Gastrointestinal stromal tümör (GİST) adı verilen sindirim sistemi tümörleri, sindirim sisteminin destek hücrelerinden kaynaklanmaktadır. GİST genellikle bağırsak duvarında uzun ve yassı kitleler meydana getirir, küçük boyutlu tümörler genellikle bağırsak boşluğuna doğru büyür ve yüzeyinde ülser alanları içerir. Buna karşılık büyük çaplı tümörlerin beslenmeleri yeterli olmadığı için hücre ölümüne ve kanamaya neden olurlar.

GİSTler nadir görülen tümörlerdir, bütün sindirim sistemi habis tümörlerinin %3ünü oluştururlar. İnce bağırsakların habis tümörlerinin %20si, mide tümörlerinin %1-2si, yemek borusu ve kalın bağırsak tümörlerinin ise en azı GİST sınıfı tümörlerdir. Diğer bir ifadeyle tümörlerin %50-70i mideden, %33ü ince bağırsaklardan, %5-15i kalın bağırsaklardan köken alır. Buna karşılık habis tümörlerin %41-47si tanı sırasında uzak metastaz yapmıştır.

GİST olarak adlandırılan tümörlerin -30u saldırgan ve habis tavır sergiler. Buna karşılık mikroskopik değerlendirmede iyi huylu olduğu düşünülen tümörlerin bile zaman içerisinde habisleşme olasılığı olduğundan, cerrahi girişim ile çıkarılmaları gereklidir. GİST için başlıca olumsuz faktörler tümörün çapının 5 cmden büyük olması, hücrelerin bölünme oranının (mitotik indeks, bölünmekte olan hücrelerin hücrelere olan oranı) yüksek olması ve cerrahi tedavi sonrasında tümörün tam olarak çıkarılamamasıdır. Hastalığın kötü seyredeceğine ilişkin diğer faktörler tümörün parçalanması (rüptür), bağırsakların uç kısmında yerleşmiş olması, hücre içeriğinin fazla olması, beslenememe nedeniyle tümörde hücre ölümü, metastaz veya komşu dokulara yayılım olması ve c-kit geninde mutasyon olmasıdır. Hastalığın saptanmasında çok değişken bir tablo söz konusudur. Bir grup hastada GİST tanısı rastlantısal olarak konur. Buna karşılık büyük çaplı tümörlerde ülser ve kanama doktora başlıca başvuru nedenidir. Hastada karında hassasiyet söz konusudur, kanama mideden ya da bağırsaklardan olabilir. Vakaların %20sinde tümöre bağlı tıkanma ve bağırsak delinmesi meydana gelebilir. GİST bölgesel lenf düğümlerine nadiren metastaz yapar, daha çok bulundukları bölgeye yayılma eğilimindedirler. Uzak metastazları daha çok karaciğer (%50-65) ve karın zarınadır (%21-43). Metastazların sadece u akciğerler ya da kemikleredir.

Direkt radyografilerle tanı olasılığı zayıftır, ilaçlı grafiler kitlelerin saptanmasını kolaylaştırır. Bilgisayarlı tomografi daha fazla bilgi verir ve hastalığın yayılımının saptanmasını kolaylaştırır. Buna karşılık manyetik rezonans inceleme hastalığın yayılımının saptanmasında en başarılı yöntemdir.

GİST tedavisinde bir süre öncesine kadar tek tedavi seçeneği cerrahi girişimle tümörün çıkarılması olarak bilinmekteydi. Kemoterapi ve radyoterapinin etkinliği sınırlıdır. Yeni kullanıma giren tirozin kinaz inhibitörü sınıfı ilaçlar, c-kit geninin kontrol ettiği sinyal mekanizmasını engelleyerek tedavi konusunda başarılı bir seçenek ortaya koymuşlardır. Bu tedavi yaklaşımından elde edilen veriler hastaların %80den fazlasında hastalığın kontrol altına alınabileceğini göstermiştir.