yağdan ve kaloriden fakir, proteinden zengin bir diyet planı son derece faydalı olacaktır. Diyetteki lif ve protein oranlarının artırılmasının visceral yağ kaybını başlattığı kanıtlanmıştır. Protein desteğinin en iyi kaynağı süt kökenli whey proteindir. Whey proteinin en önemli faydaları doyma hissi ve açlık kontrolü üzerindeki etkisi, metabolizma ve kas protein sentezi üzerindeki pozitif etkileri ve metabolizma hızlandırıcı etkileridir.

 

Ancak bütün protein destekleri birbirinin aynısı değildir. Klasik yollarla hazırlanan ticari whey proteinler pastörize edilmek zorundadır. Bu da çok yüksek sıcaklıklara ve kimyasallara maruz kalmaları anlamına gelir. Bu işlemler bir çok enzimi yok eder, proteinleri çökertir ve besleyici değeri azaltır. Tüketilen kalorinin azaltılması ve sık aralıklarla beslenmenin karın için yağ miktarını azalttığı da gösterilmiştir. 

 
Ad * :    
Soyad * :    
Email :    
Yorum :