BİR SAĞLIK PROBLEMİ OLARAK MORBİD OBEZİTE
Morbid obezite kavramı, yaşamı tehdit edebilecek başka hastalıklara yol açacak düzeyde aşırı kilolu olma durumunu ifade eder.

 

Eğer ideal kilonuzun iki katı iseniz, ya da 45 kilo fazlanız varsa morbid obez olarak değerlendirilebilirsiniz.

 

Morbid obezitenin belirlenmesinde sıkça kullanılan bir diğer tanımlama da BMI (VKİ) ya da Vücut Kitle İndeksi olarak bilinen değerdir. Bu değer kilonuzun, boyunuzun karesine bölünmesi ile hesaplanır. Ana menümüzdeki “Acaba Şişman mıyım?” linkine tıklayarak vücut kitle indeksinizi kolayca hesaplayabilirsiniz.

 

Vücut kitle indeksi vücut yağının yalnızca indirekt bir ölçümüdür. Bilimsel araştırmalarda vücut kompozisyonunun belirlenmesinde hidrodansitometri (sualtında ölçüm) ve dual-enerji x-ray absorbtiometri gibi daha doğru metodlar kullanılmaktadır. Bel ve kalça çevresi ölçümü ve dirsek arkasında cilt kalınlığının ölçülmesi de kullanılan fiziksel ölçüm metodlarıdır.

 

Vücut kitle indeksi epidemiyolojik çalışmalarda ve günlük hekimlik pratiğinde orta yaşlarda kadın ve erkekler için en sık kullanılan ölçümdür. Yağ kitlesi dansitometrisi ile % 90’ın üzerinde uyumludur. Oransal olarak daha az kas kitlesi bulunan yaşlı erişkinlerde kesin bir ölçüm metodu olarak kesinliği azalmaktadır. Vücut kitle indeksi bazen Quetelet İndex  olarak da adlandırılır. Kas ve yağ dokularının ayrımını yapmamasına karşın, şahsın boyuna göre kilosunun ne olması gerektiğinin tahminlenmesinde çok yararlıdır.

 

Herhangi bir yandaş hastalığınız olmaması durumunda 40’ın üzerindeki değerler morbid obez olduğunuz anlamına gelirken, diabet, eklem rahatsızlıkları, hiperkolesterolemi veya hipertansiyon gibi ciddi yandaş hastalıkların varlığında, 35 ile 40 arasındaki değerler morbid obezite kabul edilmektedir.

 

Aşırı kilolu olma ya da obezitenin tanımı:

 

Artmış vücut yağını tahminlemede vücut kitle indeksi mükemmel bir ölçüm olmamakla birlikte, vücut kompozisyonu ölçümleri ile büyük uyumluluk gösteren ve en kolay hesaplanabilen metod olduğu için çok sık kullanılmaktadır. Normal sınırların üst limitlerinde de artmış sağlık riskleri olmakla beraber; Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Beslenme Dairesi ve Uluslararası Obezite toplulukları temelde aşağıdaki sınırlarda uzlaşmıştır:

 

Kilo Grubu Tanımlaması

 

Vücut Kitle İndeksi

Düşük Kilolu

 

18.5 ve altı

Normal

 

18.5 - 24.9

Fazla Kilolu

 

25.0 - 29.9

Obez

 

30.0 - 39.9

Morbid Obez

 

40.0 ve üstü

 

 

 

 

 

Eğer morbid obez iseniz; diabet (şeker hastalığı), hipertansiyon ve dejeneratif artrit (eklem romatizması) gibi çok sayıda ciddi hastalığa da adaysınız demektir. Daha da kötüsü, morbid obezite, kalp hastalığından ölme riskinizi çok ciddi biçimde arttırmaktadır. 23-34 yaşları arasında morbid obez erkeklerin ölüm oranı, normal populasyondan 12 kat daha fazladır.

 

Obezitenin etkileri sadece tıbbi de değildir. Aşırı yağ dokusu sizin sosyal ve özel ilişkilerinizi de engeller ve böylece duygusal anlamda strese yol açar. İş bulmada, hatta özel kıyafet alımında bile ciddi zorluk ve bedellere katlanmak zorunda kalırsınız. Bütün bu nedenlerden ötürü, morbid obezite istediğiniz bir hayata kavuşmanızı güçleştirir.

 

Ne yazık ki diyet yapmak genellikle işe yaramaz. Çok yoğun eforla bile ancak çok az sayıda morbid obez başarılı şekilde kilo verebilmiş ve kilolarını korumayı başarabilmiştir. Diyetlerde başarısız olmak sadece yetersizlik ve başarısızlık hissinin eklenmesini sağlar.

 

İlaçlar ancak alındıkları sürece kilo vermenize yardım edebilir, bu nedenle kalıcı bir çözüm olarak görülmemelidir. Tüm bu ilaçların ciddi yan etkileri vardır ve ilaçlar bırakıldığında kaybedilen kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Ne günümüzde, ne de yakın gelecekte ilaçlarla morbid obezitede gerekli olan büyük miktarlarda kilo kaybı mümkün değildir.

 

 

 


OBEZİTE CERRAHİSİ

 

Obezite cerrahisi günümüzde yöntemleri artık oturmuş ve yalnızca bu tip operasyonlarda eğitimli ve deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilmesi gereken operasyonlardan oluşur. Ayrıca, psikyatrist, diyetisyen ve diğer medikal dallarla da yakın ilişki içinde yürütülmesi gereken multidisipliner bir yaklaşımdır. Nihayetinde, günümüzde operasyonla ilgili riskler son derece azalmıştır ve cerrahiyi takiben büyük oranda başarılı ve kalıcı kilo kaybı sağlanmaktadır.

 

 

 

Obezite Cerrahisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular:

 

Gastrik Bypass Hakkında Sık Sorulan Sorular:

 

Bu cerrahi işlem sosyal güvenlik kurumları ve sigortalarca karşılanıyor mu?

 

Yurtdışında pek çok sigorta şirketi bu ameliyatı karşılamaktadır. Ancak firmalar arasında çeşitli uygulama farklılıkları vardır. Ülkemizde olduğu gibi, dünyada da pek çok sigorta şirketi bu işlemleri karşılamaya yanaşmamaktadır. Sosyal güvenlik kurumları tarafından ise, hastanelere ameliyatın neredeyse ¼’ünü karşılayabilecek bir ödeme yapılabilmektedir. Sorunla karşılaşmamanız için bizzat sigorta şirketiniz ya da kurumunuzdan doğrudan bilgi almanız daha uygun olacaktır.  

 


Kalori hesabı yapmaya devam edecek miyim?

 

Hayır. Diyet son derece basittir. Her öğün meyve ve sebzelere ek olarak hayvansal protein alacaksınız.

 


Alkol alabilir miyim?

 

Alkol vücut tarafından şekere dönüştürülebildiğinden, kilo verme periodunda alkollü içecekler almanız tavsiye edilmez. Hedef kilonuza ulaştıktan sonra, aşırı olmamak kaydı ile alkol kullanabilirsiniz.

 

Tekrar tatlı yiyebilecek miyim?

 

Bu hastadan hastaya değişiklik göstermektedir. Bazı hastalarda problem yaşanmazken, bazıları şekere ciddi reaksiyon göstermektedir. Bu tepki zamanla azalma eğilimindedir.

 


Kötü bir yara izi kalacak mı? Vitamin E almamın faydası olur mu?

 

Her ameliyatta olduğu gibi yara izi mutlaka kalacaktır. Vitamin E kullanımının skarların iyileşmesine etkisini gösteren bilimsel kanıt olmamasına karşın, bazı hastalar yardımı olduğunu hissetmektedir.

 


Ne zaman yüzebilirim? Gebe kalmam mümkün mü?

 

4-6 hafta sonra yüzme gibi sporlara başlayabilirsiniz. Gebe kalabilirsiniz, ama bunun kilo verme periodunda olması tavsiye edilmez.

 


Gastrik Bypass ameliyatı ve sonrasında neler olur?

 

Programın başlangıcı bu operasyon için doktorunuzun ofisine adım attığınız anda olur. Morbid obeziteyle mücadele eden hastaların pek çoğunun yanlış sözler, ticari amaçlı diyet, medikal estetik, bitkisel besin katkısı, ilaç ya da egzersiz gibi sayısız üzücü aşamadan geçmiş olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, öncelikle ve acil olarak öorbid obezite hakkındaki mitleri yıkarak başlıyoruz ve obezite için cerrahi tedaviyi seçmenin gerçekçi kazanımları ve hastanın sorumluluklarını öğretiyoruz. Bu yolla büyük bir problemle karşılaşmadan hayat kalitesi, tıbbi ve psikolojik durumda belirgin düzelme yaratacak şekilde aşırı kilo kaybında % 80 ve üzerinde başarı sağlıyoruz.  

 

Dolayısı ile, program aslında ameliyatan önce başlamaktadır. Hastaların hastaneye kabulünden çok daha önce, programı anladıklarını, davranışsal ve diyetsel değişimleri kararlı bir şekilde istediklerini ve onayladıklarını garantiliyoruz. Bazen bu hazırlık derinlemesine bilgi alışverişini ve bazen de psikolojik analizleri gerektirebiliyor. Bu süreçte bir diyetisyenle de birebir diyalog kurulmasında büyük fayda var. Hastaların kendileri ile aynı aşamalardan geçmiş kişilerle konuşabilecekleri destek gruplarını şiddetle tavsiye ediyoruz. Ülkemizde ne yazık ki Çapa ve Cerrahpaşa’da henüz filizlenmekte olan bu gruplar, internet ortamında daha aktif olarak takip edilebilmektedir. Sitemizin forum bölümünde de diğer hastalarla paylaşımda bulunabilirsiniz. Bu cerrahi öncesi evreler, hastanın bir takım çalışmasına girdiğinin bilincine varması, istediği anda destek alabileceğine güvenmesi ve ameliyat korkusunun hafiflemesinde çok değerlidir.

 

Güncel Gastrik Bypass Programı aslında genel olarak temel, sağlıklı yaşam stratejilerinden ibarettir. Basit ama mutlaka uyulması gereken 10 kuralı vardır:

 

1. Günde 3 öğün yemelisiniz ve öğün atlamamalısınız. Her öğün yaklaşık 30-45 dakika sürmelidir.

 

2. Her öğün mutlaka tavuk, hindi ve balık gibi,  “Yüksek Biolojik Protein” dediğimiz düşük yağlı hayvansal proteinlerden almalısınız. Bir porsiyon sebze ve meyve de yiyebilirsiniz. Vitamin ve besin desteği eklenebilir. Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar ve Aspirin gibi, uzak durmanız gereken bazı ilaçlar vardır.

 

3. Yemekle beraber sıvı almayınız. Su dahil, içecekleri öğünlerden 30 dakika önce veya sonra alınız.  

 

4. İçecek seçimi tercihlerinize bağlı olmakla birlikte, tüm içecekler “Sıfır” kalori olmalıdır. Bu nedenle hazır meyve suları, alkol veya çorbalar tercih edilmemelidir. Gazlı içeceklerden de kaçınılmalıdır.

 

5. Yavaş yemeli ve gıdaları iyice öğütene dek çiğnemelisiniz.

 

6. Tahıl ve sebze şeklindeki nişastalı besinler haftada iki öğünle sınırlanmalıdır.

 

7. Şeker ve yağdan kaçınılmasını öneren bu kurallar relatif olarak basitliğine karşın, tipik Amerikan tarzı diyet ve yaşam biçimine çok terstir. Bu nedenle, bu program aynı zamanda davranışsal değişimleri de içermektedir.

 

8. Cerrahiden sonra, yemekten maksimum keyif ve doyumu almak için hastalarımıza öğünler sırasında ve sonrasında mümkün olduğunca rahatlamalarını öneriyoruz.

 

9. Bütün hastalar kendi kişisel yatkınlıklarına uygun ve giderek yoğunlaşan bir egzersiz programına katılmalıdır. Daha hastanedeyken hastalar yürümeleri konusunda yüreklendirilmektedir. Bu aktivite solunum fonksiyonlarını iyileştirir, cerrahiden sonra ağrı hassasiyetini azaltır, mobiliteyi arttırır ve toparlanma sürecini iyileştirir. Cerrahiyi izleyen ilk haftalarda zamanı ve hızı giderek arttırılan yürüyüşler önerilir. Bu aşamada yürüyüş aerobik yönden yararı (oksijen kullanımı artar, metabolik etkinlik artar ve kilo kaybı sonuçları düzelir) için desteklenir.

 

Zaman geçtikçe ve hasta gücünü kazandıkça haftada her biri 30 dakikalık 4 aerobik egzersizden oluşan bir egzersiz sistemine geçilir. Yürüyüş, koşu bandı ve bisiklet en popüler aerobik tarz aktivitelerdir. Nihayet, cerrahiden birkaç ay sonra haftada ortalama iki kez ağırlık çalışmalarına başlanabilir. Bu aşama hastaların vücut kas kitlesini arttırmasını, dolayısı ile vücut ağırlığının kas değil, yağ dokusundan kaybedilmesini sağlar. Bu durum, genel sağlık açısından son derece önemlidir.

 

10. Başarı: Masif vücut ağırlığı kaybı, ilişkili medikal problemlerde düzelme, kendini iyi hissetme ve sağlanan kilo kaybının korunması. Bunlar, bu kılavuzlara en azından % 80 uyumlu olmanızı ve doktorunuzun tavsiyelerine uymanızı gerektirir. Bunun dışında bir yol yoktur. Son olarak da mutlaka aylık kontrollere gelmeniz önerilir. Bu, erken tedbirlerle çözülebilecek ufak problemlerin krize dönüşmeden yakalanmasını sağlar.

 

Bu program bazen imkansız gibi görünse de, operasyon geçirmenin kendisi de bu major davranışsal ve diyetsel değişiklikleri sadece mümkün değil; aynı zamanda da yapılabilir kılar. 

 

Geldiğim kiloyu hayatımın geri kalanında yıllarca koruyabilir miyim?

 

Evet! Programın 10 kuralına en azından % 80 bağlı kalır ve bariatrik cerrahi ekibinizle bağlantıyı koparmazsanız, evet. Morbid obezitenin kronik bir hastalık olduğunu, ve hayatınızın sonuna kadar olumlu sağlık kurallarına ve doktor tavsiyelerine uymak zorunda olduğunuzu unutmayınız.
 

 

Kilom nedeniyle kendimi umutsuz ve moralsiz hissediyorum. Kendimi çirkin gördüğüm için dışarıya çıkmaktan bile çekiniyorum. Eğer tüm bu kilolarımı verirsem bu hayatımı nasıl değiştirecek?

 

Elbette 50-60 kilo verdikten sonra hayatınızın nasıl değişeceğini tam olarak tahmin edemeyiz. Eski bir tıbbi tabir “hastalık yoktur, hasta vardır” der, herkes kendine özgü bir bireydir. Ancak hayatınızın değişeceğini ve bu değişimin büyük ihtimalle dramatik şekilde hızlı olacağını söyleyebiliriz. Ameliyat geçiren hastaların yıllar içindeki takiplerinden edinilen bilgilere göre:

 

Fiziksel Durum düzelmektedir. Kan basıncı, kan şekeri ve solunum fonksiyonları düzelmektedir. Hastalar kendini daha enerjik hissetmekte, ağrı ve sızılar azalmakta, uyku düzeni normale dönmektedir.  

 

Psikolojik Durum düzelmektedir. Depresyon azalmakta, kendine güven duygusu yerine gelmekte, içgörü normalleşmekte, sosyal beceriler düzelmekte, geleceğe daha güvenle ve gerçekçi bakış gelişmektedir.  

 

Aile, gönül ilişkileri, arkadaşlarla ve iş arkadaşlarıyla olan ilişkiler olumlu yönde değişmektedir. Bu programa giren hastalar, kendi sağlık seçimlerini realistik olarak ortaya koymalıdırlar. Pek çok hasta depressif ve umutsuz hissettiğinden, kendi yaşamlarına en düşük düzeyde öncelik tanırlar. Tedavi sonrası hastalarda sıklıkla görülen bir değişim ise, kendileri hakkında bazen sevdiklerini mutsuz etse de, sağlıklı kararlar verebilmeyi öğrenmeleridir. Örneğin arkadaşları ile oturup bir şeyler atıştırmak dururken, egzersiz için onlardan ayrılmalıdırlar. Veya, onlar giderek çekici ve bağımsız hale geldikçe sevdiklerinde görülebilecek huzursuzluk veya kıskançlıkları göze almalıdırlar.  

 

Beden Algısı: Hastalar bedenlerindeki değişiklikleri görme ve hissetmenin inanılmaz duygusunu yaşamaktadır. 50-60 kilo kaybetmek beden boyutunda, görünümde ve hatta giysi seçimlerinde müthiş değişikliklere yol açar, çekici ve seksi hissetme duygusunu yaşatır.

 

Normal beden algısını kabullenmek bazen obezite cerrahisi geçiren hastalarda major bir gelişme olmaktadır. Hayattaki en büyük idealleri birkaç beden küçük bir elbisenin içine sığmak olsa da, bazı hastalar bu duruma adapte olmak için biraz zamana ihtiyaç duyabilir. Bazıları kendilerini hala şiman hissetmeye devam edebilir veya kaybettikleri kiloları geri alma endişesi yaşayabilirler. Ancak, ne olursa olsun sonuçta yeni ve sağlıklı beden algıları çok daha konforlu ve güvenilir gelmektedir.

AYARLANABİLİR GASTRİK BAND VE GASTRİK BYPASS HAKKINDA

 

SIK SORULAN SORULAR

 


Ayarlanabilir gastrik band nedir?

 

Halk arasında mide kelepçesi olarak da bilinmekte olan ayarlanabilir silikon gastrik band metodunda, yemek borusu ile mide bileşkesinin yaklaşık 20 mm altından, midenin çevresine bir band yerleştirilmektedir. Bandın iç çeperi uzunlamasına bir balon, ya da bisiklet lastiği gibidir.  Bu balon ince bir tüp aracılığı ile deri altına yerleştirilen bir porta bağlanır. Band ameliyat sırasında inik olarak bırakılır, fakat yaklaşık 1 ay sonra ciltaltındaki porttan serum enjeksiyonları ile kademeli olarak şişirilir.   Bu sayede ameliyattan sonra mide geçişinin boyutu basit bir müdahale ile değiştirilebilmektedir.

 

Silikondan imal edilen ve herhangi bir alerjik etkisi olmayan band, mideyi adeta kum saati gibi iki bölmeye ayırır. Üstte kalan küçük mide poşu gıdalarla dolduğunda erkenden doyma hissi oluşur ve böylece gıda alımı azaltılmış olur. Band yönteminde de diğer cerrahi yöntemlerdeki gibi temel esas hastanın davranışsal alışkanlıklarını ve yeme şeklini değiştirmektir. Eğer band çıkarılacak olursa hızlı şekilde ameliyat öncesi kiloya dönme mümkün olabilir. Bu nedenle, bu operasyon hastanın yeme alışkanlıkları değişmedikçe morbid obezite için kalıcı bir çözüm değildir. Bununla birlikte, ciddi kilo kaybı sağlayabilir ve obezite ile ilişkili ikincil hastalıklara bağlı riskleri azaltarak daha sağlıklı bir yaşam sunar.

 

Ayarlanabilir gastrik band nasıl yerleştirilir?

 

Çoğu vakada açık cerrahi yöntemle yerleştirilmekte olan band için, laparoskopik yöntem de kullanılabilir. İsveç’te 1000 vakalık seride, vakaların 100’ünde laparoskopik yöntem kullanılmıştır. İlk ameliyat 1985’de gerçekleştirilmiştir ve metod giderek gelişmektedir. Bu ameliyatla hastaların % 75’inin cerrahiden sonraki 18 ayda fazla kilolarının % 75 veya daha çoğunu kaybedeceğini öngörmek mümkündür. Yine hastaların pek çoğunda, ameliyattan sonraki 4. yılda kilo 2. yıldakine yakın düzeyde kalmaktadır. 

 

Ameliyatın erken dönemdeki yan etkileri nelerdir?

 

Kusma

 

Hastaların çoğu yemek yedikten sonra en az bir iki kez ağrı ve kusma ile karşılaşırlar. Bu durum vakaların çoğunda çok fazla ya da çok hızlı yemekten kaynaklanmaktadır. Eğer yeme yavaş ve sakin olursa, hastalar mideden gelen tokluk sinyallerini algılamayı öğrenirler. Eğer bulantı, ağrı veya kusma olursa yeme derhal durdurulmalıdır. Düzenli kusma ciddi bir belirtidir. Yanlış yeme alışkanlıklarından kaynaklanabildiği gibi, gastrik poşun çıkışının çok dar olmasına bağlı da olabilir. Düzenli kusma oluyorsa mutlaka doktorunuzla bağlantı kurmalı ve problemi çözmelisiniz.

 

Kabızlık

 

Pek çok hasta ameliyattan sonra kabızlık problemi yaşamaktadır. Bu durum temel olarak gıda alımı ve feçes miktarının azalmasına, dolayısı ile de barsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlıdır. Eğer laksatif gerekirse posa oluşturan bitkisel ilaçlar yerine, laktuloz içeren sıvı laksatifler tercih edilmelidir.

 

Saç dökülmesi

 

Pek çok hasta ameliyatı takip eden ilk altı ayda artmış saç dökülmesinden şikayet etmektedir. Bu durum relatif yetersiz beslenmeden kaynaklanabilir. Bununla birlikte, bu durum hiçbir zaman kelliğe kadar gitmez ve normal saç büyümesi zamanla geri döner.

 


Ameliyatın olası komplikasyonları nelerdir?

 

Ayarlanabilir gastrik band (mide kelepçesi) çoğu hasta tarafından iyi tolere edilir. Komplikasyon oranları düşüktür, ama bu hiç komplikasyonu olmadığı anlamına gelmez. Aşağıda bu ameliyata bağlı olarak oluşabilecek komplikasyonların bir listesini bulabilirsiniz.

 

Enfeksiyon

 

Az sayıda vakada bandın çıkarılmasını gerektirecek kadar şiddetli enfeksiyon izlenmiştir. Bazen port sisteminin çıkarılmasını gerektiren port enfeksiyonları da gelişebilir. Bu durumlar ameliyatın başarısız olmasına neden olur. Bu komplikasyondan kaçınmak için enjeksiyonlar sırasında steriliteye maksimum özen gösterilmesi gereklidir.

 

Band Problemleri

 

Band erken dönemde delinebilir. Günümüzde bandların teknolojik olarak gelişmesi ile bu tarz problemler en aza indirilmiştir. Bandın delinmesi ile hastalar birden kilo almaya başlarlar. Bu durumda hastanın yeniden ameliyat edilmesi ve bandın yenisi ile değiştirilmesi gerekir. Gelişmiş band teknolojisi sayesinde bu tip problemler en aza indirilmiş olsa da, böylesi teknik sorunların yaşanmayacağı hiçbir zaman garanti edilemez.

 

Band Migrasyonu (Göçü)

 

Migrasyon bandın mide duvarını yavaş yavaş erozyona uğratması ve mide lümenine geçmesidir. Bu hastalar da hızlı şekilde ameliyat öncesindeki kilolarını alırlar. Swedish band kullanıldığında bu oran % 3 olarak bildirilmektedir. French bandların kullanımı ile bu oran neredeyse sıfıra inmiştir. Ancak yeni nesil ve daha yumuşak bandlar kullanıma yeni girmiştir ve migrasyon ameliyattan sonra en az 18-24 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bandları hızlı şekilde doldurulan ve total volüme çabuk erişen hastalar migrasyon için daha fazla risk altındadır. Doldurma yavaş ve kademeli olmalıdır. Swedish banda 9, French banda 5 ml’nin üstündeki total volümden kaçınılmalıdır. Temel kurallara uyuldukça bu komplikasyon azalacaktır.

 

Port Problemleri

 

Vakaların % 4’ünde port problemleri görülmektedir. İki tip port problemi vardır. Bunlardan ilki, portun kayması ve dönmesidir. Kendi etrafında dönerse bu pozisyonda enjeksiyon mümkün olmaz. Bu durumda lokal anestezi altında yapılacak basit bir müdahale ile yeniden yerleştirilmesi gerekir.  İkinci problem port yakınlarında bağlantı tüpünün delinmesidir. Bazı vakalarda port üstündeki dokuda aşırı yağ bulunması nedeniyle portun merkezini bulmak çok zor olabilir ve bağlantı tüpü kaza ile delinebilir. Bu olay, bandı şişiren sıvının kaybedilmesine, mide açıklığının genişlemesine ve ardından kilo alımına yol açar. Bu durum da lokal anestezi altında düzeltilebilir. Port yüzeye çekilir, deliği de kapsayacak şekilde küçük bir parça kesilir ve kalan tüp yeniden takılarak port yerine yerleştirilir. Bu problem nedeniyle sistemlerin tasarımı da değiştirilmiştir. Günümüzde bu problemi önlemek için tüpün 2 cm distal kısmı koruyucu bir tabaka ile kaplanmaktadır.

 


Uzun vadede başarı oranları nasıldır?

 

Değişik prosedürlerle yapılan çok sayıda çalışmada farklı sonuçlar bildirilmiştir. Bilinmesi gereken hiçbir zaman % 100 başarı garantisinin olmadığıdır.

 


Gastrik By-Pass Nedir?

 

Bu prosedür, gıdaların doğrudan ince barsağa geçmesi için kısa yol yaratır. Bu sayede gıda emilimi azaltılır. Böylece pek çok hastada kilo kaybı sağlanabilir. Bu yöntemde de çok sayıda farklı teknikler geliştirilmiştir. Halen kullanılmakta olan bir teknikte midenin üst kısmı boyunca stapler denilen otomatik bir cihazla dikişler yerleştirilir. Dikiş hattı midenin kalan kısmından ayrılarak bir poş oluşturulur ve burası ince barsağın yaklaşık 250-300 cm alt kısmına birleştirilir.

 

Bu prosedürde kilo kaybı hem mide poşunda gıdanın erken birikimi ile oluşan doyma hissi ile, hem de incebarsakların çoğunu bypasslayan gıdanın emiliminin azalması sayesinde sağlanır.

 

Daha önce 2 kez staplerli ameliyat geçirdim. Midem çok kaslı yapıda olduğu ve stapler hattı açıldığı için ikisi de başarısız oldu. Bypass ameliyatı düşünüyordum, fakat daha önceki hikayem nedeniyle reddettiler. Bu durumda ayarlanabilir mide bandı yerleştirilebilir mi?

 

 Mümkündür. Ancak kilo verip normal kilonuza indikten sonra bir bypass geçirmeniz gerekebilir. Geçirilmiş Vertikal Banded Gastroplasti hastanın daha sonra ayarlanabilir gastrik band operasyonu geçirmesini mutlak olarak engellemez. Bu şekilde yapılan çok sayıda vaka vardır. Ancak sonuçlar tam olarak istenildiği gibi olmamaktadır. Hastalar 20-25 kilo kaybetmekte, ancak ilk olarak yapılan vakaların aksine kayıp nadiren 50 kiloyu bulmaktadır.   Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, VGB sonrası band uygulaması giderek daha az yapılmaktadır. Başarısız olmuş VGB sonrası en iyi ikincil operasyon by-pass’tır. Yapılması çok güç değildir ve iyi iş görmektedir. Hemen her vakada normal sürede istenen kilo kaybı sağlanmaktadır.

 


Ayarlanabilir mide bandı ameliyatından sonra çocuk sahibi olmak için ne kadar beklemeliyim? Çocuğumu beslemek için gıda alımını nasıl arttırabilirim?

 

Morbid obezite ameliyatından sonra gebelik ve doğum herhangi bir problem yaratmamaktadır. Ancak, hızlı kilo verme döneminin geçmesi için 6 ay kadar beklemek yararlı olacaktır. Cerrahiden sonra özel bir diyet rejimi yoktur. Kural, bebeğin her zaman ihtiyacı olan şeyi alacağıdır. Sadece, gebelik sırasında fazlaca bulantı kusma olursa, kayma problemini ortadan kaldırmak için bandın indirilmesi gerekebilir.  

 

Roux-en-Y ile gastrik by-pass arasındaki farklılıklar nelerdir?

 

Roux-en-Y de bir gastrik by-passtır. Gastrik by-passta mide yukarı seviyeden kesilmekte ve küçük-üst ve büyük-alt parçalara ayrılmaktadır. Daha sonra üst parça yukarı seviyeden ince barsağa birleştirilmektedir. Midenin büyük alt parçası ise sindirim dışında bırakılmakta ve bir daha asla gıdayla dolmamaktadır. Böylece hasta küçük bir mide ve kısa bir barsakla kalır. Bu daha hızlı doyacağınız (küçük mide yüzünden) ve yediğiniz gıdaların az bir kısmını sindireceğiniz (kısa barsak yüzünden) anlamına gelir.
Midenin küçük-üst bölümü ince barsağa çeşitli şekillerde birleştirilebilir: Antekolik gastroenterostomi (kalınbarsağın önünden mide-barsak anastomozu), retrokolik gastroenterostomi (kalınbarsağın arkasından mide-barsak anastomozu), enteroanastomozlu ya da enteroanastomozsuz (ince barsak arasında birleşimli-birleşimsiz), Fobi poş ve Roux-en-Y.

 

Dolayısı ile Roux-en-Y ayrı bir operasyon değildir, sadece midenin ince barsağa birleştirilme şeklini tanımlayan bir kavramdır. Roux-en-Y’de dahil olmak üzere, tümü gastrik by-pass operasyonlarıdır. Çoğu cerrahın tercihi mideyi ince barsağa Roux-en-Y şeklinde bağlamak olmaktadır. Hasta genellikle 4-5 gün hastanede kalmaktadır. Gastrik band operasyonu daha az invaziv olmakla birlikte, gastrik by-pass ta akılda bulundurulması gereken bir metoddur

 

Ayarlanabilir mide bandının olası komplikasyonları ve ölüm riski beni çok korkutuyor.

 

Postoperatif komplikasyon riskleri son derece düşüktür. Ancak ülkemizde ne yazık ki medyanın da yanlı tutumu ve yanlış bilgilendirmesi nedeniyle band operasyonları etrafında bir korku çemberi oluşturulmuştur. Oysa bu ameliyatlar ekibimizin haftada 2-6 arasında gerçekleştirdiği ve hastanın 1-2 gün içinde taburcu edildiği ameliyatlardır. Türkiye’de sadece en deneyimli iki hocamızın birkaç bin başarılı vakası vardır. Elbette bir risk vardır, ama caddede araba çarpması riski de her zaman vardır. Asıl önemli olan cerrahinin kendisi değildir. Cerrahi teknik son derece yalın ve deneyimli bir cerrah için kolaydır. Nihai sonucu etkileyen postoperatif takip ve  hastanın uyumudur. Bandlarıyla boğuşan hastalar hiçbir zaman uyumlu olanların yakaladığı başarıyı gösteremeyecektir.

 


Komplikasyonsuz gerçek başarı oranı nedir?

 

Yaklaşık olarak % 85-90. Başarısızlığın üç nedeni vardır: İlki hastadan kaynaklanan faktörler. Bazı hastalar kalorisi yüksek sıvı gıdalara yüklenmektedir. İkincisi bandın problemleri: (sızıntı, delinme) Üçüncüsü bandın hatalı yerleştirilmesi ya da yer değiştirmesi (Kayma, poş genişlemesi, hatalı yerleştirme=Cerrah hatası)

 

Cerrahideki komplikasyonlar yatış süresini ne kadar uzatır?

 

Bazı hastaların taburcu olması 1 haftayı bulabilmektedir. Şiddetli enfeksiyon sonucu genel beden iflası ve solunum ile ilgili ciddi sorunlarda yoğun bakım şartları gerekebilmektedir.

 

Ameliyata bağlı ölüm oranı nedir?

 

Avrupa’da 10.000’den fazla uygulanan Swedish band operasyonlarında sadece 1 ölüm bildirilmiştir.

 


Ameliyattan sonra yara açılması gibi problemler olmakta mıdır?

 

Yara açılması laparoskopik cerrahiden sonra mümkün değildir. Çünkü delikler zaten çok ufaktır. Açık cerrahiden sonra oran ise % 0.5’tir. Laparoskopik cerrahiden sonra yara enfeksiyonu neredeyse hiç görülmez. Açık cerrahide de bu oran % 0.5’ten azdır.

 

Cerrahiden sonra iz kalır mı?

 

Laparoskopik cerrahiden sonra minimal iz kalmaktadır. Bununla birlikte, 50 kilodan fazla verdiyseniz çoğu zaman bir karın germe operasyonu gerekmektedir. Bu ameliyatta bikini çizgisinin altında yatay ve uzun bir iz kalmaktadır. 

 

Hastanede ne kadar kalmam gerekir? Çalışmaya ne zaman başlayabilirim?

 

Laparoskopik ameliyatta 1 gece, açık olanda ise 2 gece yatmanız gerekmektedir. Hasta normal şartlarda 3 gün içinde evine döner. Genellikle 10 gün içinde de çalışmaya başlayabilir. 

 

Kilomdan dolayı ayağımda gelişen problem nedeniyle yürüyemiyorum. Kilom 200’ün üstünde. Aynı zamanda astım ve soluma güçlüğü nedeniyle oksijen kullanıyorum. Ayarlanabilir mide bandı bana uyutulmadan takılamaz mı?

 

Ne yazık ki bu prosedür genel anestezi olmadan yapılamamaktadır. Bu tarz hastaların öncelikle birkaç aylık çok yoğun bir diyet programına alınmaları ve genel sağlık koşullarının düzeltilmesinin ardından opere edilmeleri gerekir. Anormal derecede kilolu hastalarda ilk etapta daha basit olan band ile belli bir miktar kilo kaybı sağlanıp, ardından by-pass yapılabilir.
 

 

Mide bandında kullanılan port alerji ya da enfeksiyona yol açar mı? 

 

Çok değişik port tipleri vardır. İlk modeller temel olarak metal ve plastikten üretilmiştir. Günümüzde portların hemen tümünde metal olarak titanyum kullanılmakta, alerjik reaksiyonları önlemek için de kısmen ya da tamamen silikonla kaplanmaktadır. Bu nedenle genellikle portla ilgili yaşanan sorunlar enfeksiyon kökenlidir. Alerji hemen hemen hiç görülmemektedir. Port komplikasyonlarının oranı yaklaşık % 1’dir. Enfeksiyonda yapılması gereken tübün bağlanması, portun dışarı alınması, 2-3 ay sonra tam düzelme sağlanarak başka bir bölgeye yeni bir port yerleştirilmesidir. 
 

1994’de bir gastrik band (ayarlanamayan) operasyonu geçirdim. Bir süre işe yaradı, sonra etkisiz kaldı. Tüm kilolarımı geri aldım. 272 kiloyum. Kilomu kontrol altına alabilmemin bir yolu var mı?

 

Sizin operasyonunuzdan sonra köprünün altından çok sular akmıştır. Günümüzde teknik son derece farklıdır ve sonuçlarımız çok başarılıdır. Siz bir ameliyat veya ameliyat metodu ile kontrolün güç olduğu bir kilo grubuna giriyorsunuz. Öncelikle bir band operasyonu ile kilonuzun yarıya indirilmesi sonrası bir bypass operasyonu kombine olarak kullanılabilir. Band restriktif (kısıtlayıcı), by-pass malabsorbtif (emilimi azaltıcı) bir metoddur. Eğer 272 gibi bir kilodan bahsediliyorsa, her iki metodun kombine edilmesi gereklidir.
 

 

Yaklaşık 3 yıl önce gastrik bypass ameliyatı geçirdim. İlk 6-8 ayda çok hızlı kilo vererek 133’ten 94’e indim. Şimdi ise kilom 103 ile 158 arasında oynuyor. Ve bir türlü azaltamıyorum. Şu anda fark ettim ki, sürekli açım ve neredeyse ameliyattan önceki kadar fazla yiyebiliyorum.

 

Öykünüz üzücü. Genelde by-pass geçiren hastaların pek çoğunda sonuçlar yüz güldürücüdür. Çoğu amelitay sonucunda 25-30 arasında bir vücut kitle indeksine inerler. Sizinki ise 38 civarında. Dolayısı ile sizin durumunuz tıbbi anlamda tedavinin başarısızlığı olarak görülebilir. Bunu açıklayacak birden çok olasılık vardır. Teknik bir defekt olabilir (sizin dışınızda, ameliyatınızla ilgili) veya teknik dışı bir sebep (giderek daha fazla yemeye başlamanız) etkendir. Öncelikle neyin yanlış gittiğini belirlemek için incelenmeniz gerekiyor. Bu basitçe röntgenleriniz çekilerek yapılabilir. Teknik olarak her şey normalse geriye kalan tek açıklama sizin atılacağına güvenerek çok fazla yemenizdir. Yanıt buysa medikal tedaviyle (ilaç destekli veya ilaçsız bazı tür diyetler ) veya cerrahi olarak (ince barsak by-pass seviyesinin daha aşağıya alınması veya önceki prosedüre restriktif ikinci bir metodun eklenmesi.) müdahale gerekebilir. 

 

20 yıl önce obezite operasyonu geçirdim. Bir trafik kazasından sonra tekrar kilo almaya başladım. Mideme şiddetli bir direksiyon darbesi aldım ve ondan sonra sanki ameliyat olmamışım gibi hissetmeye başladım. Böyle bir şey olabilir mi?

 

Öncelikle, 1981’den önce en popüler  metod vertikal gastrik banding (VBG) olduğundan; bu operasyonu geçirmiş olmanız kuvvetle muhtemeldir. Midenize aldığınız darbeden sonra bandınız işlevini kaybetti ve şu anda basit olarak, obezite operasyonu geçirmemiş halinize döndünüz. Geçirdiğiniz operasyon revizyon ameliyatı için engel oluşturmuyor. Gastrik by-pass geçirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Biraz da şansınızın yardımı ile (gerçi pek yok gibi görünmekteJ) 26-28 gibi bir vücut kitle indeksi sağlanabilir.   

 

Kardeşimde divertikülit var. Bu durum obezite cerrahisini etkiler mi?

 

Divertikülit kendine has bir problemdir. Obezite cerrahisi geçirmenizde bir kontrendikasyon değildir. Bununla birlikte, bandan ziyade by-pass tercih edilmelidir. Band vücuda implante edilen bir yabancı cisimdir ve bu nedenle bir enfeksiyona nispeten daha duyarlıdır. By-pass operasyonunda implant yoktur. Ayrıca, by-pass sonrasında muhtemelen divertikülitte de düzelme olabilir.  Üstelik, ileride divertikülit için ameliyat gerekecek olursa, by-pass ve başarılı kilo kaybından sonra daha kolay olacaktır.   

 

Obezite cerrahisine uygun olup olmadığım hakkında kafam karışık. Takıntılı olarak aşırı yiyenlerdenim. Son 5 yılda 36 kilo aldım. Diyet ve egzersiz başarılı olmadı. Morbid obez olmaya doğru gidiyorum. Vücut kitle indeksim 33. Cerrahiye aday olmam için 25-30 kilo daha alıp, ciddi sağlık problemlerimin gelişmesi mi gerekiyor?

 

Genel olarak endikasyonlar belirlenirken normal kilolu bir bireyle kıyaslandığınızda ölüm riskinin anlamlı olarak arttığı kiloda olmanız gerekiyor. Vücut kitle indeksi 38’e ulaşana dek vücudun durumu kompanse edebildiği hakkında çok sayıda çalışma mevcuttur. Bundan sonra risk çok hızlı artmaktadır. Bu nedenle, ABD’deki FDA da dahil olmak üzere, dünyada pek çok sağlık otoritesi vücut kitle indeksiniz 38’in altında ise obezite cerrahisini önermemektedir. Ancak bazı ayrıcalıklar vardır. Obeziteyle bağlantılı olarak hipertansiyon, diabet gibi ek risk faktörleri varsa, uzmanlar vücut kitle indeksi 35’ e kadar obezite cerrahisi önermektedir. 

 

Biz de, çok ciddi bazı yandaş hastalık komplikasyonları olan, vücut kitle indeksi 33 olan hastaya operasyon öneriyoruz. Öte yandan, 38’in üstündeki vücut kitle indekslerinde risk çok hızlı artmaktadır. Hastalarımıza şunu söylüyoruz: 40 yaşında ve vücut kitle indeksi 40 olan bir bayan hastanın 50 yaşından önce ölmesi riski, 40 yaşında yeni saptanan meme kanserli hastayla aynıdır. Bu nedenle, obezite kritik hattı geçtiğiniz zaman çok tehlikelidir, ancak ondan önce değil. 

 

Ameliyattan iki ay sonra biraz ağrı hissettim. Doktorumla konuştuğumda safra kesemden kaynaklanabileceğini ve endişe etmememi söyledi. Şu anda bazı gıdaları almaya çekiniyorum. Bu durum sık görülen bir durum mudur?

 

Yakınlarda yapılan bir konferansta Fransa’dan sunulan bir çalışmada, obezite cerrahisi geçiren hastaların % 20’sinde sonraki 24 ay içinde safra kesesi taşlarının geliştiği gösterilmiştir. Bu çalışmada problem detaylı olarak incelenmiş, hızlı kilo kaybının safra tuzlarının yoğunluğunu değiştirdiği saptanmıştır.  Böylece safra kolesterolden süpersatüre (aşırı doymuş) hale gelmekte ve kolesterol kristalize olarak taş oluşumuna neden olmaktadır. Bu durum pek çok hastada görülmekle birlikte, bu konuda daha önce yapılmış böyle kapsamlı bir çalışma ve sayılar yoktur.

 

Bu durumda tartışmalı bir nokta da, o halde obezite cerrahisi geçiren her hastada otomatik olarak safra kesesinin alınıp alınmamasıdır. Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Bu durum elbette % 20 hastada işe yarayacaktır, ama diğer % 80 için bir neden yoktur. Bu nedenle etik olarak karar vermek oldukça güçtür. Öte yandan bazı araştırmacılar da safra kesesinin korunması gerektiğini, ameliyat sonrasında yaşanan sindirim problemlerinin bu sayede hafifleyeceğini bildirmektedir. Kısacası bu konuda son söz henüz söylenmemiştir.

 


Size en küçük oğlum için yazıyorum.  11 yaşında ve 21 kilo. Çok umutsuzum. Yerel bir obezite cerrahı ile görüştüm. Erişkin olmayan hastada AGB veya başka bir operasyonu yapamayacağını söyledi. Ama AGB veya başka bir metodla kilo vermesi sağlanırsa sağlıklı kilosunu korumak için çaba göstereceğine eminim. Neden onun bu tehlikeli fiziksel ve psikolojik duruma düşmesine seyirci kalıyorlar?

 

Obezite kongrelerinde en sık tartışılan konulardan biri de çocukluk çağındaki obezite cerrahisidir. Bu konuda deneyim fazla değildir ancak bazı bilgiler mevcuttur. By-pass gibi malabsorbtif ameliyatların kiloya bakılmaksızın, çocukluk çağında uygulanmaması gerektiği konusunda genel bir konsensus vardır. Malabsorbsiyon (emilim bozukluğu) çocukların büyüme ve gelişmesini engelleyebilir. Gastrik band gibi gastrik restriktif metodların uygulanabileceği kabul edilmekte ancak nadiren kullanılması ve çocuğun çok detaylı değerlendirilmesinden sonra uygulanması önerilmektedir.

 

Obezite cerrahisi geçiren çocukların psikolojisi ile ilgili iki yeni yayın vardır. Her iki çalışma da cerrahi geçiren çocukların çoğunda ciddi depresyon bulunduğunu rapor etmiştir. Obez çocukların çoğunun altta yatan psikolojik bozuklukları olduğu ve yiyeceği anksiyetelerini kontrol etmenin bir yolu olarak kullandıkları sanılmaktadır. Gıda adeta bu çocukların Prozac’ıdır. Obezite cerrahisi uygulandığında bu çocukların elinden Prozac’ları alınmakta ve dolayısıyla depresyonları derinleşmektedir.  Bu raporlarda iki çocuğun obezite cerrahisinden sonra intihara teşebbüs ettiği, ancak allahtan başarılı olamadıkları da bildirilmiştir.

 

Gelişme fazının çoğu atlatıldığından, bir öneri de obezite cerrahisinin mümkünse çocuk 15-16 yaşında gelene kadar ertelenmesi önerilmektedir. Çoğu merkezde bu kural hassasiyetle uygulanmaktadır. Ancak bandın dolumu da dahil teknik takibi yapabilecek ve cerrahiden sonra çocuk psikoloğu veya psikyatristi ile yakın temas içinde hastayo takip edebilecek bir cerrahın bu ameliyatları yapması gereklidir.  
 
________________________________________________________________---------------------

 

1977’de bir gastrik bypass ameliyatı geçirdim. 129 kilodan 83 kiloya düştüm ve çok iyi hissediyordum. Şu anda tekrar 110 kiloya çıktım. Gastrik band uygulamasının mümkün olup olmayacağını merak ediyorum.

 

Açıkçası by-pass sonrası, ameliyat öncesindeki kilonuza dönmüş olmanıza şaşırdım. Bu durum bypass sonrası asla görülmez. Benim şüpjem, bir gastroplasti (VGB) geçirmiş olabileceğiniz ve şu anda stapler hattınızın açılmış olması. Sizin kilo seyriniz bu durum için tipiktir. Daha önceden VGB geçirdiyseniz, gastrik band ameliyatı olamazsınız, by-pass olmalısınız. Eğer gerçekten bypass geçirdiyseniz, bunun üzerine band yerleştirilerek tekrar kilo vermeniz mümkündür. Önerim öncelikle ameliyat raporunuzun bir kopyasını edinmenizdir. Karar buna göre verilmelidir. 

 

İki nedenden doalyı gastrik band ameliyatı için uygun bulunmadım. Birincisi, kısa süreli kesebilsem de, sürekli bırakamayacak şekilde immunosupressan (prednisone ve siklosporin) kullanıyorum. İkincisi, lap band silikondan imal edildiği için otoimmun hastalığı olan hastalarda kontrendike. Bildiğim kadarıyla Swedish band da silikondan mamül ve aynı sorunu yaşayacağım. Peki Fransız bandları nasıldır, neden imal edilir. Daha doğrusu, bir lupus hastası için önerebileceğiniz herhangi bir band var mı?

 

Piyasada 5-6 farklı band markası vardır. ABD’de onaylanmış olan tek marka Lap Band’dır. Bunun nedeni sadece diğerlerinin başvurmamış olmasıdır. Bütün markalarla aynı sorunu yaşayacağınızı tahmin ediyorum. Elbette gastrik by-pass bir seçenek olabilir, fakat steroid kullandığınız sürece ameliyat riskiniz de yüksek olacaktır. Steroid etkisi altındayken iyileşme daha güç olmaktadır. 

 

1-2 yıl içinde en az 1 çocuk sahibi olmayı planlıyorum. İnternette okuduğum kadarı ile bir problem olmayacağını düşünüyorum. Normal doğum gerçekleştirmiş hastalar var mı? Uyanık olunması gereken komplikasyonlar nelerdir?

 

Çocuk sahibi olmak hiçbir şekilde problem yaratmamaktadır. Obezite cerrahisinden sonra doğurganlığın arttığı da bir gerçektir. Ağır obezitenin komplikasyonalrından biri de düzensiz yumurtlama ve düzensiz menstrüel perioddur. Hatta bazı kadınlarda menstrüel period tamamen durmaktadır. 

 

Açık cerrahi operasyonda kesinin uzunluğu ne kadardır?   

 

Normal açık ameliyatlarda insizyon orta hatta ve yaklaşık göbeğe kadardır. Son geliştirilen tekniklerle 4-5 cm kesi ile band operasyonu mümkün olmaktadır. Aslında kesi izi çok da dert edilmemelidir, çünkü aşırı kilo verme sonrası zaten çoğunlukla ikincil bir estetik operasyon, yani karın germe gerekecektir. Bu ameliyatta eski ameliyat izleride ortadan kaldırılabilmektedir. 

 

Vücut kilo vermeyi durdurması gerektiğini nasıl bilmektedir. (Anoreksi hastası gibi görünmek istemem de..)

 

Gıda evinizi ısıtmakta kullandığınız gaza benzer. Ne kadar büyük eviniz varsa onu ısıtmak için o kadar fazla gaza ihtiyacınız vardır. Bu nedenle, beden er ya da geç kararlı kiloya ve bir dengeye erişmektedir. Aldığınız kalori miktarı vücudunuzun yaktığına eşit olana kadar kilo vermeye devam edeceksiniz. İhtiyacınızdan daha az almaya başladığınızda kilo vermeniz duracaktır.  Deneyimlerimizle ne kadar barsağın dolaşım dışında kalması gerektiği bilinmektedir. 
 

 

Daha önceki ameliyatlarımdan kalan yapışıklıkları da ayırıyor musunuz?

 

Batının açıldığı her ameliyatta mutlaka yapışıklıklar oluşur. Bunlar her seferinde giderek kalınlaşır. Ne kadar yapışıklık ayırırsanız, o kadar daha kalın yapışıklıklara yol açarsınız. Yani yapışıklıkların temizlenmesi daha beter yapışıklıklara zemin hazırlar. Bu nedenle, mümkün olduğundan daha fazla yapışıklığa dokunmuyor ve dokuya azami saygı gösteriyoruz. Çünkü cerrahide ne kadar kibar olunursa o kadar az yapışıklıklar oluşur.
 

 

Bir arkadaşım şu anda varolan reflü ve yanmamın, ameliyattan sonra, tavsiye edildiği gibi protein alsam ve aşırı küçük porsiyonlarla yesem de, şimdikinin en az 10 katı olacağını söyledi. Doğru mu? 

 

Göğüs duvarı arkasında yanma mide sıvısının özofagusa reflüsünden kaynaklanır. Mide sıvısının içinde bulunan asit midenin her yerinde üretilmez. Pariethal hücreler olarak adlandırılan hücrelerden salınır. Bu hücrelerin üst sınırı gastroözofageal bileşkenin yaklaşık 5 cm uzağıdır. Band bu hücrelerin sınırının üzerine konulmaktadır. Bu, pratik olarak bandın aslında asidin yemek borusuna reflüsünü engellediği anlamına gelir. İkinci önemli faktör ise hiatusun (diafragmdaki özofagusun göğüs boşluğuna girdiği açıklık) durumudur. Pek çok kişide hiatus sağlamdır ve gastrik sıvının özofagusa kaçmasına izin vermez. Pek çok obez hastada ise hiatus kasları gevşek hale gelir ve aslında reflü obezitenin bir komplikasyonudur. Gastrik band ameliyatı uyguladığımızda sıklıkla birkaç dikişle hiatus kaslarını da sağlamlaştırıyoruz. Bu iki faktörün sonucunda özofageal reflüsü olan pek çok obez hastada, ameliyat sonrasında belirtilerin hafiflediğini ve kaybolduğunu görüyoruz. İleri dönemde bandın dislokasyonu ile reflü hastalığı nüksedebilir. Eğer band aşağıya kayarsa pariethal hücrelerin üst sınırının altına inmiş olur ve bandın üzerinde üretilen asid reflüye neden olur. Günümüzde bandın kayması sütürlerle engellenerek bu durum oldukça azaltılmıştır. 

 

Eğer hamile kalırsam bebeğim benden yeterince besin alabilecek mi?

 

Kesinlikle evet. Üstelik ameliyat sonrası gebe kalmanız daha da kolaylaşacak ve kan şekeriniz düzene gireceğinden bebeğiniz daha sağlıklı olacaktır.
 

 

Saçlarım dökülecek mi?

 

Başlarda hızlı bir saç dökülmesi yaşayabilirsiniz. Fakat kilonuz dengeye geldikten sonra bu durum normale dönecektir. 

 

Cildimde sarkmalar olacak mı? Daha sonra bir estetik operasyon gerekecek mi?  

 

Muhtemelen bir karın germe ameliyatı gerekecektir. 

 

Cerrahiden ne kadar sonra egzersiz yapmaya başlayabilirim? 2 haftada çalışmaya dönebilir miyim?

 

Mümkün olan en erken dönemde ağırlığı yavaş yavaş arttırılacak şekilde egzersiz yapabilirsiniz. 4 hafta içinde her şey normale dönecektir. Çalışma için, 2 veya daha gerçekçi tahminle 3 hafta yeterli olacaktır.
 

 

Lap-Band, Heliogast gibi bandlarla Swedish bandın dolum özellikleri aynı mıdır? Sadece serum mu yoksa kontrast madde mi kullanıyorsunuz?  

 

Normal serumla doldurmak ile radyoopak madde ile doldurmak arasında büyük fark yoktur. Sonuç aynıdır. Fark sadece X-ray de bandın görünmesini isteyip istemediğinizdir. Kaldı ki kullandığımız Heliogast bandlar radyoopaktır. Gerçekte, dolum için skopi zorunluluğu da yoktur. Ancak bazı doktorlar dolumu radyoloji ünitesinde skopi eşliğinde yapmasyı daha uygun bulmaktadır. Açıkçası ben de öyle düşünenlerdenim.

 

Ayarlanabilir gastrik band ameliyatından sonra bir süre sadece sıvı gıdalarla beslenebileceğimi ve çok az miktarda alabileceğimi duydum. Bu su ve  diğer içecekleri ilelebet küçük miktarlarda içebileceğim anlamına mı geliyor? Yoksa bir bardak suyu normal şekilde içebilir miyim?

 

Hayır, bu durum sadece ameliyat sonrası 3-4 hafta için geçerlidir. Daha sonra bir seferde daha fazla içebilirsiniz. Bununla birlikte bir bardak sıvıyı aniden içtiğinizde ve özellikle soğuksa sizi rahatsız edecektir. Obezite cerrahisinin anahtar kelimesi ılımlı ve dengeli olmaktır.

 

Sjögren's Sendromu hastasıyım. Bu obezite cerrahisi için engel midir?

Genellikle hayır. Bazı vakalar yüksek doz steroid almaktadır ve ilaç kullanımı bir problem olabilir. Her vaka hastalığının ağırlığı, kullandığı ilaçlar gibi faktörlerle birlikte bireysel oalrak değerlendirilmelidir.  

 

SBazıları hedeflediğim kiloya geldikten sonra ve daha fazla kilo vermem gerekmiyorsa portun ve bağlantı tüpünün çekilerek bandın yerinde bırakılacağını söylüyor. Doğru mu?

Hem evet, hem hayır. Portu çekip tüpü de boşaltırsanız artık bandı ayarlayamazsınız. Bunu yapmak için tekrar port yerleştirmeniz gerekir. Biz bunu yapmıyoruz.

 


Ben kompulsiv eater denilen sürekli ve takıntılı yiyicilerdenim. Bu grupta, kompulsif olmayan fakat devasa öğünler yiyenlere göre başarı şansı nasıldır? Bandın bende işe yaramayacağından korkuyorum, çünkü benim en kötü takıntılarımdan biri sürekli dondurma yemek ki, bandın onu durdurması da zor herhalde

 

Bu grupta sonuçlar daha başarısız olabilir. Fakat kural değildir. Böyle olup, başarıl olan hastalarımız da vardır.

 

Yan Etkiler

 


GASTRİK BYPASS’IN YAN ETKİLERİ
{C}
{C}

 

Riskler

 

Gastrik Bypass büyük bir ameliyattır ve büyük cerrahi operasyonların taşıdığı riskleri taşır. Bu riskler genel olarak obez hastalarda daha da fazladır. Hangi tür ameliyatı olacağınıza karar vermeden önce, her yöntemin potansiyel komplikasyonlarını incelemenizde fayda vardır.

 

 

Komplikasyon Tipi


Yara enfeksiyonu
Batın enfeksiyonuna yol açan kaçak veya delinme
Geçişin sonradan çok küçük ya da büyük olması
Ölüm

 

.%


2%
1%’den az
1%’den az
0.3%

 


AYARLANABİLİR GASTRİK BANDIN ERKEN DÖNEM KOMPLİKASYONLARI

 

Pek çok cerrahi girişim gibi, ayarlanabilir gastrik band operasyonları da belli derecelerde riske sahiptir. Fakat genel toplamda çok az sayıda ciddi komplikasyonu olan, güvenilir operasyonlardır.

 

Erken Dönem Komplikasyonları:

 

Kusma

 

Hastaların çoğu gıda alımını takiben en az bir-iki kez ağrı hissetmiş veya kusmuştur. Bu durum çoğu vakada çok fazla ya da çok hızlı yemekten kaynaklanmaktadır. Eğer yavaş ve sakince yerseniz midenizden gelen sinyalleri daha rahat duyarsınız. Bulantı ya da ağrı hissettiğinizde yemeyi derhal kesmelisiniz. Tekrarlayan kusmalar bir ikaz sinyalidir. Bu durum yanlış yeme alışkanlıklarından kaynaklanabildiği gibi, gastrik poşun çıkışının çok dar olduğu anlamına da gelebilir. Böyle olduğu taktirde balonun tekrar ayarlanması gerekebilir. Düzenli kusma varsa mutlaka doktorunuzla bağlantı kurmalı ve problem ne ise çözmelisiniz. 

 

Kabızlık

 

Pek çok hastada ameliyatı takiben kabızlık sorunu baş gösterir. Bu temel olarak gıda alımının azalmasına bağlı olarak feçes miktarının ve dolayısıyla barsak hareketlerinin azalmasıyla ilişkilidir. Laksatifler zorunlu ise kitle etkisi oluşturan ajanlar yerine sıvı laksatifler (laktuloz) tercih edilmelidir.

 

Saç Dökülmesi

 

Pek çok hasta ameliyatı izleyen ilk altı ayda saç dökülmesinden yakınmaktadır. Bu durum relatif açlıkla ilişkilidir. Fakat hiçbir zaman kelliğe yol açmaz ve kilo sabitlenince normale döner.

 

Geç Dönem Komplikasyonları:

 

Ayarlanabilir gastrik band pek çok hasta tarafından iyi tolere edilir. Komplikasyon oranları düşüktür, fakat bu hiç komplikasyonu olmadığı anlamına da gelmez. Ameliyatı takiben aşağıdaki geç dönem komplikasyonlar görülebilir.

 

Enfeksiyon

 

Çok az sayıda, bandın çıkarılmasına yol açacak kadar şiddetli derin enfeksiyon olan vaka vardır. Aynı zamanda portun çıkarılmasına yol açan port enfeksiyonları da görülmektedir. Bu durumlar operasyonun başarısızlığı olarak değerlendirilmektedir. Enjeksiyonlar sırasında steriliteye azami dikkat gösterilmesi bu komplikasyondan kaçınmak veya en aza indirmek için büyük öneme sahiptir.

 

Band.Problemleri

 

Band erken dönemde delinebilir. Yeni nesil bandlar güçlü silikon tabakalara sahiptir ve bu pek gçrülen bir komplikasyon değildir. Laparoskopik ameliyat sırasında cerrahın grasperle bandı tutması zedelenmeye yol açmaktadır. Badn delindiğinde hastalar birden kilo almaya başlarlar. Bu durumda hastanın yeniden opere edilmesi ve bandının yenisiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

 

Band.Migrasyonu

 

Migrasyon, bandın mide duvarını aşındırarak mide lümenine göç etmesidir. Bu vakalar kesin olarak ameliyatın başarısızlığıdır ve hızla ameliyat öncesi kilolarını alırlar. Swedish bandla vakaların % 3’ünde migrasyon görülmüştür. Daha yumuşak olarak üretilen ve mideye temas alanı homojen hale getirilen yeni nesil Fransız bandları ile bu komplikasyon neredeyse ortadan kalkmıştır. Migrasyon genellikle ameliyattan 18-24 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bandları çok hızlı doldurulan ve yüksek volümde doldurulan hastalar bu komplikasyon yönünden artmış riske sahiptir. Dolum mutlaka yavaş ve kademeli olmalıdır. Swedish banda 9 ml, Fransız bandlarında ise 5-8 ml total volüm aşılmamalıdır. Bu kurallara uyulursa bu komplikasyon giderek azalmaktadır.

 

Port.Problemleri

 

Vakaların % 4’ünde port problemleri görülmektedir. İki tip problem vardır. Bunlardan ilki portun dislokasyonudur. En kötüsü, kendi etrafında ters dönebilir ve bu durumda enjekte edilmesi olanaksızdır. Bu ise ayarlanabilmesi için zorunludur. Bu durum lokal anestezi altında basit bir operasyonla düzeltilebilir ve hastaya büyük bir rahatsızlık vermez. İkinci problem bağlantı tübünün porta yakın bölgeden delinmesidir. Bazı hastaların göğüs duvarında veya portun olduğu bölgede aşırı yağ dokusu vardır ve bu nedenle bazen portun merkezini tutturmak zor olabilir ve tüp kazara delinebilir. Bu sıvının kaybedilmesine yol açar. Böylece açıklık artar ve kilo alma başlar. Bu durum da lokal anestezi altında düzeltilebilir. Port yüzeye çıkarılır, deliği de içeren küçük bir tüp parçası kesilir ve yeniden yerine yerleştirilir. Bu problem nedeniyle bandın dizaynı değiştirilmiştir. Tüpün distal 2 cmlik kısmı bu sorundan kaçınmak için koruyucu bir kılıfla kaplanmaktadır.

 

Lütfen obezite cerrahisinin mucizevi bir prosedür veya kolay bir kaçış olduğunu asla düşünmeyin. Başarılı bir operasyondan sonra bile, talimatlara uymamanız ameliyatınızı berbat edebilir. Bu durum kilo verememenize veya verdiğiniz kiloları tekrardan almanıza sebep olabilir.

 

Ameliyattan sonra çok başarılı sonuçlar için doğru çeşit ve miktarda gıda seçimi başta olmak üzere, yeme alışkanlıklarınızın düzeltilmesi hayati önem arzetmektedir. Cerrahi bunu sizin için kolaylaştırır. Küçük bir mide poşunuz olması ve çıkışının dar olması sürekli açlık duygunuzu ortadan kaldırır ve bir seferde yiyebileceğiniz gıda miktarını kısıtlar.

 

Bununla beraber, kalıcı ve süreki kilo kaybının sağlanmasında kritik rol ve elbette büyük ödül sizindir. Mevcut alışkanlıklarınızda zorunlu ayarlamaların yapılması kilo mücadelenizi kazanmanızı garantileyecektir.  Bu ayarlamaları yapamayacağınıza inanıyorsanız ya da yeterince istekli değilseniz; lütfen boşuna paranızı ve zamanınızı harcamayınız. Kendinizi gereksiz bir ameliyat riskine de sokmayınız.

 

Karar

 

Obeziteyi kontrol etmek için ameliyat kararını uçarı şekilde almayınız. Mental ve fiziksel efor başarıya ulaşmanın zorunlu bir parçası olduğundan; bu karar çok dikkatli bir düşünme ve gerekirse ailenizle tartışma aşamasından sonra alınmalıdır. Cerrahi ile ilgili hala aklınızda soru işaretleri varsa bizimle temas kurmaktan çekinmeyiniz.

 

Ameliyat kararını verdiyseniz, ardından genel bir fizik muayene ve gerekli ameliyat öncesi tetkiklerin yapılmasına geçilecektir.Kararınız ne olursa olsun, başarılı olmanızı dileriz.

Op.Dr. Murat Üstün tarafından hazırlanmıştır. Kaynak belirtilmek koşulu ile alıntı yapılabilir.