Amerikan mutfağı denince aklımıza önce `fastfood` geliyor değil mi? Hani şu çocuklarımızın ve gençlerimizin bayıla bayıla yedikleri, bir çırpıda hazırlanıp hemen yenen yemekler.
 
Ne kadar endişelenirsek endişelenelim ya da onlara sağlıklı yemekler yedirmeye çalışırsak çalışalım, hamburger deyince akan sular duruyor. Aslında endişe etmekte pek de haksız sayılmayız. Amerikan halkının yaklaşık yüzde yirmi beşi aynı dertten muzdarip: Obezite. Yani aşırı şişmanlık. Ve bu durumun sorumlusu olarak da iç rahatlığıyla fastfood`u ve yağlı, tuzlu cipsleri ya da kolayı gösterebiliriz sanırım.

Amerika çok sonra keşfedilmiş bir kıta olduğundan, kıtaya ait binlerce yıllık bir yemek kültüründen bahsetmek pek mümkün değil. Kıtaya özellikle Avrupa`dan giden insanlar doğal olarak kendi yemek kültürlerini de beraberlerinde götürmüşler. Yani, öyle tek bir Amerikan mutfağından söz etmek pek de mümkün değil.

Özellikle son zamanlarda ülkenin en önemli sorunlarından biri haline gelen obeziteyi aşmak için insanlar başka ülkelerin mutfaklarını denemeye başladılar. Örneğin belkide Çin`de bile göremeyeceğiniz kadar özenle açılmış Çin restoranları, zeytinyağıyla ve hafif yemekleriyle Amerikalıları cezbeden İtalyan restoranları ülkenin her yerine dağılmış durumda. Fransız mutfağı, İngiliz mutfağı derken Amerikalılar aslında tüm mutfakların kokusunu öğrenmişler. Farklı yemeklerin tadına bakmış olmalarının bir nedeni de tabii ki, Amerikalı denen insanların aslında Avrupa`nın çeşitli bölgelerinden gelip kıtaya yerleşmiş olmaları.

Peki ya ondan önce? Kıtanın yerlileri olan Kızılderililerin yemek kültürü nasılmış dersiniz? Doğayla barışık yaşamayı ve doğayı kendine uydurmak yerine, kendini doğaya göre şekillenmeyi tercih eden Kızılderililer doğada buldukları otlarla ve çeşitli av hayvanlarıyla besleniyorlarmış.

Doğal yaşamın ve beslenmenin doruklarından hamburger, cips ve kolaya... Kıtanın bundan sonraki yemek tarihi nasıl yazılacak bakalım.
2008-08-08 Hürriyet