Ayın Karanlık Yüzü Çocuk İstismarı ve Obezite

Çocuklukta Cinsel İstismar ve Obezite

Günümüzde dünyanın ve ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite salgınının genetik, çevresel ve bireysel birçok faktöre bağlı olduğu bilinmektedir. Çoğu zaman atlanan potansiyel risk faktörlerinden biri de çocuklukta yaşanan cinsel istismar olabilir. Çocukların cinsel istismarı maalesef  sanıldığından çok daha sıktır ve kız çocuklarının üçte, erkek çocuklarının da sekizde birini etkiler. Çocuklukta  yaşanan cinsel istismar öyküsü depresyon, anksiyete, madde bağımlılığı, somatizasyon ve yeme bozuklukları gibi çok çeşitli psikolojik sekellerle ilişkilidir.

Relatif olarak çok az çalışma çocuklukta cinsel istismarla yetişkin obezitesi bağlantısını incelemiştir. Bu çalışmalar da, en azından bir dereceye kadar bağlantı saptamıştır. Bu ilişki için olası açıklamalar, hastalıklı yeme davranışı, özellikle de binge eating (tıkınırcasına yeme)'nin olası bir uyum davranışı olduğu üzerine odaklanmıştır.

Gorey ve Leslie'nin 25 Kuzey Amerika çalışmasını değerlendirerek 1969-1991 yılları arasında yayınlanmış bu çalışmalarda 20000 birey incelenmiştir. Çalışmaya göre kadınlarda çocukluk çağı cinsel istismar oranı % 22.3, erkeklerde ise % 8.5'tir. Çocukluk çağı cinsel istismarı kısa ve uzun dönem psikolojik problemlere yol açar. Kısa dönemde depresyon, anksiete, uyku bozuklukları, somatik yakınmalar, fobi reaksiyonları, kendine saygıda azalma, entellektüel, fiziksel, sosyal ve seksüel gelişmede defektler görülür. Uzun vadede ise post-travmatik sendromdakine benzer şekilde madde bağımlılığı, seksüel disfonksiyon, borderline kişilik bozukluğu ve intihar eğilimi sıktır. Seksüel istismarın daha ağır formları, daha yüksek oranda psikyatrik tanılara gidebilmektedir. Geçmişinde istismar öyküsü olan kadınların yarıdan fazlası herhangi bir psikyatrik rahatsızlık nedeniyle tanı konmuş hastalardır.

Hastalıklı yeme davranışı da çocukluk çağı cinsel istismarının yaygın bir psikolojik sekelidir. Bu, aynı zamanda bu durumla obezite arasındaki en güvenilir neden-sonuç ilişkisidir. Anoreksia nervosa ve bulimia için çeşitli araştırmalar farklı sonuçlara yol açmıştır. Güncel bir derlemeye göre çocukluk çağı cinsel istismarı bulimia nervosa için nonspesifik bir risk faktörü olarak bulunmuş, fakat anoreksia nervosa için böyle bir bağlantı saptanmamıştır. 15 çalışmadan 10'u, istismarla bulimia nervosa arasında pozitif bağlantı olduğunu bildirmiştir.

Çocukluk çağı cinsel istismarı ile obezite arasındaki ilişkiyi araştırmak üzere düzenlenen bir klinik çalışmada, bir kilo kontrol programına katılan obezite hastaları arasında istismar öyküsünün şaşırtıcı oranda yüksek olduğu bulunmuştur. İncelenen 131 hastadan, tecavüz veya istismar öyküsü olanlarda morbid obezite % 60 iken, böyle bir öyküsü olmayanlarda % 28'dir. Özetle, taciz kurbanlarında sadece obezite oranı fazla olmakla kalmayıp, obezitenin ağırlığı da daha ileridir. Herhangi bir taciz yaşamamış olanlara göre, böyle bir öyküsü olanların 35'in üzerinde BMI'a sahip olma oranı 1.4-1.6 kat daha fazladır.

Araştırmacılar cinsel istismarla obezite arasındaki ilişkiyi açıklamak için çeşitli modelleri incelemişlerdir. Bazı araştırmacılar, obezitenin bir kendini koruma mekanizması olarak ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Tacize uğrayan kız çocuğu yeme bozukluğu geliştirerek bedenini istenilir olmaktan uzaklaştırmaya, böylece tacizcisinden ve potansiyel istismarcılardan korunmaya çalışmaktadır. Cinsel istismar öyküsü olan kadınlarda kilo kaybı ve tacize uğranılan kiloya inilmesi posttravmatik stress bozukluğu belirtilerini başlatmaktadır. Weiner ve Stephenson bunu, bazı kadınların "bariyer kiloları" olduğu şeklinde açıklamıştır.

Sonuçta, obezite bazı romantik ve stabil ilişkilerde pozitif bir rol de oynayabilir. Obez hastalar kendini seksüel yönden daha az çekici hissettikleri için, eşlerin kıskançlığı konusunda daha az endişelenirler. Bu grupta, kilo kaybı ile birlikte eşlerinin kıskançlığında artış bildirenlerin oranı % 13'tür.

Yine ilginç şekilde, çocukluğunda istismara uğramış bireyler obeziteleri hakkında daha az mutsuzdurlar ve başarılı kilo kaybı sağlama konusunda daha az başarılı olmaya eğilimlidirler. Bu nedenle, kilo kaybı talebiyle gelen bireylerde yargılayıcı olmadan çocukluk çağı cinsel istismarı da sorgulanmalı ve istismara uğranılan kilo mutlaka kaydedilmelidir. O kiloya inilmesinin bariyerin aşılması anlamına geleceği ve posttravmatik stress bozukluğunu tetikleyebileceği gözönünde tutulmalıdır. Bu nedenle, bir psikyatrist ve psikolog obezite cerrahisi ekibinin ayrılmaz bir parçasıdır.

 Op.Dr.Murat Üstün tarafından hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden ve link eklenmeden alıntı yapılamaz..

 

 

 

Ad * :
Soyad * :
Email :
Yorum :
Kayıtlı yorum bulunmamaktadır.