Obezite Cerrahisinde Yöntem Seçiminde Hasta Anahtar Öneme Sahiptir!

Avustralya Monash Üniversitesi Obezite Araştırmaları ve Eğitim Merkezi (CORE) 15 yıllık mide bandı (kelepçesi) ameliyatı sonuçlarını yayınladı. Buna göre, prosedür güvenilir, etkili ve 15 yılın sonunda bile % 47 excess weight loss (fazla kilonun kaybı)korunmakta.

CORE direktörü Dr. Wendy Brown, ayarlanabilir mide bandı ile ilgili deneyimleri hakkında konuşurken, hasta takibinin önemine değindi ve bariatrik ve metabolik cerrahların tüm obezite ameliyatlarının faydalarına odaklanmaları gerektiğini vurguladı.

Brown'a göre, hastalarla bariatrik cerrahiyi tartışırken gözönünde bulundurulması gereken birçok önemli faktör var ve ameliyat öncesi değerlendirme de bunlardan biri..

"Hastalarımla ciddi bir süreyi onları ameliyat etmeden önce geçiriyorum ve o andaki sağlık problemleri, sosyal durumları, band veya diğer bariatrik yöntemlerden beklentileri hakında konuşuyoruz." diyen Brown, cerrahinin önemli inceliklerinden biri hastanın beklentilerini değerlendirebilmektir." diye ekliyor. "Bazı hastalar gerçekte erişilmesi olanaksız kilo kayıplarını beklerler. Ortalama olarak ise fazla kilonun % 50-60'ının kaybı başarılı ve olası bir hedeftir."

"Mide bandı veya herhangi bir diğer obezite ameliyatında hastalarla iletişim başarıyı etkileyen en önemli faktördür.  Bu metodların sihirli değnek olmadığı hasta tarafından çok iyi anlaşılmalıdır. Açıkçası, hala yemeye devam edebilecekleri ve kilo verecekleri herhangi bir operasyonun mümkün olmadığını bilmelidirler.  Bu prosedürlerin yaşam tarzını değiştirecek ve yolculukları boyunca onlara eşlik edecek uygulamalar olduğu vurgulanmalıdır. Obeziteyle mücadele tüm yaşamı kapsayan uzun bir yolculuktur."

Aynı zamanda hastanın evindeki ve sosyal ortamındaki çevrenin onu destekleyip desteklemediği de önemlidir. Destek grupları, arkadaşlar ve aile hastalar için çok önemlidir.

Her hasta, ameliyattan önce cerrahıyla görüşerek, tedavi seçenekleri hakkında detaylı bilgilendirilmelidir. Bu süreçte hasta aklındaki tüm soruları tatmin edici şekilde yanıtlamış olmalıdır. Her hastaya rutin olarak gerekmeyen psikolojik değerlendirmenin kanıtlanmış gerçek değeri çok düşüktür. Sadece ağır psikolojik sorunların hissedildiği hastalarda seçici olarak psikolojik değerlendirme yaptırılabilir.

Pek çok çalışmada hastanın ameliyat öncesi psikolojik değerlendirmesinin sonuçlara etkili olmadığı saptanmıştır. Dolayısıyla pek çok merkezde bu uygulama yararlı ve gerekli bulunmamaktadır. Ameliyat sonrasında davranışsal değişiklikler konusunda psikolojik danışmanlık daha verimli olmaktadır.

İlginçtir ki, Monash klinikte düzenli multidisipliner takım toplantıları yapılmamaktadır. En iyi klinik uygulamaları belirlemek ve güç klinik olguları tartışmak için yılda 3-4 kez toplanılmaktadır. Brown, hastalarla birebir görüşmelerin daha yararlı olduğuna inanmaktadır. "Kanserle ilgili multidisipliner ekibimiz her hastayla görüşmektedir. Fakat bariatrik deneyimimiz, her hastanın tüm takım tarafından değerlendirilmesinin sonuçlara katkısı hakkında çok az kanıt olduğunu göstermiştir."

Hastaların çoğu obezite ameliyatından önce kilo almaktadır, çünkü bunu istedikleri gibi yiyebilecekleri son şans olarak görmektedir. Bu nedenle, Brown hastalarını ameliyat öncesinde 2 haftalık düşük kalorili diyete tabi tutmaktadır. Bu uygulamanın da ameliyat sonrası sonuçlarla ilgili kanıtlanmış faydası olmasa da, Brown ameliyattan önceki bu iki haftalık dönemin hasta için yoluluğun başladığı anı simgeleyen bir işaret olduğunu düşünmektedir.

"Gerçekten de, hangi hastanın başarılı olacağını ameliyattan önce öngörebilmeyi isterdim. " diyen Brown, "Psikolojik indikatörlere baktık, fizyolojik verileri, özofagus manometrisini, metabolik yapı ve değerleri inceledik; fakat kimin daha başarılı olacağını gösterebilecek iyi ameliyat öncesi belirteçleri saptayamadık" demektedir.

Ameliyat Sonrası Tedavi

15 yıllık sonuçlarının da gösterdiği gibi, laparoskopik ayarlanabilir mide bandı çok etkilidir. Bununla birlikte, Monash takımı, eğer bir hasta ilk üç ayda % 25 EWL sağlayamadıysa, genellikle tatminkar kilo kaybı da sağlayamayacağını öngörmektedir. "Bunun bir sonucu olarak, erken dönemde daha da yoğun bir tedavi üzerine odaklandık. Böylece, yeme alışkanlıkları veya diyetsel hatalara yol açan psikolojik nedenler varsa erken dönemde müdahale ettik" diyen Brown, "Genellikle hastalar ilk 3 ayda çok motiveydi, böylece daha da fazla kilo verebileceklerine dair umutları güçlendiğinden, çoğunlukla da öyle oldu" diye ekliyor.

"Bazen ameliyat öncesi bilgileri değerlendirmenin, Paris'e gitmeden önce gezi rehberi okumaya benzediğini düşünüyorum. Oraya gitmeden okuduğunuz hiçbir şey fazla anlamlı değildir. Oraya gidersiniz, sonra rehberi tekrar okuduğunuzda herşey çok daha anlamlı hale gelir. Bu nedenle, hastalarımıza amleiyat sonrası karşılaşacakları ile ilgili detaylı bir rehber sunuyor ve yolculukları sürdükçe bilgileri birlikte tazeleme imkanı buluyoruz.."

Hastalar ameliyat öncesi düzenli olarak diyetisyenle görüşmüyorlar. Brown, bunun uzun vadede sonuçlar üzerine etkili olduğunu düşünmüyor. Hastalara diyetleriyle ilgili bilgileri cerrah veriyor, hatta ameliyat öncesi diyetisyenle toplantının "aşırı bilgi yüklemesi"ne yol açacağını düşünüyorlar.

Hastalar diyetisyeni ameliyattan sonraki ilk birkaç haftada görüyor ve yarı katı-katı gıda geçiş döneminde destek veriliyor. Benzer şekilde psikolog da hastaları gereksinime göre değerlendiriyor. Hastanın cerrahla ilk kontrol muayenesi 4 hafta sonra gerçekleşiyor. Bu muayenede genellikle ilk band dolumu yapılıyor.

Daha sonra hastalar her 3-4 haftada bir gelmek üzere kontrole çağrılıyor. Bu kontrollerde band dolumuna değil, daha çok hastanın neler yediği ve neden yediği konusuna odaklanılıyor. İlk 6 ayda açlık hissinin kontrolü başarıda kilit öneme sahip. O nedenle kontrollerin aksatılmaması önemli. 6 aydan sonra 3-4 ayda bir kontrol yeterli. Bazı vakalar için bu yolda 1-2 de olabilir.

Obezite cerrahisinin başarısında hasta-doktor ilişkisinin hiç kopmaması önemli. Standart cerrahi eğitiminde yeri olmayan bazı komplikasyonların olmadığından emin olmak için bunların bir bariatrik-metabolik cerrah tarafından değerlendirilmesi bazen çok büyük sorunlara yol açmadan önlenmelerini sağlayabilir.

Sonuç olarak; obezite kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tüm obezite cerrahisi metodları güçlü bir ameliyat sonrası programıyla birleştirilirse daha iyi sonuçlar elde edilebilir. Pek çok diğer ülkede olduğu gibi, ülkemizde de sleeve gastrektominin takip gerektirmeyen bir operasyon olduğu şeklinde yanlış bir önyargı mevcuttur. Hatta pratiklerinin bir kısmında, ya da hasta buldukça bu operasyonları gerçekleştiren bazı "bariatrik cerrah adayları" da bu yanlış inanışa sahiptir. Oysa sleeve gastrektomi asla bir "Sleeve and Leave" (Kes-Bırak) prosedür değildir. Metabolik cerrahlar olarak, hastalarımızın metabolizmalarını değiştiriyoruz ve bu nedenle hastalarımızın hayatı boyunca gereken yeterli tıbbi bakımı sağlamak zorundayız.

Özetle, ameliyat sonrası yeme alışkanlıkları ile ilgili 20/20/20 kuralını aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Yemeklerinizi küçük tabaklarda servis edin, küçük çatal, kaşık ve bıçaklar kullanın. Lokmalarınızı 20 kere çiğneyin, çatalınızı 20 saniyeliğine bırakın ve bir tabağınızı 20 dakikada bitirin.

Belki bir gün mucizevi talbetlerle hastalarımızın metabolizmalarını düzeltebileceğiz. Ancak o zamana kadar, yöntemin ne olduğuna bakılmaksızın, obezite cerrahisi, morbid hastaları tedavi edebilecek elimizdeki tek yöntemdir. Bu nedenle, bariatrik cerrahlar da hangi prosedürün en iyisi olduğunu tartışmak yerine, tüm bariatrik prosedürlerin faydaları üzerine odaklanmalıdır. Obezite cerrahisi, tüm dünyada milyonlarca insanın sağlığını ve hayatını olumlu yönde değiştirme potansiyeline sahiptir. Hep birlikte çalışmayı öğrenip, birbirimizle savaşmayı bırakabilirsek bu potansiyel daha da artacaktır.   

Ad * :
Soyad * :
Email :
Yorum :
Kayıtlı yorum bulunmamaktadır.