Efedrin:

Hem alfa hem de beta reseptörler üzerine etkili olan, sentetik adrenerjik sempatomimetik bir ilaçtır. Farmakolojik dozlarda bile sersemlik, başdönmesi, başağrısı, depresyon, öfori, ağız kuruluğu, postural hipotansiyon, çarpıntı, konstipasyon gibi yan etkiler oluşturması nedeniyle obezite tedavisinde önemli bir yer bulamamış olan ilaç grubudur. Efedrinin hipotalamustaki adrenerjik yollar ve ilişkili yapılar üzerinden etki ederek yiyecek alımını azalttığı düşünülmektedir. Efedrinin etkisi kafein ve metilksantinler ile artmaktadır (52).

Efedrin/Kafein:

Efedrine ve kafeinin kombinasyonunun, bunların tek başına kullanımlarından ve plasebodan daha fazla kilo kaybına yol açtığı gösterilmiştir (52). Efedrin adrenerjik özellik gösterir ve termogeniktir. Efedrinin etkisi kafein ile artmaktadır. Tremor, uyku hali baş dönmesi gibi yan etkileri vardır ancak 8 haftalık tedaviden sonra geçmektedir (52)

Beta Agonistler:

Esmer yağ dokusunun termogenezde önemli rolü vardır, ß-2 agonistler bazal metabolik hızı artırmaktadır ve deney hayvanlarında kahverengi yağ dokusu yoluyla termogenezi uyardığı gösterilmiştir (53). Deney hayvanlarında kullanıldığında yiyecek alımı azalmadığı halde vücut ağırlığı ve vücut yağ oranında azalma olmuştur. Bu sonuç enerji harcanmasını artırdığını göstermektedir. Bir beta agonist olan BRL 26830A ile yapılan çalışmalarda plaseboya göre anlamlı kilo kaybına neden olduğu gösterilmiştir (54).

Üçüncü ß adrenerjik reseptörün bulunması (ß-3 adreneceptor ß3AR) ve bu reseptöre karşı ilaçların bazı memelilerde obeziteyi düzeltmeleri bu alanda daha geniş araştırmalara neden olmuştur. ß3AR agonistleri esmer yağ dokudaki ve beyaz yağ dokudaki ß3AR lere bağ lanmakta ve adenilat siklazı aktive ederek cAMP yapımını artırmaktadır. ß1 ve ß2 adrenoseptörün aksine ß3AR hem Gs hem Gi proteinleri ile etkilişir. Bu etkileşim esmer yağ dokuda termogenezin aktivasyonuna, serbest yağ asitlerinin oksidasyonuna ve beyaz adipositlerde lipoliz aktivasyonuna, serbest yağ asitlerinin dolaşıma verilerek esmer yağ dokuda termogenez için kullanılmalarına neden olur.

ß3AR ile etkileşen ilaçlar, beyaz adipoz dokudaki yağ depolarının kahverengi adipoz dokuda kullanılmaları için transfer eder böylece obeziteyi tedavi edebilir (55). ß3AR agonistlerinin insanlarda etkin bir obezite ilacı olarak kullanılabilmesi için bazı niteliklerinin gerekir. Örneğin; ilaç ß1AR veya ß2AR üzerinde etkili olmamalı sadece ß3AR nin tam agonisti olmalıdır. ß3AR nin kahverengi ve beyaz adipoz dokuda eksprese edilmeli diğer dokularda (en azından yan etkiye ne den olabilecek dokularda) eksprese edilmemelidir.

İnsanlarda ß3AR nin BAT da belirgin olarak (56,57) ancak beyaz yağ dokuda oldukça düşük eksprese edildiği gösterilmiştir (58). Intestinal dokularda, safra kesesinde, prostatta kaslarda ve beyinde de eksprese edilmektedir. Deney hayvanlarında ß3AR agonisti CL 316,243 ile uzun süreli tedavide RMR de %45 artış olduğu gösterilmiştir. Ayrıca insulin düzeylerinde ve glukoz düzeylerinde düşüş sağlanmıştır. İnsanlarda kronik tedavide farklı sonuçlar alınmıştır (59-61)

Tiroid Hormonu:

Tiroid hormonu termogenik ilaçların prototipidir. Ancak doza bağımlı olarak metabolik hızı artırmaktadır. Farmakolojik dozlarda protein yıkımını artırır, kemikten kalsiyum kaybına yolaçar ve kardiyovasküler fonksiyon bozukluğu riskini artırabilir.

Obezitenin hipotiroidiye bağlı olduğu durumlardaki, yerine koyma tedavisi amacı dışında, obezite tedavisinde tiroid hormonunun yeri yoktur. Ancak çok düşük kalorili diyet uygulaması sırasında T3 düzeylerinin düştüğü bilinmektedir (62). Çok düşük kalorili diyet uygulanırken tedaviye T3 eklenmesi ile metabolik hız azalması önlenebilmektedir (63). Bu tip diyetlerde, kaybedilen kilonun %75'i yağsız doku kaybına bağlıdır. Çok düşük kalorili diyet uygulayarak zayıflama sırasında T3 azalmasının visseral proteinlerin oksidasyonunu kolaylaştırması, obezite tedavisinde tiroid hormonu verilmesini engelleyen nedenlerden birisidir.