Obezite Cerrahisinde BMI Kriteri Azaltılmalıdır!

UT Southwestern Tıp Merkezi araştırmacıları; obezite cerrahisi için halen geçerli BMI kriterlerinin, kardiyovasküler hastalık riski altındaki ve bariatrik cerrahiden fayda görebilecek bir grup obez hastayı sıklıkla tedaviden uzaklaştırdığını saptadılar.



Surgery for Obesity and Related Diseases, dergisinin Aralık sayısında yayınlanan çalışmada, ilk kez BMI ve kardiyovasküler hastalık arasındaki risk faktörü ilişkisi bariatrik cerrahi kriteri olarak araştırıldı. Çalışma UT Southwestern Endokrin ve Gastrointestinal Cerrahi şefi Dr. Edward Livingston ve ekibi tarafından yürütüldü.

Dr. Livingston “Sonuçlarımız kardiyovasküler risk faktörlerinin artan obeziteyle kötüleşmesinin şart olmadığını gösterdi.” diyor. Grup, aynı zamanda bir konsept olarak obezitenin kardiyovasküler risk profiline ve artmış ölüm riskine tetikleyici etkisini de tanımlamaya çalıştı. Araştırmacılar 3. National Health and Nutrition Examination Survey veritabanından elde edilen verileri, obezitenin bir fonksiyonu olarak bilinen kardiyovasküler risk faktörlerinin varlığını araştırmakta kullandılar.

Çalışma 1988-1994 yılları arasında kesitsel olarak yürütüldü. 17234 deneğin tümü de 20’den yüksek BMI değerlerine sahipti. BMI doktor ofislerinde obeziteyi ölçmekte sıklıkla kullanılan ve kilonun boyun metre cinsinden karesine oranından elde edilen bir değerdir. Normal BMI 18.5 ile 25 arasında iken, 40 veya üzerindeki kişiler morbid obez olarak sınıflandırılmaktadır.

Günümüzde genel kabul gören kriterlere göre; BMI değeri 40’ın üzerinde olan hastalara ve 35’in üzerinde olup da insüline bağımlı olmayan diabet, uyku apnesi veya kalp hastalığı gibi yaşamı tehdit eden rahatsızlığı olanlara bariatrik cerrahi önerilmekte ve uygulanmaktadır.

Çalışmanın bulguları, bazı morbid obez hastaların daha az obez olan diğerlerine göre daha iyi kardiyovasküler hastalık riski profillerine sahip olabildiğini göstermiştir. Araştırmacılar, özellikle 30 gibi düşük BMI değerine sahip olan pek çok bireyin, daha yüksek BMI’ı olanlara göre çok daha kötü kardiyovasküler risk faktörlerine sahip olabildiğini buldular.

Dr. Livingston, bu bulguların obez olan, fakat morbid obez olmayan bazı hastaların kardiyovasküler hastalığı azaltmaya yardımcı olacak bariatrik cerrahiden fayda görebileceklerini düşündürdüğünü söyledi. Dr. Nicola Abate, (UT Southwestern Beslenme Merkezi İç Hastalıkları Doçenti) aşırı obez hastaların basitçe aşırı kaloriyi adipozidlerinde (yağ hücrelerinde) depolama kapasitelerinin daha fazla olmasının, kan akımına karışan ve böylece kalp hastalığına yol açan aşırı yağı engellemesini sağlayabileceğini belirtmektedir.

Dr.Abate, “Bulgularımız aşırı kaloriyi neredeyse sınırsız biçimde yağ olarak depolama yeteneği olan bir grup hasta olduğunu düşündürmektedir.” diyor. “Bu durum, trigliseridler ve kolesterol gibi kalp hastalığını arttıran plazma metabolitlerinde değişimleri önlemektedir. Aksine, daha az miktarda yağı, vücutlarının alt bölümlerinde depolayabilen hastalar, sıklıkla aşırı plazma trigliserid ve kolesterol oranlarına sahiptirler, ki bu da onların kalp hastalığı riskini arttırır. BMI değerleri günümüzde önerilen eşiğin altında olsa bile, bu hastalar bariatrik cerrahiden büyük oranda fayda görebilirler.”

DALLAS 18 Aralık 2007 Dr. Edward Livingston

KAYNAK: Surgery for Obesity and Related Diseases dergisindeki makaleden Op.Dr.Murat Üstün tarafından kısaltılarak çevrilmiştir. Sitemiz kaynak belirtilmek kaydı ile kullanılabilir.©

Ad * :
Soyad * :
Email :
Yorum :
Kayıtlı yorum bulunmamaktadır.